| Expo 85 ve Japonya’dan İzlenimler |
Kaynak :
01.05.1985 -
Yapı Dergisi - 63
|
Yazdır
|
|
Eylül başında Tokyo’da yapılan “UICB” Uluslararası Yapı Merkezleri Birliği toplantılarına katıldım. |
Her pavyonun film gösterilen büyük salonları var.Yarım saatte bir dolup boşalan bu salonların bazılarına girebilmek için son haftada dahi büyük kuyruklar oluşuyor ve bazan iki saate yakın kuyrukta beklemek gerekiyordu. Biz Japon Yapı Merkezi sayesinde “VIP” sayılarak bu kuyruklara girmekten ve zaman kaybetmekten kurtulan şanslı gruplardan olduk ve böylece de daha kısa zamanda daha çok şey görmek olanağını bulduk. Yine bu salonlardan birinde, Gas Pavilion’da Türk folklorundan, Türk mutfağından seçilmiş görüntüleri (Fransız, Çin ve Finlilerinkiyle birlikte) beyaz perdede renk ve içerik zenginliğiyle izlemek şaşırtıcı ve gurur vericiydi. Özellikle elektronik alanındaki gelişmeler Japonlarca yaygın bir biçimde sergilenirken, topraksız yetiştirilen bitkiler, resim çizen robotlar, lazer uygulamaları, holografi, gördüklerimiz arasında en ilgi çekici olanlarıydı. Tokyo’ya dönmek gidişten daha çok zamanımızı aldı. Akşamın yoğun trafiği 12 milyon nüfuslu Tokyo’nun yollarını işlemez hale getiriyor. O yollar ki, akarsuların bile üzerine çeşitli doğrultular da üç dört katlı olarak kurulmuş.. Yoğunluk ve aşırı nüfus ister istemez çevrenin bozulmasına, hatta tahribine yol açıyor. Savaşta yıkılan Tokyo, savaştan sonra bir Japon kenti gibi değil de bir Amerikan kenti gibi kurulmuş. Eski kitaplardan anımsadığımız Japonya’yı kısmen de olsa bulmak için eski başkentlere Kyoto ile Nara’ya kadar uzanmak gerekiyor. Tokyo’yu “Toshiba Building” in 39. katından seyrettik: büyük yoğunluklar, yüksek yapılar, çok katlı yollar, tren yolları, Tokyo Osaka arasını (- 500 km) 3 saatte alan tek raylı “hikari”. Bir deprem bölgesi olan ve ilk öğrenciliğimizde tahta evler, kağıt pencereler öykülerini dinlediğimiz Tokyo, günümüzde yüksek yapılarıyla başka bir kontrastı sergiliyor. Tokyo’da 60 kata kadar yüksek bina yapılmasına izin veriliyor. Japonların yapı-deprem ilişkisini en iyi bilen uluslardan biri olduğu kuşkusuz, ama insan yine de depremi, 18 milyon nüfuslu MexicoCity’nin uğradığı felaketi düşündükçe ürpermekten kendini alamıyor* Japonya’da her baktığınız yerde çok çalışmanın izlerini görüyorsunuz. Japon kalkınma mucizesinin kökenini Japon insanında aramak gerektiğini sanıyorum. Tokyo’da çalışan insanlar genellikle çevredeki başka illerde yaşıyorlar ve günübirliğine Tokyo’ya gelip gidiyorlar. Akşam saat on sularında bile büro binalarının ışıkları yanıyor. Japonlar çalışıyorlar. Buraya kadar, gördüklerimi özetlemeye çalıştım. Toplantılarda duyduklarıma gelince, bunları, bu toplantılara sunulan bildirileri Yapı’nın önümüzdeki sayısında sizlere aktarmaya çalışacağız. Mucize yaratan Japonya’nın, bir milyarlık Çin’in konut deneyimlerine ilişkin bilgileri Yapı’nın 64. sayısında en yetkili ağızlardan bulabileceksiniz. * Bu yazı Ekim başında Tokyo’da görülen 6.7 şiddetindeki depremden önce kaleme alınmıştır. Depremin hasarsız atlatılması Japonlann bu konudaki ustalığını bir kez daha kanıtlıyor. |

