Devletin Nurtopu Gibi Bir Kulübü Oldu Kaynak : 15.07.2004 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Devletimizin nurtopu gibi bir spor kulübü oldu. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Uzan’ların varlığına el koyarken İstanbulspor da devletleşiverdi.

İstanbulspor 1926’da İstanbul Liselilerce kurulmuş 1931-32’de futbolda önce İstanbul, ardından Türkiye şampiyonu olmuştu. Birçok dalgalanmadan sonra 1992’de bir anonim şirkete dönüşen kulübü bir yıl sonra Cem Uzan devraldı. O zaman takım 2. ligde idi ve bir yıl içinde 1. lige sıçradı. Büyük harcamalarla yapılan gösterişli transferlerde hedef Türkiye’de şampiyonluk, Avrupa’da başarıydı. Ancak yatırılan büyük paralar bu beklentiler için zorunlu iki şeyi sağlayamadı : ünlü oyuncuların göz kamaştırıcı transferlerine karşın bir “takım” oluşturulamadı ve taraftar kazanılamadı. Sonuçta, Cem Uzan altı yıllık bir çabanın ardından pes etti. Ve kulüp başarılı spor yöneticisi Adnan Sezgin’in çabaları ve özverisiyle ayakta kalabildi.

Geçtiğimiz günlerde Kulübe, TMSF tarafından el konunca, ne yazık ki, el konan bankalarda ve şirketlerde yapıldığı gibi ilkin yöneticiler görevden uzaklaştırıldı. Son dönemdeki bütün olumsuz koşullara göğüs gerip İstanbulspor’u Süper Ligde tutmayı başaran kişiler görevden uzaklaştırıldı; kulübün her şeyini bilen Adnan Sezgin’in yerine, başkanlığa TMSF’den bir daire başkanı atandı. Sporun dışından bir kişi… Belki bankacılıktan anlar ama, spordan ne anlar ?..

Karşılarındaki kişiler kredi koparabilmek uğruna hep eğilip büküldükleri için, kimi bankacılar bu dolduruşla kendilerinin her şeyi bildikleri sanısına mı kapılırlar acaba ? Galiba bu kez öyle oldu. İstanbulspor’un başına gelenler yetmiyormuş gibi, bir de bankacı getirildi.

Şimdi İstanbulspor satılacakmış. Bugünün dünyasında devletin bir spor kulübü işletmesi düşünülemeyeceğine göre doğru çözüm bu. Ancak bu işlem bir an önce ve isabetli olarak

yapılmalı. Yaşadığımız deneyim, TMSF’nin batık bankaların tasfiyesi konusundaki işlemleri zamanında ve doğru olarak gerçekleştiremediğini ortaya koydu. Yönetimlere atanan kişiler, o bankaların zararlarını katlayarak artırdılar. Böylece devlet büsbütün zarara sokulmuş oldu.

Konuya biraz abartarak bakalım… Artık İstanbulspor bir devlet dairesidir. Futbolcular da memurlar olmalı… Amirlerinin emrine göre sahaya çıkacaklar, Memurin Kanunu’nun tanıdığı hakları kullanacaklar; 9-17 mesaisi yapacaklar. Rakip futbolcuların kendilerine sövmesi durumunda bu, herhalde devlet memuruna hakaret sayılacak. Bunlar işin şakaları…. Yanlış kararlar hep yanlışları getiriyor.

Özelleştirme adına her şeyi göze alan Hükümet sonuçta pek çok şirketi devletleştirmiş oldu. Özelleştirmenin yerini kamulaştırma aldı. Devletin yeni bankaları, ticaret ve sanayi şirketleri, gazeteleri, dergileri, radyoları, televizyonları, hattâ erotik yayın yapan TV kanalı derken, bir de futbol kulübü oldu. Sırada ne kaldı acaba ?

Şu anda liglerin başlamasına kısa bir süre kala her geçen gün İstanbulspor adına yitirilmiş zaman, yitirilmiş güçtür. Medya kuruluşlarını elinde tutarak süreyi uzatmak Hükümetin işine gelebilir ama, bilinsin ki süper ligdeki bir futbol kulübü siyasal iktidar için bir saatli bombadır. TMSF’nin İstanbulspor konusunda attığı ilk adımlar, üstlendiği sorumluluğun bilincinde olmadığını ortaya koyuyor. İstanbulspor’a bir an önce sağlıklı bir çözüm bulunmalı. Kulüp, devletin olmaktan çıkarılmalı. Güvenilir bir gruba satılabiliyorsa satılmalı, ya da İstanbul Lisesi Vakfı kendisini bu işe hazır hissediyorsa onlara, yani asıl sahiplerine verilmeli. Böylece devlet de, kulüp de bugünkü çarpık durumdan bir an önce kurtarılmalı.