| Devlet Neredeyse Arazi Spekülatörü Konumuna Getirildi |
Kaynak :
25.01.2009 -
Milliyet
|
Yazdır
|
|
YEM’in Yönetim Kurulu Başkanı, Has Mimarlık’ın sahibi Doğan Hasol, inşaat teknolojileri, mimari ve kentsel yapılar gibi konularda saygın otoritelerden biri Kendisiyle hem YEM’i hem de kentlerin yaşadığı imar felaketlerini konuştuk: YEM’i nasıl tanımlıyorsunuz? Yaptığımız iş doğrudan ticaret değil. Yapı Endüstri Merkezi (YEM) yapı konusunda bilgi merkezidir. Benzerlerimiz yurtdışında vardır. Onlardan esinlendik. 1968’de kurulduk. Daimi sergimiz vardı, sonra başka etkinlikler eklendi. Kurslar, konferanslar, açık oturumlar… İşçi kursları düzenledik. Gezici sergilerle Anadolu’ya gittik. Yapı malzemesini ve teknolojilerini tanıttık. Sanal mimarlık müzesi nasıl? 1968’de burayı kurarken düşündüklerimizin tümünü gerçekleştirdik. Doğrudan ticaret gibi bir amacımız yok. Bunu adeta bir yarı kamu hizmeti gibi yapmayı tasarladık. YEM’in kâr etmesini düşünmüyor muyuz? Tabii düşünüyoruz. Kurumu sürdürmek, daha iyi yayınlar ve daha iyi konferanslar ve daha iyi fuarlar için kârlılık gözetilmeli. Kâr edebiliyoruz, makul ölçülerde.
YEM, AŞ’dir. 13 kişiyle kurmuştuk, 9 kişi kaldık. Şu anda kuruculardan 4’ü hayatta. Diğerlerinin varisleri var. Hissedarlık tamamen eşittir. Bunu hep koruduk. Ayrılanların hisselerini kalanlara paylaştırdık. Türkiye’de inşaat çok gelişti de teknolojinin kullanımında durum nedir? Gecekondu yağması sanki biraz durdu… Doğan bey, doğrusu nedir? Binalar yukarı doğru mu gitmeli? |
Yapıda, mimaride iş nereye doğru gidiyor?
Ekoloji konusu ağırlık kazanmaya başladı. Geleceğin yapıları daha az enerji tüketen, hattâ kullanacağı enerjiyi üreten, güneş ışınlarından yararlanan, dönüştürülebilir malzeme kullanan türden olacak. YEM, bir bilgi merkezi olarak bu teknolojilerin de merkezinde yer almayı hedefliyor. Metrosuz gökdelen olmaz Peki gökdelenlerin bir bölgede toplanması mantıklı mı? Gökdelenler bölgesi olur. Ama bunu bilimsel şekilde saptamak gerekir. Üsküdar’dan baktığınızda Şişli üzerinde çıkıntılar görüyorsunuz. Caydırıcı rakamlar olmazsa parayı veren yapar. Plan geleceği planlamak için yapılır. Şu anda birçok yapının planda yerini gösteremezsiniz. Şehirlerimizin geleceğini siyasetçinin görgü düzeyi belirliyor
Bütün büyük şehirler nüfus artışı ve kentleşmenin baskısı altında boğuluyor. Yapılaşma yoğunlaşırken yeşil yok ediliyor. Hükümet’in 2B ısrarıyla Orman Arazileri yasası yeniden değiştirildi. İktidar kamu arsalarını, yoğunlaştırılmış imar durumlarıyla taçlandırarak satıyor. Bu tür uygulamalarla devlet neredeyse, arazi spekülatörü konumuna getirildi. Mecidiyeköy’deki Tekel Likör Fabrikası arsası erken Cumhuriyet dönemi mirası. Yerine kule rezidans yapılacak. Kadıköy-Göztepe’de Emin Onat’ın yapısı Hâzik Ziyal Villası da ranta kurban edildi. İstanbul’un renklerinden Sulukule, ‘soylulaştırma’ kurbanı. Projeye göre Sulukule yenilenecek; ancak orada yapılacak evlerde Sulukuleliler oturmayacak!.. Romanlara uygulanan çağdışı bir çeşit zorunlu göç bu. Dışa kapalı siteler toplumu ayrıştırıyor. Kule rezidanslar, yazlık yörelerde ikinci konutlar vb… Bu tür konutların sözümona “batılı yaşam”ı çağrıştıran tuhaf adlandırmaları sürüp gidiyor. Dumankaya Vizyon, Sapphire, Oksizen, Dilman Towers, Anthill, Folkart Narlıdere, Folkart Mavişehir, Elysium Fantastic, L’Ist İstinye, Ottomanors, Gardens of Babylon, Trump Tower Şişli, Checklife, Levent Loft Bahçe, Selenium Twins, Royal Residance, Dream Village…
|



