| Daha İyisi Olamazdı Zaten |
Kaynak :
28.08.2008 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Spor yalnızca spor değildir. Günümüzde sporun öteki boyutları iyice ortaya çıktı. Sporu hafife alanlar, Beijing olimpiyatlarını, ulaştığı uluslararası boyutlarıyla bir kez daha düşünmeliler. Çin, Beijing olimpiyatlarıyla devleşti. Aslında, hep göz ardı edilen, Batılı kaynaklarca hafife alınan bir ülkeydi Çin; olimpiyatlar sayesinde bir dev olduğunu kanıtladı: İşin ekonomisini güdümlendirmesiyle… Üst düzeyde hâkim olduğu teknoloji ve iletişim olanaklarından yararlanarak köklü kültürünü bütün dünyaya yansıtmasıyla… Tesisleri hazırlarken ortaya koyduğu çağdaş mimarlık yaklaşımıyla… Toplumsal azmi ve sporda sağladığı üstün başarılarla… Çin bütün bu olanaklardan yararlanarak nasıl bir dev olduğunu sergiledi dosta, düşmana… Olimpiyatları bir şölene dönüştürdü ve her bakımdan 2008 Olimpiyatlarının yıldızı oldu. Öyle ki bu kez Çin’in gölgesinde kaybolan koskoca ABD, aldığı altın, gümüş, bronz madalyaları üst üste koyup toplayarak Çin’i sözümona geçtiğini söylemekle avunuyor. Gelelim bize… Türkiye genel sıralamada 37.nci oldu. IMF verilerine göre dünyanın 17.nci büyük ekonomisine sahip 70 milyonluk bir ülke için bu kesin bir başarısızlıktır. Spordaki gerilik, ülkenin çağdaşlık hedefleriyle hiç bağdaşmıyor. 12 dalda, 68 sporcuyla kazanılan yalnızca bir altın, dört gümüş, üç bronz, toplam 8 madalya kimseyi tatmin etmedi. Alınan sonuçla dört yıl önceki Atina Olimpiyatlarının gerisinde kaldık. Sonradan |
bizden olan Elvan ve Ramazan’a şükredelim. Başarısızlıkta kabahat sporcularımızın değil, sporu iyi yönetemeyenlerin. Atletizmde 5000 m.de ikinciliği kazanan Elvan’ın eline bir bayrak bile tutuşturamayan aciz yöneticilerin ve onları yönetenlerin.
Cumhuriyet’in haberine göre, Gençlik ve Spor Genel Müdürü bile, “Tabii ki Türkiye’nin ve bizim beklentimiz bu değildi” diyor ve yakınıyor: “Birilerinin elini taşın altına sokması lazımdı”… Birilerinin kim olduğunu bilmiyoruz ama başarısızlık ortada. Sorumlu olan yöneticilerdir. Yöneticilerin yakınmaya hakları olduğunu kesinlikle düşünmüyoruz. Bir kural vardır: Yönetici yakınmaz, yapar… Hani, nerede uzun süreli programınız, planınız, yol haritanız, hedefleriniz?.. Başarısızlıktaki en büyük payın, Hükümetin bütün konulara olduğu gibi spora da bakışındaki tutarsızlıkta olduğunu düşünüyorum. Çarpık eğitim sistemimiz spora ortam hazırlamaktan uzak. Ayrıca, siyasal iktidar ülkeyi kucaklamadığı gibi, toplumu, bizden olanlar / olmayanlar şeklinde ayrıştırıyor. Buna uyarlanmış olarak giriştiği kadrolaşma sürecinde de “bizden olmak” etmeni, aranması gereken her tür niteliğin önüne geçiyor. Sonuçta bu tutarsız anlayış, uzmanlıkların sürekli olarak göz ardı edilmesine yol açıyor. Şimdi sporda da yaşanan budur. Kısacası spora önem verilmiyor, üstelik siyaset bulaştırılıyor. Bu anlayışla daha iyisi olamaz zaten: Sporda da, başka alanlarda da… |

