Galatasaray, Avrupa’ya Açılan Pencere (Leyla Tavşanoğlu / Cumhuriyet Gazetesi) Kaynak : 05.12.1993 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

1937 yılında doğdu. Galatasaray Lisesi ve İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi. Bir süre aynı fakültede asistanlık yaptı. Bir grup arkadaşıyla birlikte yapı alanında bilgi merkezi olan Yapı Endüstri Merkezi’ni kurdu. Kendi işinde çalıştı. 3.5 yıldır Galatasaray Kulübü yönetiminde bulunuyor. Şimdiki halde kulübün ikinci başkanı.

Galatasaray, sadece futbol takımı olarak değil, spor klubü olarak son yıllarda büyük atılımlar yaptı, başarılar kaydetti. Sizce bu başarılar neye bağlı?

HASOL – Bu, kulüpte kurulmuş olan ve yıllardan beri süregelen düzenli çalışmaya bağlanabilir. Galatasa­ray bugün 11 spor dalında faaliyet gösteriyor. Futbolda olduğu kadar diğer spor dallarında da başarılı. Yüzmede yıllar­dan beri Türkiye şampiyonu. Sutopunda, voleybolda başarılı. Kürek, yelken dalında da başarıları var. Galatasaray’ın ba­şarısını yalnızca futbolla sınırlamamak lazım.

Son iki yönetim döneminde Galatasaray’da iki hedef seçilmiş­ti. Bunlardan birisi sağlam, profesyonel, yönetici kadrolar kur­mak, ikincisi de sağlam gelir kaynakları yaratmaktı. Bunun he­men arkasından da yaratılan gelirlerin doğru kullanımı sözkonu­su oluyordu. Bunları gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim.

– Yani bu ciddi bir kurumlaşma politikası mı?

HASOL – Evet. Galatasaray’da yıllardan beri diğer kulüplerin aksine, zengin, varlıklı başkan, zengin yönetici arama girişimleri yoktur. Üç başkan adı vereyim: Prof. Dr. Mustafa Pekin, Prof. Dr. Ali Uras ve Dr. Ali Tanrıyar… Bugün Başkan Alp Yalman. Ama sanıyorum onun başkan ol­ması varlığından çok daha ötede anlamlar taşımaktadır. Ni­tekim, Galatasaray’ın bugün hiç kimseye vadesi gelip de ödenmemiş borcu yoktur. Buna eski yöneticiler de dahildir. Zaten bu yönetim döneminde yöneticilerin parasal katkılarına pek fazla gereksinme olmadı.

Şu anda Galatasaray ayrıca gelir fazlalığına sahip bir kulüp.

-Gelir kaynakları neler?

HASOL – Çok çeşitli kaynaklar var. Öncelikle maç hasılatı… Bu, ciddi bir gelir oluşturuyor. Ni­tekim Galatasaray Ku­lübü’nün büyük bir gelir bölümü maç hasılatı­ndan gelir. Onun yanı sıra televizyon yayın ge­lirleri, reklam ve isim haklarından sağlanan vardır. Spor okullarından gelirler bulunmak­tadır. Üye aidatlarından gelen gelirler, şimdi de UEFA kaynaklarından gelen gelirler vardır. 1993 bütçemiz 101 milyar li­raydı. Ancak bu bütçe bizim çabalarımıza dar gelmeye başladı. 16 ekimde yeni bir genel ku­rul yaptık ve bütçemizin 134 milyara yükseltil­mesini istedik. Önümüz­deki yıl bu bütçenin gelir­lerimize koşut olarak çok daha fazla geliştiril­mesi söz konusu. 200 milyarlık bir bütçeye doğru gidebiliriz.

– Galatasaray futbol takımı da gerek Türkiye, gerekse Avrupa Kupa­ları’nda büyük başarılar elde ediyor. Bu başarı ne­reden kaynaklanıyor? Bu Jupp Derwall’in attığı te­mele mi dayalı, yoksa daha eskilere mi gidiyor?

