Enflasyonla kardeş olmuş ülke: Brezilya-3 Paralardan 3 Sıfır silinince Kaynak : 22.02.1989 - Milliyet | Yazdır

AYDINLAR, BREZİLYA’YA “BELİNDİSTAN” YANİ İÇİNDE BELÇİKA OLAN YENİ BİR HİNDİSTAN ADINI TAKMIŞLAR

Banknotlardan 3 sıfır bir damga ile siliniverdi. Bu nedenle şimdi etiketler de eski ve yeni diye iki türlü yazılıyor.

BRASILIA’ daki yapıların pek çoğunu gerçekleştiren ve böylece de başkente adeta damgasını vuran ünlü mimar Oscar Niemeyer’le Rio’da görüşmek olanağı buldum.


Dünyaca ünlü mimar Oscar Niemeyer, “Brezilya şu anda ideolojik temeli olmayan bir ihtilal öncesi durumunda” diyor

Oscar Niemeyer’in Brezilya gibi ekonomik güçlükler içinde bulunan bir ülkede anıtsal yapılar yapması mimarlık çevrelerinde bir hayli eleştiri konusu olmuştur. Bu konuyu açıyorum:

“ Yaptığınız her şeyin biçimsel yönden Brezilya’nın gereksinimlerine uygun olduğunu düşünebiliriz. Ekonomik yönden de aynı şeyleri söyleyebilir miyiz? “

Birden heyecanlanıyor. 81 yaşına karşın, görünüşü ve hareketleri son derece canlı.

“ Ben solcuyum. Dostlar, fakirlere ev yapmaktan söz ediyorlar. 50 bin konut yapılıyor. Brezilya’daki fakirlik korkunçtur. Devletin, çalışana iyi ücret ödemesi gerekir, iyi yaşam koşulları, konut sağlaması gerekir. Brezilya’da, yoksulluğun büyük olduğunu biliyoruz… Sorun ekonomiktir. Zenginler, giderek daha zengin oluyor. Mimarlar, çizim masalarında sefaleti önleyemezler. Demagoji yapmamak lazım. Toplumun değişmesi gerekir.

“ Bir gün, polis, beni sorguya çekti. Ne yapmak istediğimi sordu. ‘ Toplumu değiştirmek ‘ diye yanıtladım. O anda mimariyi düşünmüyordum. Toplumu değiştirirseniz, mimari de değişir. Brezilya’nın yapısında, mimarisinde iyi olmayan, Brezilya yaşamındaki ayrımcılıktır. Ben hep hükümete iş yaptım. Halk fakirdir, açtır. Gece saldırılar oluyor.

Rio tepelerini görmüşsünüzdür, favelaları. Bir yandan her şeye sahip olan, öte yandan hiç bir şey olmayan, yaşama düşman insanlar. Brezilya’da şu anda hemen hemen ideolojik temeli olmayan bir ihtilal öncesi durumundayız. ”

Brezilya’da askeri yönetim başlayınca, Oscar Niemeyer, ülkesini terk etmek zorunda kalmış ve 10 yıl süreyle Avrupa’da yaşamış, çalışmış. Yurt dışına çıktığı için kimse kendisini “ vatan hainliği “ ile, “ kansızlıkla “ suçlamamış. Gitmiş, dönmüş… Hatta yurt dışından, Brezilya’ya yeni projeler yapıp, göndermiş. Gururla uygulamış Brezilyalılar bu projeleri.

Şimdi de Rio’da, Brasilia’da, Sao Paolo’da bırakınız turizm rehberlerini, taksi soförleri bile bir yapısının önünden geçerken yavaşlayıp, kırık-dökük İngilizceyle “ Mimar Oscar Niemeyer’ in yapısıdır bu “ diyerek, ulusal bir gururu paylaşıyorlar.

