| Elvan’ın Başarısı |
Kaynak :
17.06.2004 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Elvan Abeylegesse 5000 m de dünya rekoru kırdı. Sevindik… Anımsayanlar, “sen devşirme atletlere karşı değil miydin” diyebilirler. Evet karşıydım, hâlâ da karşıyım. |
Her üstün başarı tatlıdır. Elvan’ınki de öyle… Başta, kendisini kutlamak gerekiyor: Yeteneğinden, azminden dolayı… Ailesinin, Etiyopya’da Adis Abeba’da güç koşullar altında yaşadığı biliniyor. Yurdundan, ailesinden uzakta çalışıp onlara destek olmak ve böylesine güç koşullar altında büyük başarılar kazanmak hiç de kolay değil. Kendisine kucak açan Enka’nın bu başarıda büyük payı var kuşkusuz. Antrenörü, Ertan Hatipoğlu’nun katkılarını da unutmamak gerekiyor. Türkiye’ye gelince… Türkiye, Süreyya Ayhan’dan sonra Elvan’la da atletizmde adını duyurmuş oldu. Son yıllarda ulusal takımlarda yabancı kökenli sporculardan yararlanmak artık bütün ülkeler için olağan hale geldi. Ancak onlar yabancı evliliklere gerek duymuyorlar. Yabancıların büyük bir bölümü Afrika’daki eski sömürgelerden gelenler, ya da konuk işçilerin çocukları. Bunu Avrupa Futbol Şampiyonasına katılan takımlarda da görüyoruz. Sarılar, siyahlar, beyazlar aynı takımda bir aradalar. Bu da sözümona küreselleşmenin başka bir göstergesi olsa gerek. Elvan’ın başarıları sürecek gibi görünüyor. Kazanılan her başarı ülkeye moral verir. Türkiye bu olgudan, gençleri heveslendirip atletizme yönlendirerek içimizdeki Elvanları bulmakta yararlanamaz mı? Pek sanmıyorum… Sorun bütünüyle bir sistem sorunu. Sistem kurulmadıkça bireysel ışıltılar etkili olmuyor. Süreyya’nın da, Elvan’ın da başarıları kendilerine özgü. Onların aldıkları sonuçlara bakıp Türkiye’de atletizmin geliştiği söylenemez. Bakın, üç gün önceki bir gazete haberine göre, Atletizm Federasyonu’nun, Atina Olimpiyatları’nı hedefleyerek Trabzon’da düzenlediği Türkiye Maraton Şampiyonası’na yalnızca 4 atlet katılmış; yarışı ancak biri tamamlayabilmiş; o da derecesiyle barajın altında kalmış. |

