| Cahillik Öldürür |
Kaynak :
29.07.2004 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
İki hafta önceki yazımda İstanbulspor’un başına gelenleri anlatırken Kulübün yönetimine bir bankacının getirilmesi olayını eleştirmiştim. O yazım üzerine mimar Bora Akçay dostumdan ilginç bir yazı geldi. Son günlerde yaşadığımız olayları önceden özetleyen yazıyı buraya aktarıyorum : “Cumhuriyet’teki yazınız beni hem sevindirdi, hem düşündürdü. Elli yılı aşkın bir süredir taraftarı olduğum İstanbulspor’un içine itilmekte olduğu durum beni ve benim gibi birçok dostumu uzun süredir zaten üzmekte. Basında bu konuda uyarıcı yazıların yayımlanması o kadar gerekiyor ki. Bu arada kulüp yönetiminin konuyla hiç ilgisi olmayan bir kimseye teslim edilmesi bana 1964’lerde yaşadığımız bir olayı anımsattı. O zamanlar ünlü viyolonsel virtüozu Gaspar Cassado bir ziyaret amacıyla İstanbul’a gelmişti. Bu gezi sürecinde kendisine İstanbul’un müzik yaşamını tanıtıcı ziyaretler yaptırılmış ve bu arada İstanbul Belediye Konservatuarı da gezi programına alınmıştı. Bu ziyaret esnasında konservatuar müdürü ile tanıştırıldığında üstat merak edip bu müdürün müziğin hangi dalında uzman olduğunu sormuş ve müzikle hiçbir ilgisi olmadığını, konservatuarın belediyeye bağlı bir kurum olması nedeniyle müdürlüğüne bir bürokratın atandığını, kendisinin daha önceki görevinin ise “Mezarlıklar Müdürlüğü” olduğunu herhalde biraz da utanarak söylemişler. Bu dehşetengiz durum karşısında dili tutulan Cassado, ‘kırk güne kadar ölürsem bundan bilin’ demişti. Arkasından, ülkesine dönen bu büyük usta kısa bir süre sonra ölüvermesin mi ? Ertesi günkü Cumhuriyet’i arşivde bulmak olasıdır sanırım. Ön sayfanın alt bölümünde hâlâ gözümün önünde olan şu başlık, açıklama ve fotoğrafları beraberinde getiriyordu : ‘ESKİ MEZARLIKLAR ŞİMDİKİ KONSERVATUAR MÜDÜRÜ, GASPAR CASSADO’YU ÖLDÜRDÜ.’ Şimdi en büyük korkum batılı futbol ustalarından birinin İstanbul’a gelip bir de İstanbulspor Kulübünü ziyaret edeceğinin tutması. Adamcağızın kanına gireriz maazallah.” |
Bu yazı elime geçtiği gün, Cumhuriyet’te, memuriyete Avşa Adası’nda cami imamı olarak başlayan bir kişinin, Başbakanlık’a Ekonomik ve Mali İşler Başkanı olarak atandığı haberi yer alıyordu.
AKP kadrolaşması doludizgin gidiyor. Körükörüne sürdürülen kadrolaşmanın sonuçları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İşte, hızlandırılmış tren faciası. “Yandaş” özellikleriyle atanan acemi yöneticiler, “hızlan” demekle trenin hızlanmayacağını bilemediler; uzmanların uyarılarını da dinlemediler, hattâ garlara onları trene bakan ineklere benzeten afişler astılar. Kazadan sonra da Allah’ı suçlarına ortak etmeye kalktılar. Hızlandırma kararının kötü sonuçları belki bu kazayla da bitmedi. Hızlandırılmış uygulama sırasında İstanbul – Ankara demiryolu sistemi elden çıkmış olabilir. Japonya’da meydana gelen büyük uçak kazasından sonra, havayollarının başındaki kişi kusurlu olup olmadığı daha tartışılırken harakiri yaparak yaşamına son vermişti. Bizde Bakan ve DDY Genel Müdürü istifa etmekten bile kaçınıyorlar. Başbakan, yandaş yönetici bulma güçlüğü ya da inadıyla Ulaştırma Bakanı ile DDY Genel Müdürünü görevden uzaklaştırmaktan kaçınıyor. Onların çok pahalıya patlamış olsa da, hiç değilse, deneme-yanılma yöntemiyle birşeyler öğrenmiş olabileceklerini (!) düşünüyor belki de. Sonuçlar ortada… Cahil insan her şeyi bildiğini sanan insandır. Bu nedenle de çok tehlikelidir. Özetle, bunca masum insanı tren değil, cahillik öldürdü. Bu arada, İstanbulspor ne alemde ? O da acemi yöneticilerin elinde bir kazaya uğramasın… |

