Kamu Yapıları-Projesiz inşaat Kaynak : 01.03.1985 - Yapı Dergisi - 61 | Yazdır

Sayın Cumhurbaşkanımız geçenlerde Antalya’da, bir türlü bitirilemeyen bir hastanenin yapımındaki yavaşlıktan yakınıyor, gerekiyorsa maaşından yardımda bulunacağını belirtiyordu. Kamu yapılarında sorun aslında parasal değildir. Her yıl belli bir miktarda kamu inşaatı yapıldığına göre para var demektir. Esasen yatırım rakamları bütçede de görülmekte. Hata, inşaat yatırımına ayrılmış bu paraların harcanma yöntemindedir.
Bu sistemde bir hastalık olduğu açık seçik ortadadır. Burada amacımız, hükümeti suçlamak değildir. Kusur, gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin kusurudur. Bakınız, geçenlerde hizmete açılan Tokat Tekel Fabrikası 12 yılda bitirilebilmiş, bu arada 10 hükümet, 12 bakan eskitmiş.
Bildiğimiz kadarıyla rekor, şimdiki adıyla Atatürk Kültür Merkezi olan tarihi (I) Opera binasındadır. Bakalım İstanbul Kongre Sarayı mı, Abdi ipekçi Spor Salonu mu, yoksa hatırlamadığımız başka bir yapı mı bu rekoru kıracak? Diyebiliriz ki, kamu yapıları daha bitmeden, geçen zaman içindeki mimari akım farklılaşmasından dolayı neredeyse tarihi değer kazanıyorlar.
Bugünkü manzaraya göre:
-Yatırım programları yıllar önceden hazırlanmadığı için yapılar, her yıl projesiz olarak ya da yetersiz projelerle ihale ediliyor.
-Bir yapıyı bitirecek ödenek genellikle politik nedenlerle birkaç yapıya bölüştürülüyor; böylece yapılardan hiçbiri bitirilemiyor.
-İhale sistemimizin kötülüğü yıllardan beri biliniyor; getirilen yeni çözümler de nedense yeterli olmuyor.
Bütün bunlar, Devlet yapılarının elde edilmesindeki hastalığın kaynaklarıdır.
Türkiye, plana dayalı kalkınma yolunu seçtiği yıldan beri inşaat kesimini planlı hale getirememiştir. Yine plansız yatırımlar, yine projesiz yapılar..
Oysa inşaatın, konusu, yeri, arsası, maliyeti belli bir süre önce programla belirlenmek zorundadır. Projeler bu plana uygun olarak hazırlanacak, inşaat yine bu planın hedeflerine göre gerçekleştirilecektir. Bu niçin yapılamaz?
“Hiçbir inşaat projesiz yapılmasın”ın resmi yanıtı, “böyle bir durumda Türkiye’de üç yıl süreyle hiçbir devlet yapısı yapılamaz”dır. Acaba üç yıl sonrası programlanmak istenirse nasıl bir engel söz konusudur? İki, üç yıl sonraki devlet inşaat yatırımlarının plan, program ve projeleri niçin bugünden yapılamaz? Binlerce mimar ve mühendis işsiz, proje büroları çalışamaz durumdayken, bu potansiyelden bu anlamda yararlanılamaz mı?
Kaynakları kıt bir ülkenin daha planlı, daha programlı davranması gerekmez mi? Çiçeği burnundaki İmar Yasası’nın 24. maddesi bile kamu yapılarının avan projeyle ruhsat alabileceğini söylüyor. Buna karşılık, niçin özel kişilerden kesin proje,

uygulama projesi isteniyor? Doğrular, devlet ve kişiler için farklı mıdır? Devlet yapıları, yöntemdeki bozukluk nedeniyle, inşaatta geçen uzun zaman içinde daha bitmeden yıpranıp eskimekte, bazı bölümlerinin yenilenmesi zorunlu hale gelmektedir.
Bir zamanlar duymuştum. Çok doğru bir sözdü: “Bizde bir yapı iki defa yapılır.” Bu söz devlet yapıları için daha da geçerlidir.
Konunun uzağındakiler, “bir inşaat, projesiz olarak nasıl yapılır?” diye şaşıracaklardır. Türkiye’de kamu yapıları, projeye ayrılacak zamanı kazanmak (!) için çok basit bir avan proje ile ihale edilir. Uygulama ve detay projelerinin yapımı, o işten karını doğallıkla en çoğa ulaştırmak amacında olan müteahhide bırakılır. İşi alan müteahhit, birim fiyatı karlı olan kalemlere uygun olarak hazırladığı projesini onaylatarak işe başlar.
Müteahhit demir doğramadan kazanıyorsa, bol demir doğramalı bir cephe karşımıza çıkar; hangi malzeme ve imalat karlıysa yapıda bol bol o malzeme ve imalat kullanılır. Böylece sonuçta, karlı kalemleri çok, karsız ya da zararlı kalemleri az malzeme ve imalatın ürünü bir mimarlık müteahhitlik yapıtı ortaya çıkar.
Sonuçta bütün bunların sorumluluğu da yine mimarların sırtına yüklenir.
Bunların yanı sıra ödenek yetersizliğinden ya da müteahhitle çıkan sürtüşmeden dolayı inşaat durur ve süresi beklenmedik şekilde uzar. İdare-Müteahhit çekişmesi idareye her zaman, anlaşmazlık tutarının çok üstündeki zararlara neden olur. Öte yandan bilinir ki, süresi uzayan yapı en pahalı yapıdır. Aslında, bütün ayrıntılarıyla hazırlanmış bir proje ve buna dayalı gerçek bir keşif olmadığı için binanın maliyetinin ne olacağı da bilinmektedir.
Bizce doğru yöntem, bütün ayrıntılarıyla hazırlanmış bir proje ve şartname ile konunun ihaleye çıkarılması ve müteahhitlerden anahtarteslimi fiyat istenmesidir. Keşfi müteahhitler yapmalı, yalnızca anahtarteslimi fiyat bağlayıcı olmalıdır.
Kısa bir süre önce öğrenci yurtları konusunda buna benzer bir uygulama yapıldı. Bazı kusurlarına karşın sistemin yine de iyi işlediğini söyleyebiliriz. Pek çok prefabrikasyon kuruluşu, yurtların yapımını üstlenmiş ve bunları 29 Ekim 1985’e yetiştirmeyi taahhüt etmişlerdir. Bu deney, çok kısa zamanda da yapılar yapılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Türkiye’de yapının erken biterek bir an önce devreye girmesinin yararları artık hesaplanmalıdır. Bir yapının erken bitmesi içinse program, düzgün bir ihale sistemi, düzenli finansman, tam bir proje şarttır.
Program ve bütçe gerçekleşmesi ise, o yıl içinde harcanan paraya göre değil, gerçekleştirilen inşaat hacmine göre hesaplanmalıdır.