Ünlü mimar Oscar Niemeyer’in de belirttiği gibi, sefalet, parlak görünüşlü şehir merkezinin ardından ülkeyi kasıp, kavuruyor. Brezilya, 120 milyar dolarlık dış borcuyla, dünyanın borçlu ülkeleri arasında, Arjantin ve Bolivya’dan sonra üçüncü sırayı alıyor. Bu borcu 141 milyon Brezilyalıya bölerseniz, her Brezilyalının yaklaşık 850 dolar (1 milyon 600 bin Türk Lirası) dış borcu olduğunu görürsünüz. Burada bir parantez açarak, Türkiye’nin durumuna bakarsak, bugün bizim durumumuzun da pek parlak olmadığı ortaya çıkar. Türkiye’nin toplam yaklaşık 40 milyar dolar borcunu nüfusa böldüğümüzde kişi başına düşen dış borç rakamı 727 dolar, yani yaklaşık 1 milyon 400 bin Türk lirası olur. Durumumuz henüz Brezilya’nınki kadar vahim değil ama, hesap, hepimizin birer borç milyoneri olduğunu ortaya koymaktan geri kalmıyor.

“Biz Türklerin durmu henüz Brezilya’nınki kadar vahim değil, ama bizler de birer borç milyoneriyiz”

DENGESİZ GELİR DAĞILIMI

Brezilya’da, ulusal gelirden kişi başına düşen pay 1710 dolar. Bu rakam, bizimkinin üzerinde, yani durumları bu bakımdan Türkiye’den daha iyi, ancak gelir bölüşümü Türkiye’dekinden daha dengesiz. Bir yandan büyük zenginlikler, büyük malikaneler, zenginlere ait büyük araziler, öte yandan feci bir yoksulluk ve favelalar, yani Brezilya tipi gecekondu mahalleleri. Nüfusun yüzde 5’i, toprağın yüzde 80’ine sahip. Bütün bunların ötesinde, enflasyon korkunç. Daha önce de belirttiğim gibi, yıllık enflasyon yüzde 1400… Biz yüzde 80’lik enflasyonda kıvranırken, bu enflasyon ortamında nasıl yaşanıyor? Bu gerçekten ilginç bir deneyim. Brezilya’nın bu enflasyonla mücadelelerde geçtiğimiz yıllarda neler yaptığına kısaca göz atalım.

Askerler, pek çok Latin Amerika ülkesinde görüldüğü gibi, Brezilya’da da 1984 yılında bir darbeyle iktidara geldiler ve 21 yıl süreyle iktidarda kaldılar. National Geographic dergisinin Mart 1987 sayısında yazılanlara göre, askerler iktidarları boyunca yoksulları unutmuşlardı. Ülkenin tüm üretimini inşaata aktarırken, sloganları “ Yoksulluğu bölüştüremezsiniz, refahı bölüştürebilirsiniz ” di. Böylece generaller dış ülkelerden sağladıkları borçlarla nükleer güç programı ve Tran’s-Amazon otoyolu gibi gösterişli projelere yöneldiler. 1960’lı yılların sonlarına doğru Brezilya’nın ekonomik mucizesini gerçekleştirdiklerini ileri sürerken, imar edilmiş her şehrin çevresinde toplumsal sefalet bölgeleri “calcutta”lar, zorlu yaşamlarını sürdürüyorlardı. Aydınlar, Brezilya’ ya “Belindistan” yani içinde Belçika olan yeni bir Hindistan adını takmışlardı.

Faiz oranlarının artması ve 1970’lerde gelen dünya petrol bunalımı, ülke ekonomisini durgunluğa itti, orta sınıflar (bizdeki popüler deyişle orta direk) eridi ve uluslararası para kurumları Brezilya için muslukları kapadılar.

