Demokrasi – İleri Demokrasi Farkı! Kaynak : 27.02.2014 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır
2007 yılında çıkan “Anılar Kuşlar Gibidir” adlı kitabımda Moskova’da bizim büyükelçilikte görevli bir arkadaşımın eşinin başından geçen tuhaf bir olayı anlatmıştım. Şöyle: 
“Evin ve telefonlarının dinlendiğinden kuşkulanıyorlardı. Bir gün yine Moskova içindeki bir yabancı arkadaşıyla konuşurken, arkadaşı Sovyet rejimini çekiştirmekte biraz ileri gidince bizimki, “Benim telefonum bozuldu; seni duyamıyorum; sonra görüşürüz” deyip konuşmayı kesmiş. Yarım saat kadar sonra, “Telefonunuz bozukmuş, onarmaya geldim” diyen bir teknisyen(!) kapıda belirmiş.” 
Yazıda ayrıca, Moskova’da karşılaşılan bu türden tuhaflıklar, anlamsızlıklar, kıtlık, çekilen sıkıntılar anlatıyordu. Olayın 1985 yılından hemen önce, yani kopkoyu komünizm döneminde geçtiğini hemen eklemeliyim. 
Öyküyü biraz tuhaf, biraz komik bulduğum için, yazmakla kalmadığım gibi daha sonra pek çok yerde de anlatmıştım. Şimdi itiraf edeyim: O olaydan otuz yıl sonra ülkemizde yaşanan benzer durumlar nedeniyle kendimi bu kez başka türlü tuhaf hissetmeye başladım. Kitabı bugün okuyanlar herhalde benim saflığımla alay ederler. 
Ülkemizde son yıllarda kimi telefonların dinlendiğini biliyorduk. Eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım TBMM’de Türkiye’de bir yıl içinde 70 bin kişinin telefonlarının dinlendiğini birkaç yıl önce açıklamıştı. Sıradan kişiler, simitçiler, manavlar bile telefon görüşmelerinin dinlendiği kuşkusunu taşır hale gelmişlerdi. Meğer telefon dinlemeler o kadarla da kalmıyormuş. Aralık 2013 ortasından bu yana ortaya dökülenlere bakın: Başbakan ve bakanlar dahil, dinlenmeyen, hatta konuşmaları kaydedilmeyen neredeyse kimse kalmamış. Şimdi de 7000 kişilik bir dinlenmişler listesi çıktı. Üç yıl boyunca siyaset, basın, bürokrasi ve iş dünyasından 7000 kişi sürekli olarak dinlenmiş. İsimleri içeren liste bazı gazetelerde yayımlandı.
Bilindiği gibi son yıllarda, yasa dışı dinlemelerle yargılamalar bile oldu; o dinlemelere göre hükümler verildi. Şimdi hükümet üyeleri işin ucu kendilerine kadar uzanınca isyandalar. Belirttiklerine göre, dinlemeler paralel devletin, yani Cemaat’in işiymiş… Sahte düzenlemeler varmış, komplo varmış… 
İyi, güzel de, yıllardan beri bütün bunlar olup biterken Hükümet neredeymiş? Ucu kendilerine dayanınca mı uyandılar? Şimdi buldukları çözüm daha da korkunç. Dinlemeleri bundan böyle, Hükümet güdümünde MİT’e bağlayarak köklü hale getirip iyice yerleştirmek istiyorlar. MİT’in inanılmaz yetkilerle donatılması da işin cabası… Yine aynı amaçla, İnternet’e ve sanal ortama uygulanacak olağandışı yasaklama önlemleri de göz ardı edilmemeli. 
Yıllar önce yazdıklarımla gülünç duruma düşmüş gibi olmam çok önemli değil. Her konuyu kendi döneminin koşulları içinde değerlendirmek gerektiği, bu olayla bir kez daha doğrulanmış oluyor. Yazdıklarım otuz yıl öncesine, 1985’e aitti. O zaman bizde yine de iyi kötü bir demokrasi varmış demek ki… Şimdiki ise ileri demokrasi!.. Fark burada olmalı.  
Bugün geldiğimiz noktada asıl sorun şu: Temel insan haklarından olan, sıradan demokrasilerin bile vazgeçilmezi düşünce ve ifade özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü nerede? Nereden nereye geldik, nereye gidiyoruz? İleri demokrasi böyle bir şey mi oluyor acaba?