Cumhuriyetin 90. Yıldönümünün Ardından Kaynak : 04.11.2013 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır
Cumhuriyet’in ilk kuşağında doğmuş olmaktan hep büyük gurur duymuşumdur. Bitmiş tükenmiş, toprakları parçalanmış, kalanları da işgal altındaki bir imparatorluktan dipdiri bir cumhuriyet yaratıldı. Sultan buyruğu yerine, ulusun kendini yönettiği, çağdaş ilkelere bağlı, barış ve güven içinde yepyeni bir ülke…
Çok kısa bir süreye sığdırılan ekonomik atılımlarla, Osmanlı’dan kalan borçlar bile ödendi, fabrikalar kuruldu, ülke gerçekten demir ağlarla örüldü; bir yandan da eğitim ve çağdaşlaşma devrimleriyle yepyeni bir toplum yaratıldı. Okuma yazması olmayan bir toplumu siyasal bunalımdaki Avrupa’dan kaçan bilim insanlarının sığınıp etkin olabileceği çağdaş bir topluma dönüştürme becerisi gösterildi. 
Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal iyi bir asker, iyi bir devlet adamı ve çağdaş uygarlıktan yana, aydınlatıcı büyük bir devrimciydi. Onun önderliğindeki atılımlar, çağdaşlaşma devrimlerinin çok kısa bir zaman dilimine sığdırılmasını sağlamış ve Cumhuriyet’in vazgeçilmez değerlerini oluşturmuştur. 
Atatürk’ün sözü, 20. yüzyılda söylenmiş en güzel söz, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi, Türkiye’yi bütün dünyanın içine girdiği acımasız savaşların dışında tutmuştur. Savaşsız geçirilen 90 yıllık bir dönem büyük bir ayrıcalıktır, nimettir. Bütün bu başarılar nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın da 20. yüzyıldaki en büyük siyasal lideri olarak kabul edilmektedir. ABD’deki Kentucky Üniversitesi’nin yayımladığı, 199 ülkeden 1941 yönetici arasında yapılan araştırmayı derleyen kitap (1), Atatürk’ü “20. yüzyılın en büyük siyasi lideri” olarak belirliyor. 
Cumhuriyet’in 25’inci yıldönümü törenini, ilkokulu yeni bitirmiş bir çocuk olarak Taksim Cumhuriyet Meydanı’nda babamın omuzlarında izlemiştim. İstanbul’da yaşanan ne büyük  coşku, ne büyük gururdu o… 50’inci yılda da büyük kutlamalar vardı. Bir gün sonra, 30 Ekim 1973 günü Boğaziçi Köprüsü’nün açılışı yapıldı. Köprünün açılış töreni, Cumhuriyet bayramı kutlamalarıyla yarışmaması, kutlamaların coşkusunu gölgelememesi için gösterilen incelikle bir gün sonraya bırakılmıştı. Ayrıca, açılış siyasal bir şova dönüştürülmemişti. Bu kez 90’ıncı yıl kutlanırken, Marmaray’ın kısmi açılışı da aynı güne getirildi. 
Boğaz’ı alttan geçme düşüncesi ve girişimleri eskiye dayanır; tarihsel bir geçmişi vardır. Marmaray projesi son yıllarda ele alınmış olan büyük projeler arasında, en tutarlı olanıdır. Denizi bir sualtı tüneliyle aşıp iki kıtayı birbirine bağlayarak toplu taşımaya hizmet edecek bir raylı sistem… Halkalı-Gebze arasında 76
km’lik bir banliyö hattı projesi… Girişim, Bülent Ecevit’in koalisyon hükümeti döneminde başlatılmıştı. 
Yapımına 2004’te başlanan projenin 24 Eylül 2008’de tamamlanması gerekiyordu. Çeşitli nedenlerle beş yıl gecikti. Yitirilen sürenin sorumluluğu hep arkeolojik kazılarda gösterilen duyarlılığa yüklenmek istendi. Ne var ki gecikmelerin tek sorumlusu arkeolojik değerlerin korunması kaygısı değildi. Asıl sıkıntılar, projelerden, sözleşmelerden, müteahhitlerle yaşanan çeşitli sorunlardan kaynaklanıyordu. O nedenle, bugüne kadar 76 km’lik işin ancak 13.5 km’lik bölümü, o da uzmanların iddiasına göre birçok teknik eksikle kısmen tamamlanabildi. Şimdi törenlerle açılan bölüm budur. Bakalım gerisi ne zaman tamamlanabilecek? 
Afişlerde, söylemlerde işin, “Asrın Projesi” olarak sunulması hayli abartılı. Daha asrın başlarındayız; yüzyılın bitmesi için önümüzde 87 yıl daha var. Yenilikler çağında, o uzun sürenin neler getireceğini şimdiden kestirmek olanaksız. 
Yeniden dönelim Cumhuriyet coşkusuna… 90’ıncı yılda yurdun hemen her yanındaki kutlamalarda halk büyük bir coşku yaşadı. Coşkunun yanında, son zamanlarda Cumhuriyet ilkelerine ters düşen kimi girişimlere karşı ciddi tepkiler de vardı. Birçok ilde yüz binler meydanlara ve yollara aktı. Ne var ki Taksim Cumhuriyet Meydanı, Cumhuriyet kutlamalarına kapatılmıştı. Beyoğlu’nda yine polis engellemesi ve şiddeti görev başındaydı. Halkın Taksim’de Cumhuriyet Meydanı’nda Cumhuriyeti kutlaması yerine, Üsküdar’da bir politik şova dönüştürülen Marmaray açılışına katılmasının iktidarca desteklendiği ortadaydı. “Birinci Kuşak İnsan Hakları” arasında olduğu gibi yasalarda da yer alan “Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı” bizdeki günlük uygulamada nedense hep yok sayılıyor. Anlaşılması zor bir  durum. 
Şimdi 90’ıncı yılda, ne yazık ki Cumhuriyet’in getirdiği kazanımları, başarıları siyasal çıkar uğruna göz ardı etme, küçümser görünme  eğiliminde olan bilinç ve bilgi yoksunları var. Onların cahilliği, aymazlığı, nankörlüğü acınası bir durumdur. Başarıları ve kazanımları küçümsemek kimseyi büyütmez. Bilinmeli ki aydınlık karanlığı, bilgi cehaleti her zaman yener. Zorluklar, hiç kuşku yok  akıl ve bilgiyle aşılacak, Türkiye Cumhuriyeti, bütün iç ve dış engellemelere karşın, “İnsan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak hep yaşayacaktır. 
1a. Ludwig, Arnold M., King of the Mountain: The Nature of Leadership, The University Press of  Kentucky, 2002. 
  b. http://www.doganhasol.net/Articles/ataturk-20yuzyilin-dunya-lideri_11102.html