SARNEY’İN REFORMU

Askeri dönemden sonra seçilen ilk cumhurbaşkanı 1985 yılında göreve başlamadan ölünce, yardımcısı José Sarney, başkan oldu. Anlatılanlara göre, Sarney, yönetimi liberal bir programla ve büyük projelerle göreve başlar. Brezilyalıların refahının, dış borçlardan daha önemli olduğunu ileri sürerek, hedefin sosyal adalet olduğunu ilan eder. Bilinen kişilerle dolu olduğu için, yeni cumhuriyet kuşkuyla karşılanır ve söylenenlere çok az kişi inanır. Fakat Sarney, 1964’ ten beri generaller yönetimince göz ardı edilmiş olan tarım reformunu canlandırır.1986 yılının Şubat ayında da enflasyonist gidişe karşı sürpriz şeklinde çıkardığı bir kararnameyle yeni bir ekonomik önlemler paketini uygulamaya koyar.

“Cruzado planı” adı verilen bu planla Brezilya’nın o güne kadar yürürlükte olan para birimi cruzeirodan üç sıfır atılır ve böylece yeni para birimi cruzado doğar. Fiyatlar ve ücretler dondurulur, Brezilya’da ilk kez uygulanan işsizliğe karşı önlem programı başlatılır.

Brezilyalılar bu çabada başkanlarını desteklerler. Piyasada fiyat denetimi başlatılır. Haksız fiyat yükseltenler hapse atılır. Brezilyalılar için yeni bir umut dönemi başlamıştır.

Ancak… Ancak 1986 sonundan itibaren “Cruzado planı”ndaki yeni bazı düzenlemelerle yeni bir aşamaya gelinmiştir. Ürünlerine her yıl daha yüksek fiyatlar almaya alışmış olan tarım kesimi frene basmıştır. Talep, arzı çok aşınca da, süpermarketlerde yumurta almak için bile uzun kuyruklar oluşmakta, Brezilya, et ithal etmek zorunda kalmaktadır.

Yönetim, piyasadaki darlık daha da artınca bazı fiyatları arttırmak gereği duyar. Bu kez de öfkeli kalabalıklar protesto için başkent Brasilla’ ya doğru yürümeye başlar. Bu dönem içinde 1986’ de enflasyon, “Cruzado planı” ndan bugün geriye kalan nedir? Daha sonraları başarının geçici olduğu görülmüş, enflasyon 1987’de yüzde 366’ya, 1988’ de ise yüzde 1400’ e yükselmiştir.

KİRALAR ÜÇ AYDA ARTIYOR

Üzerinden üç sıfır silinen cruzerio banknotları bugün hâlâ dolaşımda (tedavülde). Eski bankanotların üzerinde bir kaşe basmışlar, böylece 100 bin cruzerio, 100 cruzado olmuş. Üç sıfır atılmasının yararı, gördüğümüz kadarıyla yalnızca hesaplamaları kolaylaştırmakla kalmış, belki bir süre için de halka moral vermiş. Ayrıca cruzado birimiyle de banknotlar basmışlar.

Bugün fiyatlar serbest ve hemen her gün değişiyor, ücretler ve kiralar bir endekse bağlanmış olarak sık sık değişiyor. Enflasyon doludizgin giderek, yüzde 1500’e dayanmış. Cruzadonun değeri yok.

Bunun günlük yaşama yansıması ise çok ilginç. Para öylesine hızla aşınıyor ki, daha büyük kupürlerde yeni banknotlar basmaya bile yetişmiyorlar. Dolaşımda en çok 1000’lik ve 500’ lük cruzadoluk kupürler var. Bunlarla alışveriş yapmak için tomarla para taşımak gerek. Örneğin bir lokantada hesap ödemek için desteyle para veriyorsunuz. Hele otel hesabınızı öderken yüzlük desteler halinde verdiğiniz paraları bazen sayma gereğini dahi duymadan, eziklikle “bir sürü kâğıt” diyerek alıp, faturanızı uzatıyorlar.

Mağazaların pek çoğunda mallar üzerinde etiket görmüyorsanız, satıcılar bile fiyatları bilmiyorlar ve ellerindeki dosyalarda bulunan, bilgisayardan çıkmış günlük listelere göre kod numaralarından bularak, söylüyorlar. Ayın ilk günleri ücretini alan herkes, fiyatların sıçramasından hemen önce mağazalara koşuyor.

