Büyük Hakan, Küçük Emre ve Öteki Büyükler Kaynak : 02.12.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Pazar akşamı bir TV programında ilginç tartışmalar vardı : “Hakan Şükür Fenerbahçe’ye gider mi ?” “Emre Belözoğlu’nu Galatasaray’a kim kazandırdı ?”..

Ali Şen’in birkaç gün önce bir gazetede çıkan ve Fenerbahçe’nin Hakan Şükür’ü transfer etmesini öneren yazısı konusunda ilgililerin görüşleri soruluyordu.

Ali Şen, “Fenerbahçe Başkanı, Okocha ve Baliç’ten aldığı paralarla, Galatasaray’ın ve Hakan’ın hayır diyemeyeceği rakamları önlerine koysun. Böyle bir transfer iki günde biter. Galatasaray’ın borcu azalır, Faruk Süren kurtulur. Yüzyılın en büyük golcüsü, benim sevgili hemşehrim Fenerbahçeli olur. Fenerbahçe Başkanı da, hem bu, hem öbür kongrede yine rahatça başkan seçilir” diye yazmıştı.

Görüşü alınanlar arasında en güzel yanıtı Hakan Şükür verdi : “Fenerbahçe’ye gitmek istemem. Türkiye’de kulüpler sabırsız. Parlak transferlerle gelenlerden hemen başarı bekleniyor. Ayrıca, Fenerbahçe’de kişisel başarı isteniyor, oysa Galatasaray’da ekip ruhu var. Ben hiçbir zaman kişisel başarının peşinde olmadım. Avrupa’da aranan, Galatasaray’ın içindeki Hakan Şükür’dür. Şu anda ben yalnızca Galatasaray’ı düşünüyorum.”

Ali Şen, bu transferin gerçekleşemeyeceğini bilmez mi ? Bilmesine bilir de, yine bir taşla birkaç kuş vurmak istiyor. Amacı, Galatasaray’ın ve Hakan’ın aklını karıştırmak.. Başkan Aziz Yıldırım’ı açmaza sokmak.. Nitekim aynı akşam, “Ben Aziz Yıldırım’dan umudumu kesmiş değilim. Aziz Yıldırım, Ali Şen kompleksinden kurtulsun” diyordu.

İkinci tartışma, Galatasaray’ın harika çocuğu Emre konusunda kendiliğinden çıkıverdi. Emre’nin olgunluğa doğru giderken

yaşından beklenmeyecek bir performans sergilediği ve Galatasaray’ın hem iç hem de dıştaki maçlarında şimdiden harikalar yarattığı anlatılıyordu. Söz arasında, Erman Toroğlu, “Emre’yi Adnan Polat Galatasaray’a kazandırdı” diyecek oldu. Başkan Faruk Süren telefonla katıldığı programda buna itiraz etti; bu başarının o zamanki yönetim kurulu üyesi Bülent Tulun’a ait olduğunu söyledi. Ve ekledi : “Gereksiz yere kahramanlar yaratmayalım..”

Gelelim işin doğrusuna.. Transfer işlerini kulüplerde genelde bir tek kişi kotarmaz, birçok kişinin katkıları olur. Emre’nin transferi de öyledir. 1995’te daha 13 yaşında iken Emre’deki cevher keşfedilmiş, Beşiktaş, Trabzonspor ve Galatasaray Emre’nin o zamanki kulübü Zeytinburnu ile transfer temaslarına başlamışlardı. O sıralarda, Galatasaray adına futbol şubesi meneceri Adnan Sezgin, Emre’nin peşindeydi. Altyapı antrenörü Salih Bulgurluoğlu da uzun süre izlemişti Emre’nin çalışmalarını.

Ne var ki, Zeytinburnu yöneticilerinin parasal beklentileri büyüktü. Trabzonspor’un milyarlarca lira önerdiğini belirtiyorlar ve Galatasaray’dan da en az aynı parayı istiyorlardı. Sonuçta Adnan Sezgin, Emre’nin babasını ikna ettikten sonra, geniş mevzuat bilgisi sayesinde bulduğu yasal bir formülle transferi çok kolay ve ekonomik bir şekilde, yalnızca 180 milyon lira karşılığında sağlamıştı. Böylece, Emre’nin transferi Alp Yalman’ın başkan olduğu yönetim kurulunun onayıyla yürürlüğe girdi. Emre’yi Galatasaray’a kazandıran kişi, ille de aranıyorsa, doğru isim “Adnan Sezgin”dir. Hakkını teslim edelim.