| Eğlenen Sporcular |
Kaynak :
12.02.2004 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Son günlerde Galatasaray’da kimi futbolcuların maç öncesi geç saatlerde eğlence yerlerinde görülmesi tepkiler doğurdu. Bu olay bana Eşfak Aykaç’ın bir görüşmemizde anlattıklarını anımsattı. Bilindiği gibi Aykaç, Galatasaray’da futbol oynamış, sonraları yönetici ve Divan başkanı olarak görev almıştı. Aykaç’ın 17 Mayıs 1998 günü anlattıklarının bir bölümünü notlarımdan buraya aktarmak istiyorum. 1930’lu yıllarda Galatasaray’ın yönetim biçimi konusunda üyeler arasında görüş ayrılıkları çıkınca başlayan çekişmeler, başta Yusuf Ziya Öniş, Eşref Şefik ve Sadun Galip olmak üzere bir grup üyenin kulüpten kopmasına ve yeni bir kulübün kurulmasına kadar varmış. Kurulan kulüp 1933-39 arasında Galatasaray’a kök söktüren Güneş kulübüdür. Bu girişten sonra, gerisini yine Eşfak Aykaç’ın ağzından dinleyelim : “Ben Galatasaray’da onuncu sınıftayım. Yeni yeni futbol oynuyorum. Benim gibi Gündüz, Haşim Birkan, Bülent Ediz de Güneş’in dikkatini çekmiş. Güneş bütün iyi futbolcuları toplamaya başlamıştı : Rasih Minkari, Rıza, Latif (Tatar), Rebii Erkal… Bunları Galatasaray’dan almış, durumu güçleşen Galatasaray gençlerle yetinmek zorunda kalmıştı. Yıl 1936 veya 37. Bir antrenmandan sonra Bülent Ediz yanıma geldi. “Akşam, bizi Eşref Şefik (Güneş’in politikasının uygulayıcısı) Novotni’ye yemeğe davet ediyor” dedi. O sıralar Galatasaray şampiyonluğa gidiyor. Ankaragücü’nü 4-2 yenip İstanbul’a dönmüşüz. Ankaragücü ile İstanbul’da bir maçımız kalmış, bir de Beşiktaş maçı var. Ankaragücü’nü yenersek, Beşiktaş’a yenilsek bile şampiyon oluyoruz. Galatasaray’ın 4 as futbolcusu (Gündüz, Haşim, Bülent, ben) maçtan bir gün önce böylece Novotni’ye gittik. İçimde bir huzursuzluk var… Eşref Şefik geldi. Bira içiyoruz. Bir süre sonra hepimize bir sarhoşluk hali yayıldı. Nasıl oldu bilmiyorum, amiyane tabirle, kafayı bulduk. Hep |
birlikte kalktık, Elmadağ’da Saadet Hanım’ın evine gittik; ev kapalı. Oradan Akıntıburnu’na gidip biraz daha içtik, sabaha doğru dağıldık. İkimiz Bülent’in evine döndük. Ben divana uzandım. Gözümü açtım, saat 11:20… Bülent yerde yatmış ve sürekli kusmuş. Uyandırdım. Bir duş… Kulübe geldik. O gün Taksim stadında 4-2 yenildik.
Cumhuriyet gazetesi temsili resimle dört Galatasaraylı futbolcuya veryansın ediyor. Kulüp karmakarışık. Beşiktaş maçını da o hava içinde 3-2 kaybettik. Şampiyonluk gitti. O günkü üzüntüyü şu an yine içimde duyuyorum. Masör Danyal (bunların Galatasaray içindeki ajanı imiş) bize bir haber getirdi : 15’er lira aylık ücretle Güneş’e geçmemiz isteniyormuş. Yıl sonuna kadar Galatasaray’da okuyacağız; sonra Feyzi Ati Lisesinden diploma alarak Avrupa’ya tahsile gönderilecekmişiz. Örnek : Daha önce gönderilmiş olan Rasih. Bir bayram günü Üçler Apartmanı’na gittik. Gümüşsuyu’nda, Boğaz’a nazır… Futbol piyasasındaki bütün ünlü futbolcular orada. Sait Çelebi bizi karşıladı. Planlı, programlı bir pazar kurulmuş. Yusuf Ziya Bey geldi, bizim çenemizi okşadı. Sınıfı geçince okuldan ayrılıp Güneş’e geçeceğiz ve okulu değiştireceğiz… Nasıl olacak ?.. Kafamda hep bu soru… Bir gece uyanıp Muslih Hoca’ya indim. “Gel, otur” dedi. Olanları şimdi sana nasıl anlattımsa baştan sona Muslih Hoca’ya anlattım. “Hocam, size sığındım” dedim. Birlikte ağlamaya başladık. “Bunları yazar mısın ?” dedi. Hepsini yazıp kendisine verdim. İş, Kulüp yönetim kuruluna gitti. Güneş tarafından bana şiddetli eleştiriler gelmeye başladı. Benden vazgeçtiler ötekilerle ilişkileri devam etti. Güneş’ten 6 gol yediğimiz maç ve başarısızlıklar bu döneme rastlar.” İşte, yaklaşık 70 yıl önceki öykü… Bu öyküden çıkarılacak dersler olmalı. |

