Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar mı ? Kaynak : 02.10.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

2003 yılı kadınlarımızın yılı oldu. Başarıları sürüyor : Önce Sertab Erener, sonra Süreyya Ayhan ve Elvan Abeylegesse, şimdi de bayan voleybol ulusal takımı. Voleybolde kızlarımız beklenmedik bir çıkış yaparak Avrupa ikincisi oldular. Büyük başarı. Onları ne kadar kutlasak az.

Bu başarılar, toplumumuzu çok sevindiriyor, gururlandırıyor; ancak bir noktayı gözden uzak tutmayalım. Sağlanan başarılar hep bireysel, yani tutarlı bir sistemin ürünü değil. Bireysel üstün yeteneklerin ortaya çıkmasına ya da takım oyunlarında zaman zaman bu yeteneklerin bir araya gelmesine dayanıyor. Yoksa, Süreyya ve Elvan’ın başarıları Türkiye’nin atletizmde dünya çapında bir yere geldiğini göstermiyor. Aynı şeyi voleybol için de söyleyebiliriz. Bayan voleybol takımımızın Avrupa ikinciliğini kazanması Türk voleybolunun dünyada söz sahibi olduğunu göstermeye yetmiyor. Kısacası, başarıların sürekli kılınması için sistemli olması, sistemin kurulup işletilmesi gerekiyor.

Ne var ki kazanılan uluslararası başarılar çok önemli. Bunlar öncelikle dış dünyada Türkiye adını yüceltiyor, ayrıca ülke çapında, yeni kuşaklar için özendirici bir rol oynuyor. Bu başarıların, kapısında beklediğimiz Avrupa’ya verilebilecek en iyi mesajlar olduğu kesin.

Genelde, sistem kurulup korunamadığı takdirde başarılar sürekli olamıyor. Basketbolda “12 Dev Adam”la yaşadığımız önce büyük coşku, sonra düş kırıklığı da bu görüşü doğruladı. İsterseniz yakın tarihimize bakalım. Atatürk umutların tükendiği anda

parlayan bir yıldızdı. Kurduğu sistemi sürdürmek becerisini gösteremedik, başarılarını sürdüremedik. Kısaca sözüm şu : bir ülkeye bir tek Atatürk yetmiyor. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana geçen sürede Atatürk’e yaraşır milyonlarca insan yetiştirmeliydik. Seksen yılda beceremedik, yeni kuşakları eğitemedik, eğitemeden çoğaldık, akılcılık yerine dogmalara sarılanlar yüzünden, ileri gideceğimize geri gittik.

Yıldızlar parıldar, misyonlarını yerine getirirler, maddi varlıkları son bulur. Onların manevi parıltıları, sağladıkları toplumsal ivmeyle bir sistem içinde sürekli kılınabilmeli. Bu kez de ülke olarak en çok bunaldığımız anda yıldızlar parıldıyor. Dış ve iç bunalımlara, gerilimlere karşı bizi sevindiren, yüreklendiren, gururlandıran Sertab, Süreyya, Elvan, voleybolcu genç kızlarımız… Onlar Türkiye’nin gereksindiği kadın modelini ortaya koydular. Genç kuşaklara, baskı altında ezilen, yaşamları ve gelecekleri karartılan genç kızlarımıza örnek olacaklarını umalım.

Erkek egemen toplumumuz da alınan sonuçları başarı olarak kutluyorsa, kadınların başarılarından ders çıkarmalı. Bunların, “Davos Şıklığı (!)” ve dinci eğitimle olmayacağını artık herkes görmeli.

Sevinelim ama, avunmayalım, yetinmeyelim. “Bu başarılar hepimize birşeyler anlatmalı” diye düşünüyorum. Yoksa Milliyet’in spor sayfası manşetindeki “Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar”la mı yetinelim ? Ne dersiniz ?