Faruk Süren’in Mektubu Üzerine Kaynak : 11.09.2001 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Faruk Süren’in mektubunu dün bu sütunda okudunuz. “Bu yazıyı sütununda yayınlaman için yazmıyorum, ancak sütununda bana cevap vereceksen eğer, önce bu yazıyı eksiksiz yayınlamanı beklerim” diye bir not düşmüştü. Galatasaray’ın son beş buçuk yılına damgasını vuran Süren’in söyledikleri, yazdıkları kuşkusuz çok önemlidir. Mektubunun yanıtsız olarak dosyada kalmasına gönlüm razı olamazdı.

Süren yönetimine ilişkin görüşlerimi bu sütunda çeşitli vesilelerle dile getirdim. Düşündüklerimin çoğunu okurlar zaten biliyorlar. Bu kez de Süren’in mektubundan yola çıkarak, ayrıntılarda boğulmadan bir kez daha özetleyelim.

Süren’in başkanlığı döneminde Galatasaray Spor Kulübü futbolda çok büyük başarılara imza attı. Üstüste 4 kez lig şampiyonu oldu. UEFA şampiyonluğunu ve süper kupayı kazandı. Buna karşılık, fakat aynı dönemde kulübün mali ve yönetimsel yapısı çok sarsıldı.

İleri görüşlü, bol vizyonlu (!) projeler için defalarca genel kurullar toplandı; destek alındı, gelir-gider dengesi kurulmaksızın büyük paralar harcandı ama bir türlü sonuca gidilemedi.
Süren, “başkanlığındaki yönetimlerin ortaya koymuş olduğu ileri görüş ve hedef” leri şöyle sıralıyor.
” . Ali Sami Yen’in yeniden yapılanmasıyla ilgili projemiz,
. Galatasaray Sportif A.Ş. nin yapılanması ve ortak seçimi,
. Bunu takip edecek olan Futbol A.Ş.” Bunun için bir de not düşülmüş:
“mevcut yönetim yanlış bir yönde yapılandırmaya çalışıyorsa da”…

Hemen soralım: aradan geçen beş buçuk yılda bu projelerden hangisi sonuçlandırıldı ?
Her sezon başında, yıkılıp yeniden yapılacağı söylenen stat işi ne oldu? AİG firması ile
kurulan stratejik ortaklık Galatasaray’a ne kazandırdı? Üçüncü maddede anılan projenin gerçekleştirilmesi ise yeni yönetime bırakılmış durumda.

Şimdi Süren, “irtifa kaybettiğimizi göremiyor musun?” diye bana soruyor; “borçsuz,

minnacık Hasnun alipspor” olma tehlikesinden söz ediyor. İyi, güzel de, Kulüp, sıkıntılı günlere, tehlikeli ortama nasıl geldi? Zorluklar bugünkü yönetim kuruluyla mı başladı? Bugün gelinen noktayı daha bir buçuk aylık yönetim kurulunun vizyon eksikliğine ya da beceriksizliğine bağlamak, en azından, haksızlık olmaz mı? Ayrıca irtifa kaybı yeni başlamadı ki.

Galatasaray, Özal döneminin moda sözcüğü “vizyon” uğruna, “cilalı imaj” peşinde, “kurumlaşma” sloganlı savurganlıkla, büyük borçların altına sokuldu. Büyük harcamalar yapıldı, ama beklentiler,projeler, vizyon gerçekleşmedi. Daha önce de yazdım. Bir kez daha yinelemek istiyorum: sağlanan gelirler keşke futbolun başarılarına gitseydi. Öyle olsaydı, Fatih Terim sürekli, “futbolun paraları futbola verilsin” der miydi? Kısacası, bugünkü sıkıntılı durum kupaların bedeli değil. (Terim’in gelişi ve gidişiyle ilgili konulara başka bir yazıda değiniriz.)

Gelelim “kurumlaşma” konusuna.. Süren, “Futbol Şubesinin aldığı ISO 9002 belgesini kurumlaşmada “geçerli kanıt” sayıyor. Galatasaray Spor Kulübü yalnızca futbol şubesinden ibaret değil ki, o şube için alınan belge kulüpçe kurumlaşmanın kanıtı sayılsın. Kaldı ki kurumlaşmanın en önemli göstergesi “süreklilik” tir. Bırakalım kulübün öteki birimlerini, futbolda süreklilik nerede?

Süren’in yakınmaları var: “dönüşüm” sürecinin “yıpratıcı kulis ve kampanyalarla sekteye uğratılmış olması”ndan yakınıyor. Burada yalnızca şunu belirtmekte yarar görüyorum : Yöneticilerin yakınma hakları yoktur; yönetici yakınmaz, yapar.

Şimdilik şöyle bağlayalım : “Sevgili Süren, Ne yapalım ki hayaller her zaman gerçekleşemiyor. Seni, Galatasaraylılar çelişik duygularla anacaklar.. Bir yandan, futbolda büyük başarılara imza atan, öte yandan mazereti ne olursa olsun, kulübü, mali darboğazda bırakarak, dönemini tamamlamadan görevden ayrılmak zorunda kalan bir başkan olarak..