Galatasaray… Hisseler… Alevi Dedesi… Kaynak : 17.03.2005 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

13 Mart Pazar günü Milliyet’in “Business” eki Galatasaray’ın 100. yıl özel sayısı şeklinde çıktı. Orada dikkatimi çeken iki konuya burada değinmek istiyorum.

Birincisi, “Borsada Gövde Gösterisi Yapıyor” başlıklı yazı. Özeti şöyle : “Galatasaray’ın borsadaki getiri performansına diğer kulüpler yaklaşamıyor bile. Borsada adeta gövde gösterisi yapıyor. Hisseleri ilk işlem gördüğü günden bu yana yatırımcısına hisse başına tam yüzde 192 kazandırmış. Halka açıldığı 2002 yılında 10 milyar TL yatıranların parası, nakit temettüler de dikkate alındığında 29 milyar 200 milyon lira olmuş. Halka açıldığından bu yana 73 milyon dolar temettü dağıtmış.”

Söylenenler doğru, ortaklar kârlı ancak bunun Kulübe çok yararı yok… Galatasaray Spor Kulübü, medya yayın hakları, forma, stat ve saha reklamları ile ürün satışları türünden sağlam gelirlerinin tümünü, kurduğu Galatasaray Sportif A.Ş.’ye devretmişti. Hisselerinin bir bölümü büyük tartışmalarla, ünlü AIG firmasına satılan, bir bölümü de borsa aracılığıyla halka açılan şirket budur. Sonradan Kulüp güç belâ AIG’den kurtuldu; ancak bu da fazla bir şey ifade etmiyor, çünkü o hisseler, olanakları elvermediği için Kulübe geri dönmedi, Galatasaraylı bir işadamı tarafından satın alındı. Bu durumda Kulübün sağlam gelirlerinin büyük bir bölümü Şirket aracılığıyla hisse sahiplerine ve ortağa gidiyor. Borsaya giren öteki kulüpler bu denli safyürekli davranmadıkları, yani varlarını yoklarını şirket paketine koymadıkları için onların hisselerinin getirisi daha az. Kısacası, Galatasaray attığı yanlış adımlar yüzünden yemiyor yediriyor. Ortaklar kârda, Kulüp sıkıntıda…

Ekte dikkatimi çeken ikinci başlık : “Galatasaray Rengini Alevi Dedesinden Alır”… Prof. Dr. İzzettin Doğan’la yapılan bir röportajın başlığı bu. İzzettin Doğan’ın sözleri şöyle : “Alevi cemaati 20-25 milyonluk büyük bir cemaat.

İçinde herkesin Galatasaraylı olduğunu söylemek zor, ancak büyük ölçüde Galatasaray’ı tutuyorlar. Çünkü renklerini bir Alevi – Bektaşi babasından almıştır. Sarı kırmızılı gül, Gül Baba’nın Galatasaray’a hediyesidir. Galatasaray renklerini bir Alevi – Bektaşi Babası olan Gül Baba’dan Padişah Yıldırım Beyazıt döneminde almıştır. Padişah ava çıktığında, o dönem av alanı olan Beyoğlu’nda Gül Baba’ya rastlar. “Dile benden ne dilersen” der. Gül Baba, bir okul kurmasını ister ve Padişah’a sarı ve kırmızı gül verir. Kurulan okul Galatasaray’dır.”

Alevilere saygım büyük, ancak Galatasaray’ın kuruluş efsanesinin dinsel bir çerçeveye oturtulmasını yadırgadığımı belirtmek isterim. Sultan 2. Beyazıt’ın (röportajdaki gibi Yıldırım Beyazıt değil) Gül Baba ile karşılaşması ve Padişaha verildiği söylenen sarı kırmızı güller okulun kuruluşuna ilişkin, fantezi yüklü çok hoş bir efsanedir. Bir efsaneyi tarihsel gerçek gibi kabul edip bundan çıkarsamalar yapmak ne denli doğrudur ? Röportajda spor, okul, renkler, din, efsane, gerçek birbirine karıştırılmış.

1868’de ileri bir anlayışla liseye dönüşen ve o tarihten bu yana laikliğin kalelerinden biri olan okulun kökeninin ve renklerinin dinsel bir bağlama oturtulmasının gerçeklerle bağdaşmadığı, ayrıca bir efsanenin o doğrultuda zorlanmasının doğru olmadığı kanısındayım.

Din, sporun ve okulun uzağında kalmalı.