| Yine Belediye Başkanı Andı (!) |
Kaynak :
01.02.2009 -
Yapı Dergisi - 327
|
Yazdır
|
|
Önümüzdeki 29 Mart’ta yerel seçimler var. İlk kez, Ağustos 1988’de yine bir yerel seçim öncesinde, seçilecek belediye başkanları için bir ant metni önermiştim (1). Öyle ya… Milletvekilleri TBMM’de göreve başlamadan ant içiyorlardı; yerel birimlerin çok daha fazla sorumluluk taşıyan yöneticilerinin de ant içmeleri hiç de kötü olmazdı. Aynı andı biraz daha geliştirerek, 5 yıl sonraki yerel seçimler öncesinde, 2004’te yeniden kamuoyuna sundum (2). Her iki yayın da çeşitli çevrelerden ilgi gördü ama uygulanma olanağına kavuşamadı. Şimdi aradan bir beş yıl daha geçmiş bulunuyor. Geçen süre içinde ant metninde değinilen konularda olumlu gelişmeler olmadı; buna karşılık pek çok belediye başkanı tutarsız, kuşku, hattâ şaibe dolu etkinlik ve uygulamalarıyla gündeme geldiler. Yine yerel seçimler öncesinde, beş yıl önceki yazımı bir kez daha sizlere sunmak istiyorum. Metnin, ayrıca, son on yıl içinde belediyecilik konusunda bir arpa boyu bile yol alamadığımızı ortaya koyan tarihsel bir belge niteliği taşıdığını düşünüyorum. İşte o yazı (2): “Geçen yerel seçimlerden önce, seçilecek belediye başkanları için bir “Belediye Başkanı Andı” önermiştim. Aradan yaklaşık beş yıl geçti. Bu ay içinde yerel yönetimlerin yeni beş yıllık dönemi için seçim yapılacak. Ortalık yine tozduman… Adayların bir bölümü şimdiden belli; geri kalan bölümü de bu yazıyı okuduğunuz sırada kesinleşmiş olacak. Ant düşüncesi ve geçen defa yayımladığımız ant metni kamuoyunda çok ilgi çekti; basında yer aldı, bu konuda açıkoturumlara, hattâ televizyonlara çağrıldık. Konu oralarda da tartışıldı. Ne var ki, milletvekilleri için zorunlu olan ant prosedürü, belediye başkanları için gerekli görülmedi. Ve “eski hamam eski tas” düzeni, bildiğimiz, hattâ daha kötüsü, kanıksadığımız şekilde sürüp gitti. Öyle ki, bu süre içinde belediye yöneticileri geçen defa yayımladığımız andın kapsama alanı dışında daha pek çok tilkilikler bulmakta birbirlerinden geri kalmamanın çeşitli parlak örneklerini verdiler. Bunlardan da esinlenerek daha zengin bir içerikle hazırladığım yeni “Belediye Başkanı Andı” metnini aşağıda sunuyorum. Ve ant içmenin göreve başlamadan önce, belediye başkanları için zorunlu hale getirilmesi konusunda herkesin desteğinin yararlı olacağını düşünüyorum. Bu arada kimi iyi kıpırdanmalar da yok değil. Beş yıl önceki önerim pek de boşa gitmemiş… Örneğin, 2004 yerel seçimlerinde CHP’den belediye başkanlığı, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliklerine aday olacakların bir “hizmet andı” içmeleri ilke olarak benimsendi. “CHP Yerel Yönetim Hizmet Andı” başlıklı bir metin hazırlandı. CHP’li adaylar bu andı okuyarak kamuoyu önünde onurları üzerine söz vereceklermiş. Önerim boşa gitmediği ve beş yıl sonra, ülke çapında olmasa da hiç değilse bir parti bünyesinde yaşama geçirildiği için mutluyum. Aşağıda önerdiğim metin, yetkililerin, ülke çapında hazırlayacakları daha kapsamlı metne ipuçları verebilecek bir örnek oluşturamaz mı? Değerlendirmenize sunuyorum. •Bilime, yasalara, şehircilik ve mimarlık kurallarına, plan fikrine, uzmanlıklara saygı göstereceğime, benbilirimci ve keyfi davranışlarda bulunmayacağıma, •Şehrin havasını, suyunu, toprağını, ekolojik dengesini koruyacağıma; yeşil alanları, su havzalarını, doğal ve tarihsel sitleri yağmaya ve yapılaşmaya açmayacağıma, •Tarihsel kent dokusunu, eski yapıtları, kültürel mirası koruyacağıma; eski yapıtlar arasında din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmayacağıma, •Belediye arsalarını elden çıkarmayacağıma, •Yeni gecekondulara ve kaçak yapılaşmaya göz yummayacağıma, mevcut gecekonduların büyütülmesi için ödün vermeyeceğime, •Kent merkezlerinde yoğunluk artırıcı yapılaşmaya yol açacak plan değişiklikleri yapmayacağıma; imar planlarıyla yeni spekülasyon ve rant alanları yaratmayacağıma, •Maddi, manevi ya da politik çıkar karşılığında imar planlarında hiçbir değişiklik yapmayacağıma, •Kendi arsalarımın ve yakınlarıma ait arsaların değerlerinin artması amacıyla, imar durumlarının değiştirilmesi yolunda istemde bulunmayacağıma, başkaları böyle bir girişimde bulunursa karşı çıkacağıma, •Denizi doldurarak ya da kazıklı yol yaparak kıyıların doğal yapısını bozmayacağıma, |
