Eşfak Aykaç Kaynak : 27.11.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Eşfak Aykaç’ı da sonsuzluğa uğurladık. Sporseverler kendisini değişik yönleriyle tanırlar. Çok eskiler Galatasaray’ın futbolcusu olarak, daha sonraki kuşaklar ünlü Türkiye – Macaristan maçı nedeniyle, daha gençler basındaki spor yazılarıyla ve yine Galatasaray’daki Divan başkanlığıyla…

Bu çok yönlülük zinciri içinde Aykaç’ın asıl ünü 1956’da dünyanın en güçlü futbol takımı sayılan Macaristan Ulusal Takımını İstanbul’da 3-1 yendiğimiz maçta üstlendiği tek seçicilik görevinden gelir.

1998 yılı mayısında Eşfak Aykaç’la, ölüm yıldönümü nedeniyle Gündüz Kılıç’ın Aşiyan’daki kabri başında buluşmuş, sonra da bir yerde oturup eski günleri konuşmuştuk. Daha doğrusu, o anlatmıştı, biz dinlemiştik. Galatasaray’daki öğrencilik ve futbol günlerini… Ateş-Güneş olayını… Türkiye’nin futbolda Asya yerine Avrupa grubuna katılmasını… Ve tek seçiciliği…

Türkiye – Macaristan maçına ilişkin olarak anlattıklarını 21 Mayıs 1998 günü Cumhuriyet’te özetlemiştim. Maçın perde arkası öyküsünü oradan aktaralım :

“O tarihlerde Futbol Federasyonu Ankara’da ve başında Hasan Polat var. Eşfak Aykaç da Genel Sekreter. Milli Takımın teknik sorunları için beş kişilik bir komite kurulmuş; ancak bir süre önceki Türkiye – Fransa milli maçı sırasında bazı kararsızlıklar yaşanmış. Takımı Komite yerine, Yönetim Kurulu seçmek zorunda kalmış. Böylece, sistem yürümediği için, Eşfak Aykaç’ın, Gündüz Kılıç’ın teknik yönetici olması yolundaki önerisini Başkan Hasan Polat benimseyince Aykaç İstanbul’a giderek Gündüz Kılıç’la görüşmüş. Baba Gündüz o sıralar Galatasaray’ın antrenörü… Tereddüt etmiş, kulüpten ayrılmasının güç olacağını söylemiş, ama kesin olarak da reddetmemiş.

Aykaç Ankara’ya döndükten sonra, kesin kararı almak için Kılıç’a telefonla bir türlü ulaşamamış. Sonuçta Hakkı Yeten ve Büyük Fikret’in de bulunduğu bir toplantıda görev Aykaç’ın

üzerinde kalmış. Macaristan maçına bir ay kala üstlenilen zor bir görev…

Macaristan dünya şampiyonu. İngiltere’yi İngiltere’de farklı yenmiş. Aykaç milli takım oyuncularını seçtikten sonra bakmış ki yedisi Galatasaraylı… “Oysa ben kulüp faktörünü hiç düşünmemiştim” diyor ve anlatıyor : “1956 Şubatı… Macarlarla yaptığımız anlaşmaya göre ilk maç, milli maç olarak İstanbul’da oynanacaktı. O gün bir kar fırtınası geldi. Dolmabahçe’de 70 cm. kar birikti. Oturup konuştuk kendileriyle. Hemen İzmir’e gidilmesi kararlaştırıldı. Orada İzmir karmasını 11-0 ve 7-1 yendiler. Sonra Ankara’da 4-2 kazandılar. İstanbul’a dönünce, İstanbul karmasını da 3-0 yendiler. Bu maçların daha önce yapılması sayesinde Macarları “fevkalade” yapanın ne olduğunu çözmüş oldum.”

“Futbol o güne kadar, adına WM dediğimiz teknik yapı esasları içinde oynanırdı. Macarlar 4-2-4’ü bulmuşlar. Orta ikiliyi Bozsik ve Puşkaş oluşturuyorlar. Ancak, gördüğüm kadarıyla, kendilerine çok güvendikleri için savunmayı biraz ihmal ediyorlar. Çok daha sonra 4-2-4’e karşı, dünyada bulunan 4-3-3’ü ben o gün, bilerek değil, ama o sistemin panzehiri olarak düşündüm ve uyguladım. Ayrıca, takımı çok iyi motive etmiştik. Başarılı olduk. Macar takımı sorumlusu Şebeş maçtan sonra, “Macar Milli Takımının ne yaptığını şimdiye kadar anlayan tek adam sizsiniz; sizi kutlarım” dedi.”

Öykü, özetle böyle… İşte, daha sonraları teknik direktörlüğe dönüşen tek seçicilik, ulusal takımda ilk kez böyle başlamıştı.

Aykaç’ın o günkü buluşmamızda anlattığı, spor tarihine ışık tutan başka öyküler de var. Özellikle de Ateş-Güneş olayına ilişkin açıklamalar… Bunları da başka bir yazıda dile getiririz.

Eşfak Aykaç örnek bir beyefendiydi; eski deyişle tam bir İstanbul efendisi… Işıklar içinde yatsın.