İstanbul’un Mega(!) Projeleri Kaynak : 21.05.2014 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır
Yerel seçimler eğrisiyle doğrusuyla geride kaldı. Sürüp giden nafile çekişmeleri siyasetçilere bırakıp biz geleceğe bakalım. İstanbul’da bugün yapılmakta olanlar şehrin geleceğini karartabilir.
Son yıllardaki uygulamaların çoğu, plan dışı kararlarla oldu. Başta, arsaların değerini olabildiğince çok artırmaya yönelik yoğun ve yüksek yapılaşma… Bu gelişim İstanbul’u İstanbul olmaktan çıkaracak yolda hızla sürüyor.
Öte yandan özellikle Ankara’nın baskısıyla İstanbul’da geliştirilen ve mega projeler olarak anılan türden çok büyük maliyetli projeler söz konusu. Bu projeler İstanbul planlarında yok. İşte 3. Boğaz Köprüsü, “Başbakan’ın Çılgın Projesi” diye anılan Kanal-İstanbul, 3. Havalimanı. Bunlara bir de Avrasya Tüneli eklendi. Hepsi de ulaşımla ilgili projeler… Planlama açısından bakıldığında hepsi sınıfta kalıyor. Ulaşım, trafik sıkışıklığı İstanbul’daki çarpıklığın yalnızca görünen yüzü… Tıpkı bir hastalığın belirtileri gibi. Üzerinde asıl durulması gereken konu bölgesel ve kentsel planlama. Ulaşım, planlamanın yalnızca bir parçasıdır.
Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın girişimiyle İstanbul Metropoliten Planlama (İMP) Bürosu kurulmuştu; doğru bir girişimdi. Büroda beş yüze yakın uzman görev almıştı. O çerçevede İstanbul’un 1:100.000’lik Çevre Düzeni Planı hazırlandı ve yasal onaylardan sonra 2009 yılında devreye girdi. Daha sonra yine bilimsel katılım ve çalışmalarla, 2011’de yürürlüğe giren Ulaşım Ana Planı hazırlandı.
Sonra ne oldu? Bu planlar bir yana bırakıldı. Ankara’dan gelen emirlerle, sivil emir-komuta zinciri içinde birtakım mega projelere girişildi. İşte yukarıda sıralanan 4 mega proje o kapsamda. Doğal ki İstanbul’da bugün yürütülmekte olan ve şehrin geleceğini sıkıntıya sokacak projeler bunlardan ibaret değil. Bu yazı kapsamında şimdilik yalnızca en mega(!)lara özetle değinelim.
3. Boğaz Köprüsü
Başbakan Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde, “3. Köprü olayı intihardır. Bu bir cinayettir” diyordu. Daha sonra görüşü değişmiş olmalı; yöreyi helikopterle gezerek köprünün yerini kendisi belirledi: Köprüler tuzağının yeni halkasını oluşturacak 3. Köprü, Boğaz’ın kuzeyinde Garipçe ile Poyrazköy arasında yapılacaktı. Onaylı Çevre Düzeni Planı’nda o köprü yoktu. Yeri böylece belirlendikten sonra plana işleniverdi. Bir yasal zorunluluk olan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporundan muaf tutuldu; şimdi inşa edilmekte. Gazetelerde, köprü  yolları için sürdürülen orman kıyımının fotoğrafları yer alıyor. Ama asıl çevre kıyımı daha sonra olacak. Ana yollara, kavşaklarla başka yollar bağlanacak ve ardından yoğun yerleşmeler gelecek; tıpkı 2. Köprü sonrasında olduğu gibi. Bütün bunlar, en temel şehircilik ilkeleri hiçe sayılarak İstanbul’un kuzeyinde yer alıyor. İstanbul’un akciğerleri konumundaki ormanların ve su havzalarının yok edilmesi pahasına…
Sonucun, Başbakan’ın vaktiyle söylediklerini doğrular nitelikte olacağı açık.
