| Ektiğimizi Biçtik |
Kaynak :
04.10.2000 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Sidney Olimpiyatları geride kaldı. Türkiye olarak aldığımız sonuçların kimseyi tatmin ettiğini sanmıyorum. Hiç madalya alamayan ülkelerin durumuna bakarak belki kendimizi avutabiliriz. Çağdaşlığın göstergelerinden biri olan sporun anlamını toplum olarak hâlâ kavrayabilmiş değiliz. Konuları, gereken plan, program ve ciddiyet içinde ele almıyoruz ve çalışmıyoruz. Sporun anlamı bizde, futbol taraftarlığı, fanatikliği güdüsünün ötesine geçmiyor. Varsa futbol, yoksa futbol.. Öteki sporlar nerede ? Olimpiyatlarda yeri olan, bizde hiç bilinmeyen, uygulanmayan sporları bir yana bırakalım, sporların anası atletizmde neredeyiz ? Ata sporu güreşe ne oldu ? Bırakalım adı sanı bilinmeyen sporların tesislerini, atletizm tesislerimiz ne durumda ? Bütün Türkiye’de kaç tartan pistimiz var acaba ? Kaç kapalı spor salonumuz, kaç yüzme havuzumuz, kaç atlama havuzumuz var ? Tesis yapılması zor ya da olanaksız değildir. Gerekli ödeneği ayırırsınız, tesisler yapılır. Tesislerin olmaması parasızlığımızdan çok, spordaki anlayış bozukluğumuzun, dağınıklığımızın göstergesidir. Gelelim işin çok daha önemli olan eğitim boyutuna.. Sporun planlı olarak topluma yayılması gerekiyor. Bununla, spora duyulan ilginin taraftarlık, seyircilik boyutundan değil, toplumun, özellikle de gençlerin spor eğitiminden, spor yapmasından söz ediyorum. Yetiştirirsiniz.. Uluslararası yarışmalar |
için binlerce sporcu aday arasından en iyileri seçersiniz. Son zamanlardaki modaya uyarak yurt dışından sporcu satın alma girişimleriyle ancak kendimizi aldatabiliriz. Satın almak, satmak, artık tümüyle gösteriye dönüşmüş profesyonel futbol için geçerli olabilir. Amatör spor dallarında bu yoldan yararlanmak, taşıma suyla değirmen döndürmekten öteye geçmez. Ayrıca bu tür girişimler, çoğu kez ahlak sınırlarını zorlamadan mümkün olamaz. Ahlaki boyut ise sporun temel öğesidir.
Spor, genel eğitimin bir parçasıdır. Ne yazık ki spor eğitimine verdiğimiz önem, genel eğitime verdiğimiz önemin de altında. Eğitime ne kadar önem veriyoruz ki ? Sözde, sekiz yıllık temel eğitim zorunlu. Toplumumuzun ortalama öğrenim düzeyi yalnızca 3,5 yıl. Bu durumda doğal ki, spor da eğitimsizlikten kendisine düşen payı alıyor. Sidney’de kimi sporcularımızın ortaya koydukları tutarsız davranışlar da, eksik ya da aklı dışlayan çarpık eğitimden kaynaklanmıyor Burada önemli olan para değil.. Aklın gereği planlamadır. Bir an önce, sporun geleceğini bir plana programa bağlamalıyız. Düzenlemeye aday olduğumuz 2008 Olimpiyatlarına kadar 4+4 yıllık iki dönemli bir “spor geliştirme planı”nı özerk bir kurumun, örneğin Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin katkılarıyla hazırlayıp uygulamaya ne dersiniz sayın yetkililer ? |

