Galatasaray – Genel Kurul – Seçim Kaynak : 04.03.2004 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçen cumartesi Galatasaray’da olağan genel kurul toplantısı vardı. Mali, idari ve sportif konular görüşüldü. 20 Mart 2004 günü de seçimler yapılacak.

Genel kurula ilgi vardı. Katılanların sayısından çok, gösterilen duyarlılık bunu kanıtlıyordu. Yaklaşık 500 üye katılmıştı… Üyelerin ilgisi 2004 bütçesinin görüşülmesine kadar yoğun bir şekilde sürdü… Tam 8 saat, hiç ara verilmeden…

Her genel kurulda birkaç konuşmadan sonra verilmesi olağan hale gelen, konuşmaları beş dakika ile sınırlama önergesinin ilk kez reddedildiğini gördük. Üyeler her şeyin konuşulmasını istiyorlardı. Yalnızca son iki yıllık dönem değil, son 8 yıllık kötü yönetimler ve savurganlık dönemi didik didik ediliyordu.

Yaklaşık yedi saat süren bir eleştiri bombardımanı yaşandı; Yönetim Kurulu ve Başkan sürekli olarak eleştirildi. Yönetimin başarısızlığı dile getirildi; Canaydın’ın seçilmeden önce yayımladığı broşürde yer alan vaatlerden hiçbiri tutulmamıştı.

Kulübün borçları azalmamış, artmıştı. Futbolda son on yılın en kötü noktasına gelinmişti. Basketbol ve voleybolda durum daha da kötüydü. Kendi kaderlerine terk edilmiş amatör dallar çöküşteydi.

Tesislere gelince… Tesislerinin zenginliğiyle ünlü kulübün, üyeleri bir araya getirecek bir sosyal tesisi kalmamıştı. Ada, yap-işlet-devret yöntemiyle kiraya verilmiş, ancak bir çivi bile çakılamamıştı. Kalamış tesisleri yeniden yapılmak üzere yıkılmış, orası da harabe halinde bırakılmıştı.

Ali Sami Yen Stadı’nın yeniden yapımı için gerekli finansman bir türlü sağlanamadığından uygulama başlamamıştı. Atatürk Olimpiyat Stadına zorunlu göç, başta oyuncular ve seyirciler olmak üzere hiç kimseyi mutlu etmemişti. Hattâ futboldaki başarısız gidişi yönetime, antrenör Terim’e olduğu kadar Olimpiyat Stadına bağlayanlar da vardı.

Üye kaydında tüzüğe aykırı uygulama yapılmış,

alınabilecek üye sayısının çok üstünde üye kaydedilmişti.

Dile getirilen tek başarı Galatasaray dergisiydi. Yazık ki onun içine yazılabilecek başarı kalmamıştı. Kapakta yer alan sporcuların pek çoğu da Kulüpte değildi artık.

Toplantı boyunca konuşanlar bu noktaların tümüne değindiler. Herkes yönetimin başarısızlığı üzerine odaklanıyordu. Özellikle genç kuşaktan üyeler çok dikkate değer, yapıcı eleştiri ve öneriler içeren konuşmalarıyla bir umut kaynağı gibi göründüler.

Katıldığım hiçbir genel kurulda bir yönetim kurulunun böylesine yalnız ve korumasız kaldığını anımsamıyorum. Bu durum karşısında sormaktan kendimi alamıyorum : Acaba Özhan Canaydın, 99 yılın en başarısız başkanı mı oldu ? Doğal ki aynı soru yönetim kurulu için de geçerlidir.

Bütün bu mutsuzluğa karşın eleştirilerdeki düzey ve ağırbaşlılık sonuna dek korundu. Canaydın, eleştirileri yanıtlamak üzere yaptığı konuşmada herkese, kendi deyişiyle “muhalefet”e teşekkür etti. Özhan Canaydın’ın en büyük kusurlarından birinin bu olduğunu görüyorum. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi “muhalefet bireyi” olarak görüyor ve kendisini büsbütün yalnızlığa mahkûm ediyor. Söz alanların tümünü öyle gördüğü açık; hattâ belki uyumlu bir birliktelik kuramadığı kendi yönetim kurulu üyeleri için de aynı şeyi düşünüyor olabilir.

Canaydın’ın, yeniden adaylık konusundaki ısrarının sürdüğü, şansını bir kez daha zorlamak istediği anlaşılıyor. Başarısız olanların mazeret ve ısrarları kendilerince haklı görülebilir, ama bunun, çevreleri ve toplum için zararlı olduğu kesindir. Bu ülke koltuğa sıkı sıkı yapışanlardan az mı çekti ? Hâlâ da çekmekte…

NOT : Adaylık konusunda kimi çevrelerde adımın geçtiğini duyuyorum. Hiçbir görev için aday olmadığımı açıklamak isterim. D.H.