Dünya Şehri İstanbul: Sorunlar, Özlemler Kaynak : 22.03.2014 - Cumhuriyet Sürdürülebilir Yaşam | Yazdır
Dünya Şehri İstanbul
İstanbul yüzyıllardan beri bir dünya şehri… Hem coğrafi konumu, topografyası, doğal güzellikleri, hem de tarihsel, kültürel, mimari zenginlikleri İstanbul’u çok özel bir küresel merkez haline getiriyor. 
Tarihte üç büyük imparatorluğun başkenti olmuş… Emsalsiz bir değerler birikimine sahip. Ne var ki 1950’den bu yana kentleşme olgusu ve göç baskısı İstanbul’u sorunlu şehir haline getirdi. Politik ödünlerle yüreklendirilen gecekondu ve kaçak yapılaşma, yeşilin kemirilmesine, şehrin anormal şekilde yayılıp genişlemesine neden oldu. İş bununla da kalmadı, kimi iş bitirici yöneticiler de yetkilerini aşarak plansız, keyfi projelerle, bilinçsiz uygulamalarla şehre zarar verdiler. “Planlama” olgusu yine siyasetçilerin inançsızlığıyla fiziksel gelişmelerin hep gerisinde kaldı. “Bize plan değil, pilav lazım” diyen yöneticiler bile gördük. 
Aşırı Nüfus Baskısı
İstanbul nüfus baskısı altında ezildi. O baskı hala sürüyor. 1980’de ülke nüfusu 44,7 milyon, İstanbul nüfusu 4,5 milyondu, ülke nüfusu bugün 76,7 milyon,   İstanbul nüfusu 14,1 milyon. Ülke nüfusunun yaklaşık beşte biri… 1980’de ülke nüfusunun yüzde 10’u İstanbul’da yaşarken 2013 sonunda o oran yüzde 18,3’e ulaştı. Sonuç: 33 yılda oran ikiye katlanmış. 
Nüfus artışı sorunları büyütüyor; şehir yayıldıkça yayılıyor. Bilindiği gibi, İstanbul’un ormanları ve su havzaları şehrin kuzeyindedir. Bütün bilim insanları ve şehircilik uzmanları, İstanbul’un kuzeye doğru yayılmaması gerektiğini sürekli olarak söyleyip dururlar. Ne var ki özellikle son yıllarda yapılmakta olan büyük yatırımlar İstanbul’u daha da büyütme ve kuzeye kaydırma doğrultusunda. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve onu besleyen yollar yeşilin yapılaşmaya dönüşmesinin bir adımı oldu. Şimdi yapımı başlatılmış olan 3. Köprü ve tasarlanan                   3. Havalimanı, şehri iyice kuzeye kaydıracak projeler. Ne tarım alanı, ne orman, ne de su havzası kalacak. İstanbul’un akciğerleri tümüyle yok olacak. Kanal-İstanbul ve yapılması öngörülen birer milyonluk iki kent projesi ise tam bir ekolojik felaket yaratacak. 
Plansız Gidiş 
İstanbul planlaması için iyi niyetlerle 2005 yılında kurulmuş olan İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP) ne hikmetse sonradan etkisiz hale getirildi. İstanbul Ankara’dan yönetilir hale geldi. Yüzlerce uzmanın katılımıyla ciddi bir şekilde hazırlanmış ve 2009 yılında hem Belediye Meclisi hem de  İl Genel Meclisi’nce onaylanarak yürürlüğe girmiş olan 1:100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı uygulanmıyor.
İstanbul Metropoliten Alanı için hazırlanmış olan Ulaşım Ana Planı da öyle… Yapılmakta olan mega (!) yatırımlar planlarda yok; yani bunlar plan dışı keyfi yatırımlar… Kuzeyde yeni projeler için orman kıyımı başladı bile… Gazetelerde kıyımın boy boy fotoğraflarını görüyoruz. İleride herhalde ormanları da ancak fotoğraflarda görebileceğiz. 
Bugün İstanbul’da aktif, yani insanların doğrudan yararlanabileceği yeşil alan miktarı kişi başına yaklaşık 2 m2. Dünyadaki benzer metropollerde bu rakam 10 m2’nin altına düşmüyor. İstanbul’u yönetenler AVM’leri, gökdelenleri parklara tercih ediyorlar. Yeşil alanlar yapılaşmaya açılarak yok ediliyor. Bunun en çarpıcı örneğini Taksim Gezi Parkı’nda yaşadık. Aynı şekilde Kadıköy’deki Göztepe Parkı, eski Kuşdili Çayırı (Salı Pazarı) gibi birçok yeşil alan benzer tehditlerle karşı karşıya. 
Öte yandan, son yıllarda İstanbul’da bütünleşik plan yerine parsel bazında keyfi kararlar ve uygulamalar egemen. Yaygınlaşan yolsuzluk iddialarının içinde hep imar konuları var. Kentsel Tasarım kavramı ise tümüyle göz ardı edilmiş durumda. 
Son yılların kalkınma modelinde yatırımlar hep İstanbul’a daha aşırı nüfus çekecek şekilde yapılmakta. Benimsenen neo-liberal ekonomik politikalar gereği, kent toprağı yatay ve düşey yoğun yapılaşmayla spekülasyon aracı olarak kullanılıyor. Toprağın artan değerine dayalı bir saadet zinciri söz konusu. Yeşilin ve tarihin yok edilmesi pahasına, İstanbul gelişigüzel yapılaşıyor. Kentsel Dönüşüm ise asıl amacından sapmış, rantsal dönüşüm şeklinde gelişiyor. 
Çözümsüzlük Yerine Çözüm 
Plansız gidiş İstanbul’u çözümsüzlüğe götürüyor. Yaşanabilir kentler sıralamasında İstanbul dünyada 109’uncu. Doğayı, havayı, toprağı, suyu, yeşili, ormanı, tarihsel varlıklarımızı, mimarlık mirasımızı, kısaca tarihsel ve doğal çevreyi giderek artan bir ivmeyle yok ediyoruz.
Plan yerine plansızlığın egemen olduğu süreçte İstanbul, İstanbul olmaktan çıkıyor. 
“İstanbul gibi İstanbul” için çözüm yolu, iyi yönetimden, bilimsel yöntemlere dayalı planlama disiplininden ve kentliyle, uzman kuruluşlarla paylaşılan katılımcı, akılcı, şeffaf projelerden geçiyor. 
İyi bilinmeli ki başka İstanbul yok!