Bu Dünyadan Zaha Hadid Geçti Kaynak : 02.04.2016 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Ünlü mimar Zaha Hadid’in ani kaybı mimarlık dünyasında şok yarattı. 1950’de Bağdat’ta doğmuştu Irak kökenli mimar… Londra’da okumuş sonra da İngiliz uyruğuyla büyük başarılara tırmanmıştı.

Kendisiyle ilk karşılaşmamız Ağa Han Mimarlık Ödülleri Jürisi’nde bulunduğum 2001 yılında oldu; Zaha o yıl ödülün yönetimindeydi. 2002’de Roma’daki Pritzker Ödül törenine paralel olarak o günlerde American Academy’nin düzenlediği panelde ikimiz de konuşmacıydık. Panelin konusu: “Küreselleşmenin Mimarlığa Etkileri” idi. Zaha, dünyaya artık epeyce açıldığı için, “küreselleşme”nin tam bir savunucusuydu. Bense, küreselleşmenin yerel renkleri yok etmemesi gerektiğini savunuyordum.

En önemli mimarlık ödüllerinden biri olan Pritzker ödülü, izleyen günlerde, Ağa Han Jürisi’nde birlikte çalıştığımız Avustralyalı Mimar Glenn Murcutt’a verilecekti. Aynı ödülü iki yıl sonra Zaha kazandı ve o ödülü kazanan ilk kadın mimar oldu. Başarıları ve ünü arttıkça ödüller ardı ardına gelmeye başladı. İngiltere Kraliyet Enstitüsü RIBA’nın altın madalyasından sonra, İngiltere’de erkeklere verilen “Sir” unvanının eşdeğeri “Dame” unvanının sahibi oldu. İstanbul, Zaha’yı birkaç yıl sonra Kartal’ın dönüşümü için açılan, nedense Türk mimarlarına kapalı, sınırlı yarışma vesilesiyle tanıdı. Zaha o yarışmada birinci oldu.

Zaha’nın mimarlık tarzına gelince… Önceleri o dönemde geçerli Öklid geometrisinin elverdiği biçimler söz konusuydu. Bilgisayar destekli olanaklar geliştikçe yepyeni, cüretkâr, parçalı geometrilere açıldı. Eskiden ütopik sayılan biçimleri, tasarım, hesaplama ve yapım bakımından olanaklı kılan bilgisayar zenginliğinden yararlanıyordu. Bu anlamda geniş bir kadrosu vardı. Kuşkusuz, işverenlerin çağdaş anlayışı ve desteği de söz konusuydu.

Yapıtları, artık “ütopik” değil, “neo-futuristik” (yeni gelecekçi) diye adlandırılıyordu. Bakü’deki Haydar Aliyev Kültür Merkezi, Çin’deki Guanzhou Opera Binası, bu yıl tamamlanacak Dubai Operası, 2020 Tokyo Olimpiyatları için tasarladığı, bir uzay gemisini andırır Stadyum son yapıtlarından örneklerdir. Zaha’nın çalışmaları çağdaş özgür düşüncenin, kalıpları, üslupları reddeden “çoğulculuk” anlayışına uygun düşüyor.

O özgür yaratma ortamı, bizdeki tutarsız şehircilik anlayışları ve Selçuklu-Osmanlı taklidine dayalı eskiye öykünen mimarlık istemlerinin baskı ve dayatmaları altında ezilen mimarlık dünyamızdakinden çok farklı.

Ne diyelim?.. “Bu dünyadan Zaha geçti…” İz bırakarak.