Kanal İstanbul
1994’te Ecevit ortaya atmış: Karadeniz’i Marmara’ya bağlayacak ve Trakya’yı ikiye bölecek bir kanal. Onaylı Çevre Düzeni Planı’nda bu proje de yok. Amaç, “İstanbul Boğazı’ndan geçecek gemileri bu kanala yöneltmek ve Boğaz’ı olası tehlikelerden korumak” şeklinde tanımlanıyor. Yaklaşık uzunluğu 40 km, genişliği ortalama 150 m, derinliği 25 m. Büyük maliyet, gemilerin ödeyecekleri geçiş ücretleriyle karşılanacakmış. Ne var ki proje gemilerin yolunu kısaltmıyor. Boğaz’dan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre bedava geçen gemilerin kanaldan niçin para ödeyerek geçeceklerini anlamak güç. Üstelik kanalın iki yakasına kurulacak birer milyon nüfuslu iki kentten söz ediliyor. İstanbul Boğazı için kaygı duyulan kaza türünden tehlikeler, kanalı ve o kentleri nasıl etkiler acaba? Yine Montrö’ye göre, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin bu proje üzerinde söz hakları var. Ayrıca, dünyadaki bütün kanalların stratejik sorun odağı oldukları biliniyor.
Bütün bunların ötesinde çevre uzmanları, Karadeniz ile Marmara arasındaki su düzeyi farkının oluşturduğu akıntıları ve çevresel dengeyi olumsuz etkileyeceği için bu projenin Marmara’da bir çevre felaketi doğuracağını haykırarak belirtiyorlar. Öte yandan, kanal da, yerleşmeler de yine Kuzey ormanlarını yok edecek nitelikte.
3. Havalimanı
Yürürlükteki Çevre Düzeni Planı, İstanbul’un iki havalimanına ek olarak üçüncü bir havalimanı öngörüyor; ancak, Silivri’de ve yıllık 60 milyon yolcu için. Buna karşılık, yapılmak istenen havalimanı 150 milyon yolcu kapasiteli ve kuzeyde. Bugün dünyanın en büyük havalimanı ABD’de Atlanta’da ve 90 milyon/yıl yolcu kapasiteli. Havacılıkta geçerli maksimum kapasite bu. İşin uzmanları, tasarlanan 3. havalimanına, yeri, çevresi, arazi yapısı, olağan dışı büyüklüğü nedeniyle karşılar; kuşların göç yolu üzerinde olması nedeniyle getireceği ekolojik sorunlar ve uçuş riski bakımından da kaygılılar. Ayrıca Yüksek Planlama Kurulu (YPK) ve Hazine Müsteşarlığı’nın da projeye karşı oldukları biliniyor.
Avrasya Tüneli
Asya ve Avrupa yakalarını deniz tabanının altından geçen bir karayolu tüneli ile tünel dışı yollardan oluşan proje yine lastik tekerlekli araçlar için… Tünel Göztepe’den dalıp Çatladıkapı’da yüzeye çıkacak, sonra da kıyıyı izleyen 4 gidiş, 4 dönüş şeritli yolla  Kazlıçeşme’ye bağlanacak. Bu 8 şeritli otoyolun Tarihi Yarımada’yı nasıl etkileyeceğini, tarihi İstanbul’un Marmara ile olan ilişkisini nasıl koparacağını okurların takdirine bırakalım.
İstanbul’a etkileri büyük tartışmalara konu olan bütün bu yap-işlet-devret projeleri için devletin girişimcilere rakamsal garantileri var. Son günlerde iktidar, çıkardığı bir yasayla bu projelere müteahhitlerin sağlayacakları krediler için de devlet garantisi tanıdı. Yani borçların kefili artık devlet, yani bizleriz, hepimiz… Hayırlı Olsun!
Bir kez daha vurgulayalım, kent yönetiminin abecesi şudur: Ulaşım, sorunun görünen yüzüdür; çözüm çağdaş planlamadır. Bilimsel yolla hazırlanmış bölge planı, şehir planı olmadan, “ben yaptım oldu” anlayışı ve oldubittilerle kent sorunları çözülemez. O anlayışla dünya şehri İstanbul yaşanabilir kentler sıralamasında gerilerde kalmaktan kurtulamaz.