| Bu Ne Biçim Spor ? |
Kaynak :
09.05.2001 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Şampiyonluk yolunda çok önemli bir futbol karşılaşmasını geride bıraktık. Maçı Fenerbahçe kazandı. Kendilerini kutluyorum. Fenerbahçe – Galatasaray maçı öncesinde medyanın güdümünde yaratılan fırtına hâlâ sürüyor. Medya, bu maçı yüzyılın derbisi ilân etti nedense.. Hangi yüzyılın olduğu belli değil. 20. yüzyıl geride kaldığına göre onun derbisi olamaz. Niçin bu abartı ?.. Yapılanlar, tiraj, reyting uğruna okuyucu, izleyici dalkavukluğu mu ? Sonuçta, çığırtkanlık, toplumu iyice gerdi ve maçı maç olmaktan çıkardı. Böyle giderse spor, spor olmaktan çıkacak. Öte yandan, siyaset yazarlarının birçoğu, “futbol yalnızca futbol değildir” kalkanının arkasına sığınarak bu maç için spor yorumculuğuna özendiler. Eskiden, futbolu küçümseyenler birer futbolsever olup çıktılar. Siyaset yazarları için acaba, Türkiye’de konu mu tükendi, yoksa yaptıkları iş, siyasetçilerinki gibi aşınıma uğrayıp saygınlığını mı yitirdi ? Ya da dikkatlerin siyasetten başka bir alana kaydırılması mı gerekiyordu ? Ciddi bilinen gazeteler kaç gündür bulvar gazetesi kimliğinde çıkıyor, kafiyeli amigo sloganlı manşetler birinci sayfaların büyük bölümünü kaplıyor. Bu abartmaların maçları çığırından çıkardığının, sporun sınırlarını kötü şekilde zorladığının farkında değil miyiz acaba ? Stat çevresinde görevli 6000 polis.. Mecidiyeköy’den Kadıköy’e otobüslerle topluca getirilip götürülen konuk seyirciler.. Bunların otobüslerine yolda yapılan taşlı saldırılar.. Tribünlerde bir yanda 40 bin yandaş, öte yanda iki bin. Kulübün |
denetimindeki stat hoparlörlerinden, konuklara yönelik tahrik ve hakaret dolu çirkin sloganları saatlerce yineleme özgürlüğü.. “Öleceğiz, öleceğiz, yeneceğiz” ya da “ölecek, ölecek, öleceksiniz” türünden sloganlar.. Atlı eşekli pankartlar.. Sahaya, konuk oyunculara atılan herşey. Konuk takım antrenörüne tam hedef isabet ettirilen su dolu pet şişeler.. Kısacası terör.. Her yerde terör.. Bu nasıl bir maç ? Savaş mı, spor mu ? Fenerbahçe antrenörü Mustafa Denizli bile maçtan sonra bakın ne diyor : “Çıkan olayları benim de kabul etmem mümkün değil, ama bu Türkiye’nin her yerinde, her stadında yaşanıyor”.
Doğal ki, yalnızca Kadıköy’de olanlara değil, nerede olursa olsun spora terör karıştırılmasına, sporun çığırından çıkarılmasına karşıyız. Son olarak Kadıköy’de yaşananlar, giderek tırmanan bu tür gelişmelerin doruğu oldu. Olanlar düpedüz terördür. Bunca polise, seyirci sayısındaki dengesizliğe, baskıya, korkuya ne gerek var ? Bütün bunların spordaki yeri nedir ? Taraftarın, oyuncunun, hakemin, herkesin baskı altında olduğu bir ortamda “spor”un anlamı kalır mı ? Bu maçta faul sayısıyla rekor kırıldı. Hakem her faule düdük çaldı; kart göstermekten çekindikçe de faullerin sayısı arttı; kesik kesik oynanan maçta oyun kalitesi düştü. Maç sonrasında yorumcular, bu olguyu, “hakemin, güvenlik amacıyla tribünleri gözönüne alması zorunluluğu”na bağladılar. Hakem tribünleri değil, oyunu yöneten kişidir. Bundan yana olduğum sanılmasın ama, sahada bir yabancı hakem olsaydı, o da tribünlerin baskısını dikkate alır mıydı acaba ? Nereye gidiyoruz ? Böyle spor olmaz. Başta federasyon olmak üzere herkes aklını başına toplasın.. |