•Daracık sokakları otopark haline getirmeyeceğime; sokakları mafyanın otopark olarak parsellemesine izin vermeyeceğime; tarihsel değer taşıyan tescilli yapıların yıkılarak yerlerinin otopark haline getirilmesine göz yummayacağıma, •Kaldırımları otomobillerden arındırıp yayalara tahsis edeceğime; yayaları taşıtlardan çok seveceğime; yoksulları, özürlüleri de zenginler kadar seveceğime, •Kentsel altyapı için bir eşgüdüm planı ve programı hazırlayacağıma; altyapı çalışmalarını bu plan-program çerçevesi ve disiplini içinde yapacağıma, yolları-kaldırımları tekrar tekrar kazdırmayacağıma, •Kaldırımları yap-boza çevirmeyeceğime; yaptıklarımı tek defalık, yani gerektiği gibi sağlam yapacağıma, •Sokak lambalarını geceleri yanar hale getireceğime, •Toplu taşımacılığa önem vereceğime, •Karda yollarda mahsur kalan hemşerilerimi, kendi sorumluluklarımı unutup, “biz size önceden haber vermedik mi? Niye sokağa çıktınız?” diye azarlamayacağıma, •Kent merkezinde, geçici de olsa hayvan pazarları kurdurmayacağıma, •Belediyeye sağlanacak çıkar (örneğin; otomobil, kamyon, çöp kamyonu, iş makinesi, bina, para) karşılığında inşaat sahiplerine avantaj sağlamayacağıma, •Belediyenin kaynaklarını çarçur etmeyeceğime, •Belediye yatırımlarını belediye iktisadi işletmelerine (BİT’lere) iş yaratmak üzere yönlendirmeyeceğime; BİT’lerin olanaklarını eş, dost, akraba ve politik yandaşlarımın çıkar kapısı olarak kullanmalarına olanak tanımayacağıma; kısacası bunları yemlik haline getirmeyeceğime, •Eş, dost, akraba ve politik yandaşlarıma belediye olanaklarıyla iş ve çıkar yaratmayacağıma, •Öğrencilere, belediye kaynaklarıyla ya da gücüyle ideolojik doğrultuda burs vermeyeceğime (3), •Sokaklara asılan afişlerle kendimi övmeyeceğime ve övdürmeyeceğime, •Hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyet ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma, •Her nekadar adaylık aşamasında partimin de göz kırpmalarıyla oy için dini politikaya alet ettimse de yönetim süresince böyle bir yola bir daha başvurmayacağıma, hemşerilerim önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim. Maddeler çoğaltılabilir… Gördüğünüz gibi, sıralanan önerilerin çoğu, yapılması gerekenleri değil de yapılmaması gerekenleri kapsıyor. “Ya yapılması gerekenler?” diyeceksiniz. “Onları sıralamaya gerek yok mu?” İyi şeyleri nasıl olsa pek yapmıyorlar… Kötülerini yapmasınlar yeter. Ayrıca, Türkiye’de doğruların yapılabilmesi için öncelikle yanlışların, kötü uygulamaların engellenmesi gerekiyor. Belki o zaman, yapılacak iyi etkinliklere sıra gelir. Yine sorabilirsiniz: “Milletvekilleri Anayasa’nın 81. maddesi uyarınca ant içiyorlar. Örneğin, laik Cumhuriyet ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacakları üzerine ant içiyorlar da ne oluyor?” Ant içmek, kutsal bilinen bir şey üzerine söz vermek olduğuna göre inanç ve ahlakla ilgilidir. Kutsal değerleri, kendi namus ve şerefini bile çiğneyenler olabiliyor. Bunlara ne diyebiliriz? Çok çok, “Sen namusun ve şerefin üzerine ant içmedin mi? Şimdi senin namusun şerefin ne oldu” diye sorma hakkımız doğar.”
Notlar 1.Hasol, D.; “Belediye Başkanı Andı (!)” YAPI 201, Ağustos 1998. 2.Hasol, D.;Olaylar-Yorumlar/”Yine Belediye Başkanı Andı (!)” YAPI 268, Mart 2004. 3. Yeni not: Anayasa Mahkemesi 2008’de aldığı bir kararla bu konuda belediyeleri engellemiş bulunuyor. |

