Elvan’ın Başarısı Kaynak : 17.06.2004 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Elvan Abeylegesse 5000 m de dünya rekoru kırdı. Sevindik… Anımsayanlar, “sen devşirme atletlere karşı değil miydin” diyebilirler. Evet karşıydım, hâlâ da karşıyım.
1999 yılından sonra birçok yabancı atlet Türkiye’ye getirildi ve naylon evliliklerle Türk yapıldı. Hewan (Elvan) da Etiyopya’dan getirilen atletlerden biriydi. Bu yöntem o tarihlerde federasyon yetkililerince Türk atletizminde bir çözüm yolu olarak benimsenmiş gibi görünüyordu. Buna karşı çıkanlar vardı; onlardan biri de bendim. Bu yolun iki sakıncası söz konusuydu. Birincisi, kendi kaynağımızdan, kendi atletlerimizden yararlanmak, onlara destek vermek yerine kolaycılığa kaçıp yabancılardan medet umuyorduk. İkincisi, gelenleri Türk yapabilmek için ahlaki sayılamayacak yollara başvuruluyordu. Örneğin, naylon evlilikler gibi… Gelen genç kızlar önce, konu mankeni erkeklerle evlendiriliyor, TC uyruğunu kazanmalarından sonra boşanmaları sağlanıyordu. Bunun kabul edilebilir bir yöntem olmadığı, özellikle de spor ahlakına sığmadığı çok açık. O tarihlerde bu konu çok yazılıp çizildi. Gelen yabancı atletlerin çoğu, zaman içinde, yine eski kimlikleriyle ülkelerine döndüler.
Elvan 1999’da geldiğinde daha 16 yaşındaydı. Yasaya karşı hile yoluyla naylon evlilik onun da başından geçti; belki o yaşta, olan bitenin farkında bile değildi. Ötekilerin aksine o, ülkesine dönmedi ve çalışmalarını Enka Spor Kulübü’nde sürdürdü. Enka’nın İstinye tesisleri onun yuvası olmuştu artık. 2001 yılında 3000 ve 5000 m’de Gençlerde Avrupa şampiyonu, Ulusal Takımla katıldığı Akdeniz Oyunlarında 10 bin m’de üçüncü oldu. 2003’te Dünya Şampiyonasında beşinci, Monaco Grand Prix yarışlarında birinci oldu. Mayıs 2004 başında Katar’da yine birinci geldi. Yavaş yavaş formunun doruğuna yaklaştığı görünüyordu. Nitekim, Moskova’da yapılan Avrupa Kulüpler Şampiyonasında 1500 m de 3.58:28’le sezonun en iyi derecesini yaptı ve Süreyya Ayhan’dan sonraki en iyi dereceye ulaştı. İşte, son olarak da Norveç Bislett Oyunlarında 14.24’le dünya rekoru geldi.

Her üstün başarı tatlıdır. Elvan’ınki de öyle… Başta, kendisini kutlamak gerekiyor: Yeteneğinden, azminden dolayı… Ailesinin, Etiyopya’da Adis Abeba’da güç koşullar altında yaşadığı biliniyor. Yurdundan, ailesinden uzakta çalışıp onlara destek olmak ve böylesine güç koşullar altında büyük başarılar kazanmak hiç de kolay değil. Kendisine kucak açan Enka’nın bu başarıda büyük payı var kuşkusuz. Antrenörü, Ertan Hatipoğlu’nun katkılarını da unutmamak gerekiyor. Türkiye’ye gelince…
Türkiye, Süreyya Ayhan’dan sonra Elvan’la da atletizmde adını duyurmuş oldu. Son yıllarda ulusal takımlarda yabancı kökenli sporculardan yararlanmak artık bütün ülkeler için olağan hale geldi. Ancak onlar yabancı evliliklere gerek duymuyorlar. Yabancıların büyük bir bölümü Afrika’daki eski sömürgelerden gelenler, ya da konuk işçilerin çocukları. Bunu Avrupa Futbol Şampiyonasına katılan takımlarda da görüyoruz. Sarılar, siyahlar, beyazlar aynı takımda bir aradalar. Bu da sözümona küreselleşmenin başka bir göstergesi olsa gerek.
Elvan’ın başarıları sürecek gibi görünüyor. Kazanılan her başarı ülkeye moral verir. Türkiye bu olgudan, gençleri heveslendirip atletizme yönlendirerek içimizdeki Elvanları bulmakta yararlanamaz mı? Pek sanmıyorum… Sorun bütünüyle bir sistem sorunu. Sistem kurulmadıkça bireysel ışıltılar etkili olmuyor. Süreyya’nın da, Elvan’ın da başarıları kendilerine özgü. Onların aldıkları sonuçlara bakıp Türkiye’de atletizmin geliştiği söylenemez. Bakın, üç gün önceki bir gazete haberine göre, Atletizm Federasyonu’nun, Atina Olimpiyatları’nı hedefleyerek Trabzon’da düzenlediği Türkiye Maraton Şampiyonası’na yalnızca 4 atlet katılmış; yarışı ancak biri tamamlayabilmiş; o da derecesiyle barajın altında kalmış.