HASOL – Kuşkusuz Derwall’in büyük etkisi var. Derwall’le çağdaş­laşma adımlarına bir ye­nisi eklenmiştir diyebili­riz. Tabii bu arada Der­wall’i Türkiye’ye getiren anlayışı da gözardı etme­mek gerekir. Derwall’in çok büyük katkıları vardır. Geçen yılki antre­nörümüz Feldkamp’ı da bize öneren yine Derwall’dir. Dolayısıyla bir konuya ciddi olarak başlarsanız ciddiyet adım adım devam eder. Feldkamp’ın bize gelmesini sağlayan Derwall’di.

Futbol hiç kuşku yok ki Türkiye’de en popüler spor dalı. Bu nedenle de çok fazla önemi var. Bunlar yalnızca bir popülarite­den kaynaklanmıyor. Aynı zamanda ekonomik olarak da ifade ettiği çok ciddi bir değer var. Gelir rakamlarımızın yüzde 80’i fut­boldan sağlanıyor. Galatasaray futboldan sağladıklarıyla amatör sporlara destek veriyor.

Başarılara gelince… Bunu yalnızca kişilere bağlamak doğru değil. Ben hep sisteme bağlamak istiyorum. Biraz önce de belirtti­ğim gibi Galatsaray’da sistemin kurulmasına çalışılmıştır. Nite­kim başkan arayışı nasıl ciddi bir platforma oturtulmuşsa aynı şekilde yöneticiler arayışı da aynı platforma oturtulmuştur. Varlıklı yöneticiler yerine akıllı yöneticiler yeğlenmiştir. Bugün Galatasaray yönetiminden bir kesit verirsek yönetimde bulunan kişilerin hemen hemen hepsi üniversite mezunudur. Ve yine he­men hemen hepsi bir yabancı dili gayet iyi şekilde konuşmak­tadır. Galatasaray’da bir akşam önce üye olanın ertesi gün başkan seçilmesi, başkan seçilmesini bırakın yönetim kuruluna gir­mesi olanaklı değildir. Ama bunun örnekleri başka kulüplerde görülmüştür. Tüzüğümüze göre Galatasaray’da başkan olabilmek için en az on yıl üyelik, yönetim kurulu üyesi olabilmek için de beş yıl üyelik gereklidir. Galatasaray Lisesi nasıl Batı’ya açılan pencereyse Galatasaray Kulübü de çağdaş düşünceyi temsil eden bir spor kulübü olarak görünüyor: Bana sorarsanız başarının asıl altında yatan nedenler bunlardır.



‘Galatasaray’da daha fazla Fenerbahçe’de daha az istikrar olabilir. Ama Fenerbahçe bu kadar kötü yönetilmişse neden futbol takımı 12 defa şampiyon olmuş da Galatasaray dokuz defa olmuş’

– Bugün Türkiye’de en popüler takım hangisi?

HASOL – Son zamanlarda yapılmış olan bir araştırma var. So­nuçları henüz yayımlanmadı. Çok kısa bir süre sonra çıkacak.

– Bu araştırma kime yaptırıldı?

HASOL – Piar-Gallup yaptı. Onların bulgularına göre Tür­kiye’de taraftarı en çok olan takım Galatasaray.

– Peki, kaç taraftarı var sonuçlara göre?

HASOL – Bunları şu anda rakamsal olarak açıklamak iste­miyorum. PIAR zaten bunları açıklayacak. Ama şu kadarını be­lirtmekte yarar görüyorum: Şu anda Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Galatasaray’dır. Bunu bir bakıma da gururla söylüyorum.

Yine altını çizmek istediğim bir nokta var. Bu araştırma Ga­latasaray’ın Manchester United’ı elemesinden önce yapılmıştı. Bugün böyle bir sonucun çıkması çok doğaldı, ama araştırmanın tarihte yapılmış olması bence çok daha önem taşımaktadır.

