Bravo Tugay Kaynak : 27.01.2000 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Tugay Kerimoğlu artık Glasgow Rangers’lı. Şu anda transfer yoluyla yurt dışında bulunan tek Türk futbolcusu.

Avrupalıyız diye övünüyoruz, ama Avrupa takımlarında temsilcimiz yok. Futbolcularımız yurt dışına gitmekte gönülsüzler. Burada rahatları yerinde, kendi ortamlarından kopmak istemiyorlar, belki de dışarıda yalnız kalmaktan korkuyorlar. Kısacası, hâlâ profesyonel değiller. Yalnız sporcular için değil, her profesyonel için asıl önemli olan uluslararası alandaki başarıdır. Konu hem sportif hem ekonomik… Dışarıya açılmak, dünya pazarına çıkmak hem sporcular için, hem de kulüpler için yararlı. Ocakta yetiştirilen sporcuların yurt dışına transferi kulüplere çok ciddi bir gelir kaynağı oluşturur; futbolcuyu transfer eden kulüp, onu geliştirip bir süre sonra daha yüksek bir bonservis bedeli karşılığında başka bir kulübe devretmeyi tasarlar.

1950 ve 60’lı yıllarda, iletişim olanaklarının çok sınırlı olduğu bir dönemde bile Avrupa birçok futbolcumuzu tanımış, transfer etmişti. Başka bir deyiş ve yorumla da futbolcularımız Avrupa’da top koşturma cesaretini gösterebilmişlerdi. Nedense çoğu İtalya’ya gitmişti o dönemde… Gidenleri burada bir kez daha analım isterseniz.

Beşiktaş’ın ünlü futbolcusu Şükrü Gülesin 1950-53 arasında Palermo ve Lazio’da oynamıştı. Kulübünce bonservis ücreti alınarak yurt dışına transferi yapılan ilk Türk futbolcusu Lefter’dir. Lefter Küçükandoniadis 1951-53 arasında Fiorentina’da, Bülent Esel 1951-54 arasında Spal’da, adaşı Bülent Eken 1950-52 arasında Salernitana, Palermo’da top koşturmuştu.

1960’lı yılların yurtdışına giden yıldızları Fenerbahçe’den Can Bartu, Galatasaray’dan Metin Oktay’dı. Üstün yeteneğiyle hem çok iyi bir basketbolcu, hem de çok iyi bir futbolcu olan Bartu futbolcu kimliğiyle Fiorentina, Venezia ve Lazio’da bulunduğu dört yıllık sürede kendisini İtalyanlara çok sevdirmiş, “Sinyor” takma adıyla anılır olmuştu. Metin Oktay 1961’de Palermo’ya transfer olduğunda Türkiye spor kamuoyunun sevgilisiydi. Genç kuşaklara futbol ve Galatasaray sevgisini aşılama misyonuyla yüklüydü adeta. Gözünü kırpmadan gitti Sicilya’ya. Bu futbolcularımızın tümü bugünkü kuşakların kolay anlayamayacakları olanaksızlıklar içinde, çamur sahalarda yetişmişlerdi. Daha sonraki yıllarda Engin Verel, Ender Konca ve Selçuk Yula da yabancı takımlarda görev aldılar. Ve Türkiye, Hakan Şükür’ün kısa Torino macerasına kadar uzunca bir süre için, oyuncu ihracına – istemese de – kapılarını kapattı. Juventus’un Hakan Şükür’ü transfer girişimleri de yine Hakan’ın isteksizliği yüzünden sonuçlanamadı. Trabzonsporlu Hami Mandıralı da yalnızca bir sezonu Almanya’da Schalke 04’te geçirdikten sonra yuvaya döndü..

Anımsamadığım başka örnekler olabilir. Bunların sayısının yukarıdaki listeyi çok kabartacağını sanmıyorum..

Bu kez sıra Tugay Kerimoğlu’nda… Tugay çok istekli ve hırslı olarak gitti. Aldığı kararda en büyük desteği de eski bir basketçi olan eşi… Başarısı, kulüplerimiz ve futbolcularımız için yeni bir çığır açabilir. Profesyonelce davranışından dolayı Tugay’ı bir kez daha kutluyorum. Artık Glasgow Rangers’ı da gönül sıcaklığıyla izleyeceğiz.