Fenerbahçe Kaynak : 26.12.2001 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Fenerbahçe, sonunda Mustafa Denizli’yi gönderdi. Bu bir çözüm mü ? Bence değil. Sezon ortasında antrenör değiştirmek hiçbir kulübe yaramaz. Ne var ki kötü gidiş ve gelen baskılar yönetimi bu kararı almaya zorladı. Bir kulüpte futbol takımı kötü giderse önce antrenör gider, sonra sıra yönetime gelir.

Fenerbahçe yandaşları aşırı tutkulu.. Her kulübünkinden daha tutkulu, daha iddialı. Daha önce de yazdım : Fenerbahçe her yıl daha sezon başlarken şampiyon ilan edilir. Anımsayalım.. Bu kez de öyle olmadı mı ? “Efsane Döndü..” “Yıldızlar Takımı..” “Bu Fener herkesi yener..” Sarı-lacivertli yandaş, spora, spor etkinliklerine serinkanlı, gerçekçi bir yaklaşımla bakmıyor. Bunda medyanın da büyük payı var. Medya, büyük ölçüde büyük takımların dalkavukluğunu yapar, onların çığırtkanlığını yaparak tiraj, reyting peşinde koşar. Spor bölümü yöneticilerinin çoğunun Fenerli olması nedeniyle de en büyük payı Fenerbahçe alır. Bunca destek abartısız olamayacağı için de sonuçta abartılardan en büyük zararı Fenerbahçe görür.

19 Nisan’da şöyle yazmışım : “Medyanın çok büyük bir bölümü Fenerbahçe’nin konularına öteden beri garip bir şekilde yaklaşır. Şimdi de öyle : başarılar takımın, kusurlar antrenör Mustafa Denizli’nin. Bir TV yorumcusunun dediği gibi, “sanki Fenerbahçe yenilmemiş de Mustafa Denizli yenilmiş”.. Medya Fenerbahçe’nin başarılarını abartmayı, başarısızlıklarını da bahanelerle, mazeretlerle örtmeyi sever. Her başarının ardından, “bu Fener herkesi yener” teranesi tutturulur; başarısızlıklar hep şanssızlıktan kaynaklanır. Fatih Terim, “futbolda şans ya da şanssızlık yoktur”

diyor. Gazete ve TV’lerin spor bölümleri bu tutumlarıyla Fenerbahçe’ye iyilik yaptıklarını sanıyorlarsa yanıldıklarını anlamalılar artık.”

Başkan Aziz Yıldırım büyük bir özveriyle büyük paralar harcayarak çoğu TC uyruğuna geçirilmiş yabancı futbolculardan oluşan bir takım kurdu. Fenerbahçe şampiyon bile oldu, ama bir araya getirilen bu yabancılar bir “takım” oluşturabildiler mi ? Bence hayır. Yine yukarıda sözü geçen yazımda, “Yine bir spor yazarı, TV röportajında Mustafa Denizli’ye yükleniyordu : “Akordu bozuk piyano gibi oynatıyor.” Acaba piyano akort mu tutmuyor ? Bu takımın oyuncuları kendi aralarında hangi dili konuşurlar, hangi ortak bağları vardır ?” diye sormuşum.

Efsaneler, söylenceler, yıldızlar, rekorlar ve medya abartmalarıyla takım kendisini çok beğenmeye başladı. Yıldızlar takımı çalışmayı bile gereksiz buldu ve bu sezon hiçbir büyük maçı kazanamadı. Ardından sakatlıklar, başka başarısızlıklar geldi. Ve ilk kurban, Mustafa Denizli oldu.

Şimdi “Galatasaray’dan ne haber, onun işi daha mı kolay sanki ?” diyebilirsiniz. Orada sorunları yönetim kendisi yarattı. Sezon ortasında hiç yoktan antrenörünü değiştirmeye kalkışan, yöneticileri birbiriyle çekişen bir Kulübün futbol takımı yenilir ya da ancak berabere kalır. Yozgatspor maçı bunun bir provasıydı.

Gözden uzak tutmamak gereken bir olguyla karşı karşıyayız. Büyük kulüplerde yitirilmiş görülen birlik, beraberlik, dayanışma ruhu Anadolu kulüplerinde canlanmış gibi. Zaman içinde etkilerini daha çok göreceğimizi düşünüyorum.