– Hazır söz maçlara kaymışken, sizce Galatasaray Moskova’da başarılı olabilecek mi?

HASOL – Tabii ki futbolda en tehlikeli şey kehanette bulunmak.

– İçinizdeki duygu size ne söylüyor?

HASOL – İçimizdeki duygu bize Galatasaray’ın final oyna­ması, hatta Şampiyonlar Ligi’ni şampiyon olarak kapatmasını söylüyor. Bu­nun olabileceğine inanıyor. Ama tek tek maçlarla ilgili fikir bildirmek hatadır. Moskova’da bizi tek ürküten şey iklim koşul­larıdır. Geçen gün Mosko­va ‘da hava sıcaklığının eksi 16’ya düştüğünü öğrendik. Gece ne olacağını siz tah­min edin.

– Galatasaray, Manches­ter United gibi bir takımı şampiyonlar liginden eleye­biliyor. Barcelona gibi bir takımla İstanbul’da golsüz berabere kalabiliyor. Ama ondan sonra Türkiye ligin­de, örneğin Gaziantep’te 4.3 gibi bol gollü bir skorla maçı alıyor. Bu nasıl olabiliyor?

HASOL – Bu maçların koşulları çok değişiktir. Amaçlar da çok farklı ola­bilir. Futbolda konsantras­yon da çok önemli. Aslında Galatasaray’ın bugün yaptığı çok kolay bir iş de­ğil. Bir yandan Türkiye li­ginde top koşturmak öte yandan Avrupa’nın en iyi sekiz takımı arasına girip Şampiyon Kulüpler Ligi­nde oynamak. Yani bugün Galatasaray iki ligde bir­den oynuyor. Birisi Türki­ye ligi, diğeri Avrupa ligi. Bunu yapmak da herhangi bir takım için o kadar ko­lay değil. Dolayısıyla her maç için ayrı bir düşünce sistemi, ayrı bir uygulama söz ko­nusudur; her maçtan bek­lenti de ayrıdır. Önemli olan sonuca varmaktır. Bol gollü bir maç olabilir. Bu­gün Galatasaray Türkiye’­de lig lideridir. Bize kalırsa haftalardan beri öyleydi. Galatasaray’ın ligdeki li­derliği sadece gecikmiştir.

– Peki, Galatasaray’ın ge­lecek için hedefleri neler?

HASOL – Galatasaray, başanlarının sürekli olabilmesi için tesislerine de önem veriyor. Örneğin bugün Florya çok iyi bir düzeye gelmiştir. Sporcu kampı bir otel niteliğindedir. Sahaların nitelikleri çok iyidir. Bunları geliştirmeye çalışıyoruz. Florya’da tam boyutlu bir futbol sahasının hazırlıkları içindeyiz. Ayrıca bir stadyum yapma girişimimiz var. Onun dışında Galatasaray’ın Kuruçeşme’deki adası var. Bu ada çok kimsenin bildiğinin aksine Galatasaray’ın tapulu malı­dır. Herkes nedense bunun tahsis olduğunu sanır. Kalamış’ta te­sislerimiz var. Amatör sporlarımızın çok büyük bölümü burada bulunuyor. Oradaki tesisleri yeniden düzenlemek gibi bir nokta­ya geldik. Riva ‘da bir milyon metrekarenin üzerinde bir arazimiz var. İleriye yönelik bazı projelerimiz var bu araziyle ilgili olarak. Mecidiyeköy’de de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün bize tahsis ettiği arsa üzerinde kulübün yeni binasını kurmaya çalışa­cağız.

– Galatasaray, ezeli rakibi Fenerbahçe’nin performansıyla ilgili neler düşünüyor?

HASOL – Ben bu konuda çizmeyi aşmak istemem. Spor dal­larında söz edebilecek olanlar bizim spor dallarının sorumlula­rıdır. Ama genelde kulüple ilgili olarak iyiye doğru bir gidiş görüyorum.