| Çaresizlik Üretip “Çare” Görünmek |
Kaynak :
03.03.1999 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray Genel Kurulu’na 711 üye katıldı. Bunlardan 298’i yönetim kurulunu ibra ederken (aklarken), 240 üye aleyhte oy kullandı, gerisi oy kullanmadı ya da çekimser kaldı. Bu sonuçlara göre yönetim kurulu aklandı. Tarihte benzer durumlar olmuştu ama bu, son yıllarda görmeye alışık olduğumuz bir tablo değildi. Geçen yıl, mali bakımdan ibra (aklama) oybirliğiyle olmuştu, ondan önceki yıl ise yalnızca bir olumsuz oy vardı. Bu kez sonuçlar neden böyle oldu ? Geçen hafta da yazdığım gibi, Süren yönetiminde bölünmeler, anlaşmazlıklar vardı. Yönetim, iç tutarsızlığının yanısıra, son zamanlarda yaşanan olaylar, gelir-gider dengesinin kurulamaması, savurgan harcamalar, büyük banka borçları, bu nedenlerle oluşan ödeme güçlükleri, kurtarıcı olarak gösterilen anonim şirketteki başarısızlık, Ali Sami Yen Stadı projesindeki yöntem yanlışları, ertelemeler ve belirsizlikler nedeniyle bir hayli yıpranmıştı. Kulübün bu durumu, eleştirileri hiç dikkate almayıp eski tavrını sürdüren Süren yönetimine karşı üyeler arasında tepkilerin artmasına neden oldu. Süren, kendisi gibi düşünmeyenleri, eleştirenleri muhalefet oluşturmakla, Kulübe zarar vermekle suçlayan bir tavır sergilerken, bir gazete röportajında, “Bu kervan yürür” diyecek kadar ileri gidiyordu. Ve işte, 240 olumsuz oy bunlardan kaynaklandı. Aslında genel kurulun iyi değerlendirilmesi gereken bir uyarısıydı bu : yönetim ibra edilmişti, ama gidişten memnun olmayan üyelerin sayısı da bir hayli yüksekti. Başkan Faruk Süren’in bu uyarıyı da değerlendiremediği, genel kurul toplantısından hemen sonra TV’lere ve basına yaptığı açıklamalarda görüldü. Süren, bu 240 kişiyi “muhalefet olarak”, “karşı taraf” olarak tanımlayarak sonucu kınıyordu : 240 olumsuz oy için |
”bu, bir ölçü değil” diyordu. “Tepki seçimlerde olur. Alternatif var mı ? Yok.. Amaçları Galatasaray’ı daha zor duruma düşürmek” diye suçlamalarla sürdürüyordu konuşmasını. Kendisini alternatifsiz olarak gösteriyordu. Tanıdığım Süren, koskoca Galatasaray topluluğu içinde kendisini başkanlık için tek alternatif olarak düşünmeyecek kadar akıllıdır. Öyleyse niçin böyle konuşuyordu ? Yoksa, malî sıkıntılar nedeniyle Kulübün bugünkü zor durumunda, kalan bir yıllık süre için kimsenin göreve istekli olmayacağını mı ima etmek istiyordu ? Şayet kastı buysa, buna kısaca, “çaresizlik üretip kendisini çare olarak göstermek” denmez mi ?
Yönetim Kurulundan hoşnut olmayan yalnızca üyeler değildi ki.. Kendi Yönetim Kurulundan Faruk Süren bile şikayetçiydi; arkadaşlarının heyecanlarını yitirdiğinden yakınıyordu. Aynı şikayetler Yönetim Kurulu üyeleri arasında da vardı. Süren’in, yönetim kurulunu değiştirmek için fırsat aradığı biliniyordu ve geçen yazımda da belirttiğim gibi, “Yönetim Kurulunun yenilenmesi yolundaki operasyonun genel kuruldan hemen sonra gerçekleştirilmesi sürpriz sayılmamalıydı.” İşte şimdi Yönetim Kurulu, az farkla sağlayabildiği aklanmayı bir güvensizlik sayıyor ve zorunlu olmadığı, önünde bir yıllık süresi olduğu halde seçim genel kuruluna gidiyor. Memnun olmadığı yönetim kurulu, seçimler için kendisini ikna etmiş olacak ki, Süren artık, 240 oy için “bu bir ölçü değil; alternatif var mı ?” demekten vazgeçmiş görünüyor ve Yönetim Kurulu toplantısı çıkışında, yeni bir seçimle “güven tazelemek” ten söz ediyor. Riskli bir girişim.. İçine sürüklendiği koşulların ağırlığına karşın Galatasaray, güçlükleri kendi büyüklüğüyle aşacaktır. e-posta : hasmim7@ibm.net faks : (212) 211 34 20 |

