| Dünya Şampiyonası Orada; Biz Neredeyiz ? |
Kaynak :
15.06.2006 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Dünya Futbol Şampiyonası bütün hızıyla sürüyor. Futbolda sözü olan ülkelerin takımları Almanya’da yarışıyor. Dünyanın en büyük futbol organizasyonunda biz yokuz. Ulusal takımımız olmadığı gibi, bir hakemimiz bile yok. Oysa futbolda ülkece çok iddialıyız. Futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz. Sonuçta, seyircilikle yetiniyoruz. Bakın, Ulusal Takımlar Başantrenörü Fatih Terim ne demiş : “Buradaki ortamı solurken, takımımızın katılamıyor olması elem veriyor. Biz katılsaydık Dünya Kupası’na renk katar, ses getirirdik.” Sesi kim getirirdi bilemiyorum, ama rengi herhalde Avrupa’daki gurbetçilerimiz getireceklerdi. Ulusal Takımımızın şampiyonaya katılamamasının sorumlusu herhalde ben olmalıyım, ya da Abdülkadir Yücelman (!).. Elemelerde alınan kötü sonuçları, Türkiye – İsviçre maçını ne çabuk unuttuk ? Boşuna dememişler, “Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” (İnsan belleği unutma özürlüdür) diye. T. Futbol Federasyonu Başkan Vekili Affan Keçeci “2008’de Avrupa şampiyonu olacağız” demiş. Eski Bakanlardan Ersin Taranoğlu da “Münih’te şampiyona havası görmedim. Biz olsaydık her yönden farklı olurdu. Favorim olan Brezilya ile finali kesin biz oynardık” buyurmuş. “İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar” deyip geçelim. Böbürlenmeler işe yaramıyor. Doğal ki kısır çekişmeler de… Önemli olan, başarı ve varılan sonuçtur. İşte, bulunduğumuz yer ortada. Aklımızı başımıza toplayıp sistem, yöntem geliştirmemiz ve ciddi bir örgütlenme içinde çalışıp başarılı olmamız gerekiyor. Bütün sporlarda altyapının güçlendirilmesi, gençlerimizin eğitilmesi başlıca hedef olmalı. 2006 Dünya Kupası’nda yalnızca seyirciyiz. Kimi takımlarımızda yer alan yabancı futbolcuları seyredip, onların başarılarıyla avunmaya çalışıyoruz. |
Türkiye’de yabancı futbolcu sayısının serbest bırakılması doğrultusundaki istekler bu bakımdan görüşün savunucuları için heyecan verici (!) olmalı. Ayrıca bu istek, ülkeye egemen olmayı artırarak sürdüren genel anlayışla da bağdaşıyor : “Her şeyi yabancılara bırakalım, biz seyirci olalım.” Bu, sermayeden tutun, emeğe kadar böyle. Bankalarımız, endüstri tesislerimiz el değiştirirken, projelerimizi yabancı mimar ve mühendislere yaptırıyoruz, yabancı doktorlardan medet umuyoruz. Ancak bilinmeli ki, hiçbir alanda ulusal takım yabancılarla kurulamıyor. Bugünün dünyasında spor da ciddi bir örgütlenme işi. Biz, kendi gücümüze güvenmeyi ve örgütlenmeyi bir türlü beceremiyoruz. Bu nedenle de takım başarısı yerine, ancak zaman zaman bireysel başarılar kazanabiliyoruz. Atletizmde, güreşte, halterde örnekleri görüldüğü gibi o bireysel pırıltıların bile sürekli olmasını sağlayamıyoruz. Bu durumda da, seyirci olmaktan, yabancıların başarılarını seyretmekten öteye geçemeyeceğimiz açık. İstanbulspor Satılık Buna ilişkin gazete haberi şöyle : “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Uzan’lardan el koyduğu İstanbulspor’u, 900 bin dolar muhammen bedelle satışa çıkardı. İstanbulspor’un ihale günü 30 Haziran, açık artırma günü de 4 Temmuz olarak belirlendi. İstanbulspor Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu nezdindeki tescil ve liglerde yarışma hakkı, futbolcu ve diğer teknik personel sözleşmelerinden kaynaklanan haklar, markalar, menkul mallarla bu mal, hak ve varlıklarla ilgili sözleşmelerden oluşuyor.” İlgilenenlere duyurulur. 74 yıllık kulübün geldiği nokta bu olmamalıydı. Gerçekten, hüzün verici. |

