Çamlıca Camisi Kaynak : 03.07.2016 - Hürriyet Pazar / Güliz Arslan | Yazdır

1. Caminin son halini nasıl buldunuz? Kısaca yorumlar mısınız?

Bilinen tasarıma göre caminin nasıl olacağını tahayyül etmek mimarlar için zor değildi. O bakımdan sürpriz olmadı. Sonuçta, boyutsal büyüklüğüyle dikkat çekebilecek bir yapı oldu. Yer seçiminde geleneksel yaklaşım, caminin ve külliyesinin kentsel yerleşmenin ortasında bir yaşam merkezi oluşturması şeklindedir. Bu kez, seçilmiş olan yer, kentsel yerleşimin dışındadır.

2. Sultanahmet Camisi’nin kopyası olacağı söyleniyordu, öyle mi olmuş sahiden?

Tam 400 yıl sonra Sultanahmet Camisi’nin bir kopyasını yapmak kolay olmadığı gibi, marifet de değildir. Sultanahmet Camisi’nin 1616’da yapılması marifetti. O cami bir şaheserdir. Her sanat dalında olduğu gibi, mimarlıkta da kopyanın, taklidin yeri yoktur. Taklit ya da kopya karşısında hepimize sorarlar: “400 yıldır hep aynı yerde misiniz? Söyleyecek yeni bir sözünüz yok mu?” diye.

Osmanlı zamanında malzeme türleri ve teknoloji çok yavaş ilerlediği halde her dönemde farklı tarzda camiler yapılmıştır. Bugün Avrupa’da gotik ya da barok kilise yapılıyor mu? Biz niçin klasik Osmanlı mimarlığının taklidinin peşindeyiz?

3.  Bu camiye bakınca gördüklerimizi nasıl değerlendirmeliyiz? Minareleri, kubbeyi, külliyeyi

Bugünün malzemesi, ileri teknolojisi, çağdaş yepyeni mimarlık eserleri yaratmak üzere sonsuz olanaklar sunuyor. Marifet, onların mimarca doğru kullanılmasıyla çağdaş yeni biçimler, yeni eserler üretilmesidir. Osmanlı’nın, hattâ Bizans’ın tuğla kubbesini sıradan betonarmeyle taklit etmek anlamsız oluyor.

4.  Bu caminin şehrin siluetine nasıl bir etkisi var sizce?

Caminin yeri seçilirken şehir siluetinin dikkate alındığını sanmıyorum. Sanırım öncelikli kriter, Boğaz’ın en yüksek ve en ünlü tepesine bir camiyi anıt olarak oturtma fikri olmuştur. Günümüzde İstanbul’da kentsel planlama ve kentsel tasarım ne yazık ki sürekli olarak göz ardı edildiği için yoğun yapılaşma ve fırlayan gökdelenlerle şehrin silueti kendi kendine, rasgele oluşuyor. İşte, sonuç ortada!

5.  Sizce bu cami için ‘İstanbul’un simgesi’ denebilecek mi?

İstanbul’un her dönemini temsil eden çok tutarlı simgeleri var. Yeni simgelerin de bugünün uygarlığını yansıtacak nitelikte olması gerekir. O nedenle, yeni bir simge hedefleniyorsa o, bugünden geleceğe bırakılacak anlam ve değerde özgün bir mimarlık eseri olmalıdır. 400 yıl önceki yapıtların taklidinin ya da kopyasının yeni, çağdaş bir simge oluşturması beklenemez. Bilindiği gibi, hiçbir taklit, özgün olanın değerine erişmez; bu, mücevherde olduğu gibi, sanatta da böyledir. Çamlıca Camisi’nin de, daha önce Ataşehir’deki cami örneğinde görüldüğü gibi, Türkiye Mimarlığına bir artı değer katması, iç ve dış mimarlık literatüründe yer alması söz konusu olmayacaktır.

Bu tür önemli yapıların, usulüne uygun mimarlık yarışmalarıyla gerçekleştirilmesi en doğru yoldur.