| Yapı Malzemesinin Sorunları |
Kaynak :
01.09.1993 -
Yapı Dergisi - 142
|
Yazdır
|
|
Türkiye’de yapı malzemesi üretimi oldukça iyi, çağdaş bir düzeye ulaşmıştır. Son yıllarda üretimde nitelik, çeşit ve kapasite yönünden olumlu gelişmeler izlenmektedir. Dış ticaretteki liberalleşme hareketinden sonra gelişen ithalâtın da sektör üzerindeki olumlu ya da olumsuz, fakat önemli etkileri gözle görülür duruma gelmiştir. “İnşa etmek” olgusu, daha uzun yıllar Türkiye’nin gündeminde kalacağı için yapı malzemesi de Türkiye ekonomisi içindeki çok önemli yerini uzun bir süre daha koruyacaktır. Burada, sektörün gelişmesini engelleyen ya da yavaşlatan sorunların üzerine eğilmekte yarar görüyoruz. |
Yine bir denetim mekanizması oluşturması beklenen Türk Standardları Enstitüsü’nün çalışmaları ne durumdadır? Malzeme ve uygulama standartları hâlâ çok eksiktir, denetim yetersizdir. İthalat konusunda, özellikle de sınır ticareti olgusu içinde TSE başarısız kalmıştır. Yatırım mallarının sınır ticareti yoluyla gelmesinin kusuru, hiç kuşkusuz, TSE’ye yüklenemez, ama TSE’nin denetim eksikliği, ve bazan yeterli incelemeleri yapmadan olumlu raporlar vermesi aklın kabul edebileceği bir uygulama değildir. Sınır ticareti başlangıçta, herhalde yalnızca o yörede yaşayan insanların günlük yaşamlarıyla ilgili olarak düşünülmüş olmalıdır. Bugünkü uygulamanın sonucu olarak, yatırım mallarının sınır ticareti yoluyla yurda girmesi, sistemin yozlaştırılmasından başka birşey değildir. Ağrı’dan sınır ticareti yoluyla giren malların Konya’da gümrüklendiğinden, yolcu beraberinde getirilen 9 TIR kamyonu fayansın İstanbul’da piyasaya sürüldüğünden söz ediliyor. Yine, TSE’nin, ithalâta bazan gelişigüzel tarzda, siyasal baskılar ya da özel ilişkilerle standartlara uygunluk belgesi verdiği ileri sürülüyor. Bugünkü durumuyla sınır ticaretinin, taşıdığı ekonomik olumsuzlukların yanı sıra standart dışı malzemenin yurda girmesine izin vererek standart dışı malzemeyi ödüllendirdiği söylenebilir. Özellikle eski Doğu bloğu ülkelerinin sürdürdükleri damping yoluyla kalitesiz malların girişi ve başıboş sınır ticareti, ithalâttaki önemli olumsuzlukları sergilemektedir. Düzgün ithalât ise yerli üreticilere iyi örnek olma ve kaliteli rekabet gibi olumlu işaretler taşımaktadır. İthalâtın getirdiği başka bir olumsuz nokta da, yüksek fiyatla alıcı bulma olgusunun yerli üretimin fiyatlarını yapay olarak yukarı doğru çekme eğilimini körüklemesidir. Buraya kadar anlatmaya çalıştıklarımız, ekonomiye ve üretime ilişkin sorunlardır. Yapı malzemesi sorunlarının başka bir bölümünü de kullanımla ilgili sorunlar oluşturmaktadır. Dünyanın en iyi malzemesini bile üretseniz, bilinçsiz bir kullanım ve uygulamayla elde edilecek sonuç sıfırdır. Sağlıklı yapılar için, doğru seçilmiş malzemenin doğru uygulanması şarttır. Doğru kullanımın yolu bilgiden geçer. Ne yazık ki, toplumumuz, başta teknik kadrolarımız olmak üzere, bu bilinç ve bilgiden yoksundur. Eskinin birkaç geleneksel malzemesi yerine bugün binlerce malzeme ile bunlara bağlı sonsuz detay olanakları söz konusudur. Teknik kadroların, malzemeleri yeterince tanımamaları felâketleri de birlikte getirmekte, harcanan paralar boşa giderken, yapılar hastalıklı ve kısa ömürlü olmaktadır. Kimi iyi örneklerin, kötülerin varlığını gözlerden silmeye yetmeyeceğini hemen belirtelim. Bilginin yolu eğitim ve araştırmadan geçer. “Araştırma”, Türkiye’nin gündeminden çıkarılmıştır. Örneğin TÜBİTAK’a bağlı Yapı Araştırma Enstitüsü, anlaşılması olanaksız bir neden ve basiretsizlikle kapatılmış ve yerine hiçbir kurum konmamıştır. Ülkemizde eğitim her kademede hastadır. Okullarda mimarlara, mühendislere, teknikerlere, teknik meslek lisesi öğrencilerine verilen eğitim yetersizdir ve düzeyi giderek de düşmektedir. Okullardaki eğitim böyle olunca meslek içi eğitimin daha iyi olması için herhangi bir neden yoktur. Durum, okulsuzlar, ustalar ve işçiler için de farklı değildir. Bilgisiz ellerde kullanılacak her malzeme patlamaya hazır bir bomba gibidir. Nerede, hangi anda patlayacağı belli olmaz. |

