Böyle Seçim de Olmaz, Demokrasi de! Kaynak : 18.04.2014 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır
Yerel seçimler biteli yaklaşık iki hafta geçti. Sonuçlar hâlâ tartışmalı. Sayım sırasında kırka yakın yerde kesilen elektrikler, kaçırılan seçim sandıkları, yanlış sayılan oylar, yırtık oy torbaları, yakılmış tutanaklar, sonu gelmeyen itirazlar ve iptaller… Örneğin, Ağrı’da oylar AKP’nin itirazı üzerine 15 kez sayıldı; sonuçta seçimin yenilenmesi kararı geldi. Öteki partiler itirazlarında AKP kadar şanslı olamadılar: Ankara, Yalova, Üsküdar, Esenyurt hâlâ çalkantılı.  
Enerji Bakanı’nın elektrik kesintilerini, trafoya kedi saldırısına bağlayan açıklaması yılın mizah şaheseriydi. Kediler trafolarda görevlendirilince, fareler de sandıklarda cirit atacaklardı kuşkusuz. 
Kısacası, bu seçim yıllar öncesinin şaibeli iki seçimini, 1946 ve 1957 seçimlerini anımsattı ve sanırım, kuşkulu seçimler listesine yaklaşık yarım yüzyıl sonra bir yenisi eklendi. 
Gelelim seçim yöntemine… Geçenlerde değerli dostum Melih Aşık’a anlatmıştım; o da söylediklerimi köşe yazısına “Sistem Çürük” başlığıyla aktarmıştı. Şöyle : 
“Mimar Doğan Hasol, tartışmamız gereken önemli bir siyasi gerçeği hatırlatıyor…
Eğer bir göreve bir kişiyi seçecekseniz mutlaka iki turlu seçim yapmanız gerekir…
Böylece bir adayın en az yüzde 50 oyla göreve gelmesi sağlanır.
Bu sistemde… Adaylardan herhangi biri yüzde 50 oyu ilk turda bulursa seçilir… Eğer bulamazsa (ilk iki aday için) ikinci tur yapılır. İkinci turda yüzde 50’nin üzerinde oy alan aday ipi göğüsler.
Böylece seçmen iki kez düşünmüş olur. Seçilen kişi seçmenlerin en az yarısını temsil eder.
Bizde ne oluyor? Bazen bir aday bir veya birkaç oyla seçiliyor. Bazısı yüzde 25 – 30 oyla ipi göğüslüyor. Seçmenin yüzde 70 – 75’inin benimsemediği bu aday 5 yıl görev yapıyor… Bu durumun akılda kalan örneklerinden biri Tayyip Erdoğan’dır.
Tayyip Erdoğan 1994 seçiminde oyların sadece yüzde 25’ini almıştı… O seçimde İlhan Kesici (ANAP) % 22, Zülfü Livaneli (SHP) % 20, Bedrettin Dalan (DYP) %15,5, Necdet Özkan (DSP) yüzde 12,3 aldılar… Erdoğan halkın 75’inin oyunu almadığı halde İstanbul Belediye Başkanı oldu… Seçim iki turlu olsa Erdoğan ve Kesici ikinci turda kapışacak, yüzde 50’nin üzerine hangisi çıkarsa o başkan seçilecekti… Sonuç seçmen iradesini daha iyi yansıtacaktı.”
Evet, tek kişinin seçileceği durumlarda seçimler böyle olmalı. Cumhurbaşkanlığı için nihayet böyle bir yöntem benimsenmiş durumda. Aksi halde düşük yüzdelerle ya da birkaç oy farkıyla beş yıl süreyle bir başkan seçmek, seçilen kişinin dışında hiç kimseyi tatmin etmiyor.  
Gelelim ikinci aksaklığa… Bizde usuldendir, her seçim öncesinde oyunun kuralları değiştirilir, yeniden belirlenir. Bu seçimin sürprizi, kentlerin çevresindeki beldelerin ve köylerin büyükşehire katılması şeklinde oldu. Böylece Büyükşehir Belediyeleri’nin sınırları il sınırlarıyla çakıştırıldı. AKP’nin, 6 Aralık 2012’de yani seçimden dört ay önce çıkardığı yeni Büyükşehir Yasası ile mevcutlara ek olarak 13 il daha büyükşehir haline getirildi. Böylece büyükşehir belediyesi sayısı önce 29’a, sonra, Ordu’nun da listeye eklenmesiyle 30’a yükseldi. 
Büyükşehir belediyesi olan illerde il genel meclisleri kaldırıldı; belediye meclis üyelerinin seçim esasları da yeniden düzenlendi. İşte asıl tutarsızlık, adaletsizlik de burada oldu. 
Yeni yasanın muhalefete karşı içerdiği tuzaklar seçim sonuçlarıyla açıkça ortaya çıktı. İktidar partisi, uzak köylerin, kırsal yörelerin büyükşehir belediyesi için oy kullanmasının AKP’nin seçilme şansını artıracağını hesaplamıştı. Buna ek olarak, büyükşehir belediye meclisi üyelerinin belirlenmesinde de o yörelere, merkez ilçelere göre büyük sayısal avantajlar sağlanmıştı. Uygulamanın en çarpıcı örneği Eskişehir’de görüldü. Eskişehir’de büyükşehir belediye başkanlığını kazanan CHP, belediye meclislerinde azınlığa düştü. Yeni düzenlemeye göre, CHP’nin seçimi kazandığı 800 bin nüfuslu merkez ilçeler Tepebaşı ve Odunpazarı belediyeleri, belediye meclisine 16 üye gönderirken, geriye kalan ve toplam nüfusu 90-100 bin dolayındaki öteki belediyeler 29 üye gönderiyor. İşte bu da iktidar partisinin, seçim öncesinde yani oyundan önce kural değiştirme marifetinin sonucu. Eskişehir, örneklerden yalnızca biri. Büyükşehir düzenlemesinin, AKP’nin belediyeleri tümüyle ele geçirme, geçiremese de belediye meclislerinde çoğunluğu ele geçirme planı olduğu şimdi daha iyi anlaşıldı.