Despotluk Kaynak : 18.12.2002 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçenlerde size, gördüğüm kötü bir rüyayı anlatmıştım. Hani, başı türbanlı, uzun mantolu bir genç kız o kıyafetiyle yüzme yarışına katılmak istiyordu. Sonra da aynı kızı atletizm, basketbol, futbol alanlarında yine aynı kıyafetle yarışa hazırlanırken görmüştüm. Rüyanın etkisinden tam sıyrılmaya başlamışken Cuma günkü Cumhuriyet’in bir haberiyle irkildim. “Voleybol Mayosu Ligden Etti” başlıklı habere göre, Türkiye Voleybol Bayanlar 3. Ligi’nde bu sezon oyunculara mayo giyme zorunluluğu getirilince Trabzon Fatih Gençlik ve Erzincan Belediyespor kulüpleri ligden çekilmişler. Voleybol Federasyonu’nca ilk kez bu yıl uygulamaya konulan mayo giyme zorunluluğu tartışmalara yol açmış. Sporcularına mayo giydirmek istemeyen bu iki kulüp de ligden çekilmiş. Gazetenin haberine göre, Erzincan Belediyespor’un başkanı aynı zamanda Erzincan Belediye Başkanı da olan Erkan Karaman imiş. Yöneticilerin büyük bölümü de yine Belediye yetkilileri.

Voleybolda mayo konusu yeni değil. Birkaç yıl önce pek çok spor dalında giyim kuşam yeniden düzenlenirken voleybolunki bu şekilde belirlenmişti. Uluslararası federasyonlarca saptanan giyim şekillerinin ulusal federasyonlarca uygulanması zorunlu bir kuraldır. Bizde de zaten uygulanıyor. Anlaşılıyor ki bizim federasyon uygulamayı 3. ligde bugünlere kadar ertelemiş.

Şimdi “erkek” yöneticilerimiz federasyon kararını beğenmeyip başkaldırmışlar. Akıllarınca, ya da gösteriş için, kızlarımızı koruma adına yapılıyor bu başkaldırı. Kimden koruyorlar acaba ? Acaba, ligden çekilme kararı için sporcu genç kızlarımızın fikirleri alınmış mı ? Ayrıca soralım : Niçin yöneticilerin hepsi erkek ? Bayanlar

voleyboluna hükmetmek, giyim kuşamlarına karışmak merakı onlara mı kalmış ? Başkan, voleybolcu genç kızların kıyafetleriyle uğraşırken belediye işleri ne alemde dersiniz ?

Bu haberin hemen yanıbaşında ilgi çekici başka bir haber : “İmama Niyet DJ Adaylarına Kısmet”. Yalova’da Halk Eğitim Merkezi ve Müftülükçe açılan diksiyon kursuna radyoda DJ olmak isteyen genç kızlar katılınca imamlar katılmaktan vazgeçmişler. Kurs açılması, imamların bozuk diksiyonla vaaz vermelerinin yakınmalara neden olması üzerine düşünülmüş. Yalova Müftüsü, “20 imam kurs için başvuruda bulunmuştu. Ancak genç kızların da bu kursa ilgi göstermesi üzerine bazı imamların kursa katılmadığını öğrendik” demiş. Kursa şimdi 14 genç kız ile yalnızca iki imam katılıyormuş. Görüldüğü gibi genç kızlar öğrenmeye, kendilerini geliştirmeye Yalovalı imamlardan daha açık; kafaları daha aydınlık.

Milliyet’teki bir yazı dizisinde, Mevlana’nın kadınlara ilişkin bir düşüncesi şöyle aktarılıyordu : “Sen ne kadar kadına; kendini sakla, örtün! diye emretsen, onda da kendini gösterme arzusu o nispette çoğalır. Halkta ise, gizlendiğinden dolayı o kadını görme arzusu o ölçüde artar. Şu halde sen oturmuş, iki tarafın da görmek ve görülmek arzusuna rağbeti artırıyorsun, bununla da onu ıslah ettiğini sanıyorsun. Halbuki yaptığın fesatçılığın ta kendisidir.” (1)

21. yüzyılda hâlâ nelerle uğraşıyoruz. Kadınlarımız, despotluğu, erkek zorbalığını alt edebilseler, inanıyorum ki Türkiye daha kolayca düzlüğe çıkabilecek.

(1) Ömer Erbil, Milliyet, 15.12.2002, s. 6