| Doğal ve Yapay Dekonsktrüktivizm.. |
Kaynak :
01.04.1999 -
Yapı Dergisi - 209
|
Yazdır
|
|
|
Üstteki resim 14 Eylül 1995 günlü Hürriyet Gazetesi’nden alınmıştır. Karayipler’deki St. Martin adasında Luis Kasırgası’nın gazabına uğrayan yapıların felâketten sonraki halini gösteriyor.
Öteki resimler ise dekonstrüktivist mimarlığın ünlü örneklerinden.. Üstteki Günter Behnish’in, Stuttgart Üniversitesi’ndeki Hyrolar Enstitüsü Binası (1987) ; alttaki, Mimar Günther Domenig’in, Avusturya’nın Graz şehrindeki kendi evi. Bu resimlerde, doğanın, yapıları rastlantısal olarak parçalayıp yarattığı biçimlerle, insan eliyle yaratılanlar arasında bir benzerlik görülmüyor mu? Zaten dekonstrüktivizm de bir anlamda, ayrışmış (dekompoze olmuş) bir konstrüktivizm olarak yorumlanmıyor mu? Bu anlayışa göre, dinamizm, değişkenlik, çelişkiler, sürprizler bütünü oluşturmuyor mu? Arkitektonik öğelerin parçalanması, ayrıştırılması; yataylık ya da düşeyliğin gerekliliği söz konusu değil mi? Dekonstrüktivist mimarlık düşüncesi; birbirinden farklı, ancak birbirini karşılıklı etkileyen, hattâ bozan, fakat birbirini yok etmeye çalışmayan biçimlerin birarada var olması şeklinde de tanımlanmıyor mu? İster doğal yoldan olsun, ister insan eliyle.. Sonuç ortada.. |



