Dünya Mimarlık Kongresi’nin Ardından Kaynak : 01.08.2005 - İTO Vizyon Dergisi | Yazdır

XXII. Dünya Mimarlık Kongresi 3-7 Temmuz günleri arasında İstanbul’da yapıldı. Dünyanın çeşitli yörelerinden gelen mimarlar, mimarlık öğrencileri, mimarlık gönüllüleri İstanbul’da buluştular; kongre süresince bir etkinlikten ötekine koşuşturdular. Özellikle gençlerin coşkusu görülmeye değerdi.

Üç yılda bir gerçekleşen kongrenin İstanbul’da yapılmasına altı yıl önce Pekin’de karar verilmişti. Bu buluşmanın teması, biraz da İstanbul’u çağrıştıracak şekilde, “Kentler: Mimarlıkların Pazaryeri” olarak seçilmişti.

Mimarların İstanbul buluşmasına resmi rakamlara göre 128 ülkeden yaklaşık 6000 kişi katıldı. Ancak kayıtdışı sızmalarla bu rakamın 7000’i aştığı söyleniyor (Görüldüğü gibi, kayıtdışılık kongrelerimizde bile var). Bu rakam 1996’da yine İstanbul’da düzenlenen Habitat II toplantısının katılım rakamının üzerinde. O zaman katılım 5 bin kişiyle sınırlı kalmıştı. Dünya Mimarlık Kongresi, resmi rakamlara göre bile Habitat Il’yi yüzde 20 aşmış görünüyor; böylece Mimarlık buluşması, ülkemizde düzenlenmiş kongreler için de katılım bakımından bir rekor oluşturdu.

Türkiye’nin bu kongre nedeniyle büyük kazanımları oldu. İşin tanıtım, turizm, döviz girdisi gibi olağan boyutlarını bir yana bırakarak daha önemli bulduğum asıl kazanıma değinmek istiyorum. Kongre süresince “mimarlık”, medyada geniş ölçüde yer alarak ülkenin en önemli gündem konularından biri haline geldi. Böylece, mimarlık ve şehircilik konuları ilk kez bu yoğunlukta ülke gündemine taşınmış oldu. Ülkemiz mimarlarının yıllardan beri söylediklerini, bir hafta boyunca yabancı mimarlardan duymak, medyamızı çok ilgilendirdi; söylenenleri yepyeni şeyler duymuş gibi büyük bir merakla dinleyip görüntüleyip aktardılar. Ayrıca kongrenin yanısıra düzenlenen paralel çeşitli etkinlikler yalnızca Kongre Vadisiyle sınırlı kalmadı, İstanbul’un birçok noktasına yayıldı.

Mimarlık, bilindiği gibi, Türkiye’nin kendisini dünyaya kanıtlamış olduğu tek sanat dalı. Ancak ne var ki günümüzde ülkemizde herkes Mimar Sinan‘ı tanıyor ama, mimarlığın ne olduğunun, mimarların ne yaptıklarının pek farkında değil. İşte bu nedenle, bu kongrenin en önemli yanı, mimarlık ve şehirciliği gündeme taşımasıyla dikkatlerin “mimarlık” üzerinde yoğunlaşmasını sağlamak oldu diyoruz.

Yine bilinir ki, mimarlık bir ülkenin uygarlık düzeyinin aynasıdır. Yıllardan beri, düşünen herkes kentlerimizin dokusunu, tarihsel-kültürel-doğal değerlerini ve kimliğini yitirerek yozlaştığından, çarpık kentleşmeden, yapıların çirkinliğinden yakınır. Yüzde 65-70’i gecekondulardan ve kaçak yapılardan oluşan kentlerin mimarisinden, estetiğinden söz edilemez; sağlıklı çevreler oluşturduklarından da söz edilemez. Ekonomik baskıların yanısıra izlenen yanlış şehircilik ve mimarlık politikaları kentlerimizi bu duruma getirdi.

Ülkemizde planlı-projeli yapılarda bile mimarın rolü gözardı edilmektedir. Mimarlığı gözardı eden bir toplumun, kentlerinin çirkinliğinden yakınma hakkı olabilir mi?  Bugün öykünerek baktığımız, Paris, Roma gibi Avrupa şehirleri doğal güzelliklerinden çok, korunmuş tarihsel değerleri ve kentsel yaşama da yansıyan mimarileriyle dimdik ayaktalar. Yine, son yıllarda, Bilbao örneğindeki gibi, hiçbir özelliği olmayan birçok kent, ünlü mimarların yaptığı yapılarla adından söz ettirir oldu.

İçinde yaşadığımız bütün rnekanlar. binalar olsun, kent parçaları olsun, bunların tümü mimari mekanlardır. Oysa toplum olarak, buraların mimari anlayışla, mimar eliyle gerçekleştirilmeleri gerektiğini unutmuş görünüyoruz. Mimar Sinan‘la, Mimar Sinan‘ın yapılarıyla övünen bir toplum, yeni yatırımlarında mimarı ve mimarlığı çoğu kez aklına bile getirmiyor. Artık, uluslararası başarılara imza atmak çabasında olan mimarlarımız, ilkin kendi ülkelerinde yaptıklarıyla gurur duymak ihtiyacı içindeler. 30 bin mimarı olan Türkiye, kamu ve özel kesimiyle, nedense bu birikiminden yararlanmayı bir türlü beceremiyor. Mimarların kongre vesilesiyle seslendirmek istedikleri buydu.

Sonuç olarak, mimarlar, bir yandan seslerini duyururken, bir yandan da Türkiye’nin bugüne değin yaptığı en büyük kongreyi başarılı bir şekilde organize etmenin mutluluğunu yaşadılar. Dünyanın 128 ülkesinden gelerek kongreye katılan konuklar da yaşadıkları dost ortamından ve bizim her gün dertlerinden yakındığımız sevgili Istanbul’ un büyüsünden etkilenmiş olarak mutlu ayrıldılar.