Efsanelerin Öğrettiği Kaynak : 14.11.2001 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçen hafta, takımların ve sporcuların kendilerini çok beğendikleri için göze geldiklerini (!) yazmıştım. Hafta içindeki kimi gelişmeler bu tanıyı doğrular nitelikte oldu. Konumuzla bağdaştığını düşünerek çok ünlü iki efsaneyi buraya aktarmak istiyorum.

Birincisi, İkaros efsanesi.. Yunan mitolojisinde İkaros, Giritli efsanevi mimar Daidalos’un oğludur. Baba- oğul, Kral Minos tarafından kapatıldıkları labirentten kaçıp kurtulmak için çareler ararlar. Baba, kendisi ve oğlu için, balmumuyla yapıştırdığı kuş tüylerinden kanatlar yapar. Omuzlarına bağladıkları kanatlarla uçacaklardır. Havalanmadan önce, baba, İkaros’a çok alçaktan ya da çok yüksekten uçmamasını öğütler. Ne var ki İkaros yükseldikçe keyiflenir, doğayı yenme başarısıyla gururlanarak babasının sözlerini unutur. Yükselir, yükselir… Helios’u neredeyse hor görür. Güneş tanrısı kanatları tutan balmumunu yavaş yavaş eritmeye başlar. Sonuçta, kanatlar çözülünce İkaros denize düşüp boğulmaktan kurtulamaz.
İkincisi, Narkissos efsanesi… Narkissos, Yunan mitolojisinde, Irmak tanrısı Kephisos ile Leiriope adlı su perisinin, güzelliğiyle ünlü oğludur. Narkissos öylesine güzeldir ki, günün birinde bir pınarın suyuna yansıyan kendi görüntüsüne aşık olur. Eğilip baktığı pınardan bir türlü ayrılamaz; sonunda suya düşerek boğulur. Boğulduğu yerde bir çiçek açar : nergis. Su yüzeylerini süsleyen nergise adını veren Narkissos’un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlendirmiştir. Latin şairi Ovidius, Can Yücel’in çevirisiyle (1944) şöyle sesleniyor : (1)

“Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine, uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere.
Gidermek isterken susuzluğunu, artıyordu bir yandan susuzluğu; içtikçe suya vuran güzelliğine hayran, seviyordu tensiz bir hayali, vücut sanıyordu sulardakini.

Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızın, bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın…
Bilmeden kendini arzuluyor, severken onu kendini seviyor,
isterken kendini istiyordu, içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi.
Kaç kere faydasız öpücükler sundu
aldatan pınara…
Ellerini kaç kere daldırdı, boşa kavuştu kolları sularda.
Neyi gördüğünü bilmiyor, fakat
yanıyordu onunla,
gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu.”

“Anlıyorum, o benim, aldatmıyor beni
artık hayalim.
Tutuşturan da ben, yanan da.
Kendime olan sevgimle yanıyorum.
Ne yapayım ? İsteneyim mi ? İsteyeyim mi ? İstenecek ne kaldı artık ?…”

Özellikle medyanın abartmalarıyla, spor dünyamızda İkaros’ların ve Narkissos’ların sayıları artıyor. Fenerbahçe’ye ilişkin abartmalarda, Galatasaray’ın 5-0’lık Bursa yenilgisinde bu efsanelerle koşutluklar görmüyor musunuz ? Ya Fatih Terim’in son Milano serüveni… O da örtüşmüyor mu bu efsanelerle ? Ulusal takımdakilerin de kendilerini büyüklük dürtüsüne kaptırmamalarını dileyelim.