Varlıklı Brezilyalılar bile ekonomik ve toplumsal durumdan kuşku duyuyorlar. İkisi de inşaat mühendisi olan bir çiftin sahip oldukları Rio Design Center’ı geziyoruz. Daha çok iç mimari ile ilgili malzemelerle dizayn ürünlerinin dükkanlar halinde sergilenip, satıldığı bir yer. Dükkânları kiraya vermişler. Endekse göre her üç ayda bir değişen bir kira sistemleri varmış. Bir de satıştan pay alıyorlarmış. Ancak kiracılar, kendilerini enflasyon ve vergiden korumak, kirayı da daha az ödemek için satışı daha az göstermenin bir yolunu buluyorlarmış. Mühendis çift, yıllarca müteahhitlik yapmışlar. “Rio’da 200 kadar bina inşa edip, sattık” diyorlar. Brezilya’nın içinde bulunduğu ekonomik koşulların artık bina yapıp, satma işine elvermediğinden yakınıyorlar. “Aylık enflasyon yaklaşık yüzde 25-30, sınıflar arasında çok büyük farklar var. Bunun böyle gitmeyeceğinden, bir gün sosyal patlama olacağından korkuyoruz” diyorlar. “Askerler zamanında durum nasıldı?” diyorum. “Biraz daha iyiydi” diye yanıtlıyorlar. “Ama unutmayın ki, askerlerin yönettiği pek çok Latin Amerika ülkesinde durum daha da feci” diye ekliyorlar.

1988’de yeni bir anayasa yapılmış. Yabancı yatırımların artmasını istiyorlar. Anayasa değişince, şimdi her şeyin değişeceğini sanıyorlar ve buna yeni bir umut ışığı gibi bakıyorlar. Kasım ayında yapılan yerel seçimlerde sol partiler önemli başarılar kazanmışlar. Nitekim 14 milyon nüfuslu Sao Paolo’da belediye başkanlığını İşçi Partisi adayı, kararlı bir Markist olan Bayan Luiza Erundina de Souza kazanmış. Siyasal gözlemciler, ekonomik sıkıntılar nedeniyle halkın genelde sola kaydığı yorumunu getiriyorlar ancak, bazı Brezilyalıların politikacılar için yorumu değişik: “ Bunlar seçilinceye dek solcudurlar, sonra kapitalist olurlar.”

BUGÜN

Ocak ayı içinde Brezilya’ da yeni bir ekonomik plan uygulama alanına kondu. Gücünü geniş yetkilerle donatmış bir başkanlık sisteminden alan Cumhurbaşkanı José Sarney, aynı yemeği 3 yıl sonra ikinci kez ısıtıp, sofraya getiriyor. Bu kez “Yaz Planı” adını alan ekonomik önlemler paketine göre yine temel gıda maddelerinin fiyatları ile bir endekse bağlı olarak sürekli yükseltilmekte olan ücretler donduruldu. 27 bakanlıktan altısı kaydırıldı. 60 bin kamu görevlisinin işine son verilecek. Cruzadonun değeri dolar karşısında yüzde 16.4 düşürüldü. Paradan üç “sıfır” atılarak, yeni bir para birimi “cruzados/novos” yaratıldı. Böylece 3 yıllık bir süre içinde Brezilya parasından “sıfır” atılmış oluyor. Başka bir deyişle, Brezilya parası, enflasyonist gidiş sonucunda 1 milyon kez değer yitirmiş olacak.

Şimdi Başkan Sarney, aldığı ekonomik önlemlerin, 15 Kasım’da yapılacak olan başkanlık seçiminden önce meyvelerini vermesini bekliyor.

Bütün bu yaşanan olaylar zincirinden, anlatılanlardan çıkarılacak ciddi dersler vardır diye düşünüyorum.