| Tesettür Oyunları |
Kaynak :
22.07.2004 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Gelecek yıl Haziran’da Suudi Arabistan’da “İslam Oyunları” düzenlenecekmiş. Bizim yetkililer katılıp katılmamayı tartışıyorlar. Tartışmanın odağında da bayan sporcuların giyim kuşamı ile haremlik selamlık uygulaması yatıyor. Bu oyunlara katılmamız durumunda kızlarımız tümüyle örtülü giysilerle yarışacaklar. Ya erkekler ? Erkekler serbest. Onlar uluslararası federasyonların çeşitli spor dalları için belirlediği giyim tarzına uyacaklar. Yani kısıtlama yalnızca kadınlar için. Peki erkeklerin de, kadınların kötü bakışlarından (!) korunmak ya da o bakışlara neden olmamak için örtünmeleri gerekmez mi ? Kısacası, erkekler özgür, kadınlar değil. Niçin acaba ? Ayrıca iş giyim kuşamla da bitmiyor. Erkek antrenörler, hakemler, izleyiciler bayan sporcuların yarışlarını izlemeyecek. Kadınlar erkekleri izleyebilecekler mi acaba ? Tam bir haremlik selamlık uygulaması. 21. yüzyıl anlayışına ne denli uygun bir durum, değil mi ? Aslında spora ideolojileri bulaştırmak, yapılabilecek en büyük hataların başında gelir. Sporda siyasetin, dinin yeri olamaz; tıpkı siyasette dinin yeri olamayacağı gibi. Ayrıca spor, karakteri gereği, ayırıcı değil, bağlayıcı-birleştiricidir. Bir an için düşünelim… İslam Oyunlarının ardından Hıristiyan Oyunlarının, Musevi Oyunlarının, hatta Budist, Şintoist oyunlarının geldiğini… Ayrımcılığa dayalı bu tür etkinlikler insanları birbirine yaklaştırır mı, uzaklaştırır mı ? Gelelim biraz da işin pratiğine… Saçın telinin bile görünmesine razı olmayan bir düşünce |
biçimi, vücut hatlarının görünmesine de razı olmuyor. Bu durumda örneğin yüzücüler, mantoyla mı, yoksa eşofmanla mı yarışacaklar, ya da mayo giyip biz erkeklere mi görünmeyecekler ? Atletizmde yüksek atlayıcı yakınacak : “Birinci olurdum, ama, ah şu mantomun eteği (veya eşofmanımın paçası) çıtaya takılmasaydı !” Bayan sporcular, çöl sıcağında o kıyafetle, uzun mesafe koşularına, örneğin maratona – üstelik erkeklere de görünmeden – nasıl katılacaklar ? Belki de pek çok spor dalı giyim kuşam, kaçgöç nedeniyle oyun programının dışına atılacak.
Soralım : Bu oyunlara haremlik selamlık kuralını kim koymuş ? Erkekler mi, kadınlar mı ? Sporcu genç kızlara soran bile yok. Karar, erkek egemen toplumların kararı; despotluğun ürünü (“Despot” Yunanca’da erkek anlamına gelir). Peki bu kural nasıl uygulanabilecek ? Erkeklerin görmemesi nasıl sağlanabilecek ? Görevliler var, teknisyenler var… Onların bir şekilde, göz ucuyla dahi olsa kızlara bakmayacağını kim garanti edebilecek ? Maazallah ya görürlerse !.. Ben kız sporcu olsaydım çağdışı bir anlayışın egemenliğiyle düzenlenen bu oyunlara katılmazdım. Erkek olarak zaten hiç katılmazdım ya… Hayret edilecek şey, resmi yetkililerimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin gençlerini bu oyunlara göndermeyi düşünebiliyorlar. Gençlerimizin oyunlara katılması, içe dönük yansımalarla, ortaöğretimde olduğu gibi sporda da bölünmenin, ikileşmenin yolunu açan bir tuzak olur. Aman dikkat ! |

