| Candan Başkan… |
Kaynak :
22.03.2007 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray Lisesi’nde okumuş olanları bünyesinde toplayan Galatasaraylılar Derneği’nin yeni başkanı Candan Erçetin oldu. Bu, Galatasaray topluluğu için büyük bir yenilik… 1868’de kurulmuş olan lise bir erkek okuluydu. Kızlar ilk olarak 1965’te Galatasaray’a alındılar. Yine de ilk yıllarda binalar ayrıydı. Kız öğrenciler Ortaköy’de, erkekler Beyoğlu’ndaydılar. Taa ki, ortaokulu Ortaköy’de bitiren kızlar lise için Beyoğlu’na gelinceye kadar… Kızların Beyoğlu’na gelişinde karşılama bando mızıkayla olmadı, hattâ, umulanın aksine, sıkıntılı oldu. Onların gelişi erkek öğrencileri mutlu etmemişti, çünkü bir kabule göre Galatasaraylılık erkek işiydi. Öyle görmüş, öyle koşullanmışlardı. Büyükler ağabey, küçükler kardeşti. Peki şimdi kızlar ne olacaktı ? Bunlar da nereden çıkmıştı ? Artık belki daha dikkatli davranmak, daha özenli giyinmek, maço davranışlardan uzaklaşmak gerekecekti. Yeni durum racona aykırıydı. Liseye gelen ilk kız öğrenciler ilk yılları benimsenmemenin, dışlanmanın verdiği büyük sıkıntılar içinde geçirdiler. Zaman birçok şeyi yoluna koyduğu gibi, bünyenin reddetmesi sorunlarını da hafifletti; ilişkiler normalleşti. Şimdi Candan’ın başkanlığı, bu normalleşmenin nerelere kadar geldiğini gösteriyor. Galatasaray’da yıllar boyu süregelen erkek egemenliği yerini eşitliğe bırakıyor. Gerçi daha önceki yıllarda da dernek yönetimine giren bayanlar olmuştu, ama başkanlık başka… Candan Erçetin bilek hakkıyla kazandı seçimi. Okuldaki bu değişim beni eski yıllara, öğrencilik yıllarıma götürdü. Okuldan bakıldığında “kızlar” demir parmaklıkların ötesindeki az bulunur hoş yaratıklardı. Bakışmanın, iki laf etmenin flört yerine geçtiği bir dönemdi bizimki. Zaten kız-erkek arkadaşlığına da, “konuşmak” denirdi. Kız arkadaşın adı, “konuşulan kız”dı; kızlar için de erkek arkadaş, “konuşulan çocuk”tu. Zaten ilişki konuşmanın ötesine pek gitmezdi ki… |
Okuldaki tiyatro gösterilerindeki kız rolleri için neyse ki Notre Dame de Sion Lisesi gibi bir kaynak vardı. Kimi zaman da öğretmen kızları, boşluğu doldururdu. Büyük bir açık da yıllık çaylarda görülürdü. Dans bilenlerimizin sayısı azdı. Ünlü Galatasaray Çayları için bir ay kadar öncesinden özellikle 12.nci sınıflarda dans hazırlıkları başlardı. Akşam etütlerinde kaçamak olarak sınıfça dans çalışmaları yapılır, bilenler bilmeyenleri eğitmeye çabalardı. İdare bu duruma, sosyalleşme(!) adına göz yumardı diye düşünüyorum. Bütün bu yoğun hazırlıklardan sonra asıl sorun, cumartesi (ya da pazar) günü öğleden sonra, şimdi yerinde Ceylan Intercontinental oteli bulunan, Galatasaraylı eski ünlü futbolcu Leblebi Mehmet yönetimindeki Taksim Belediye Gazino’sunda yapılacak çaya götürülecek eş (dam) konusunda yaşanırdı. Genellikle, dam bulmada akraba kızlarından medet umulurdu. Bu konuda başarılı ve şanslı olanların cakası genellikle çekilmez boyutlara varırdı. Böyle bir olanaktan yoksun kalanlar ise salonda bekâr (!) masalarını oluştururlardı. Eşli gelenlerin cakası, bir efsane şeklinde ders yılı sonuna kadar sürerdi. Liseli delikanlı günlerimiz böyleydi. Erkektik, ayrıcalıklıydık(!), maçoyduk. Sözümona erkek egemenliğinden, ödün vermezdik. Şimdi kadın-erkek eşitliğinde hiç değilse Galatasaray’da nereden nerelere geldik! Belki günün birinde, “Candan Başkan, Cimbom şampiyon” diye de bağırabiliriz ya da Yunanistan’da Melina Mercouri örneğinde görüldüğü gibi, Candan Erçetin TC Kültür Bakanı olur. Üstelik müzik, arkeloji ve yabancı dil bilgisi kariyeriyle niçin olmasın ? Orhan Mizanoğlu |

