Kaçgöç Oyunlarına Katılmanın Sorumlusu GSGM Kaynak : 10.03.2005 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçen haftaki yazımda, Nisan ayında Suudi Arabistan’da yapılacak olan ve yalnızca Müslüman erkek sporcuların katılacağı Kaçgöç Oyunlarına Türkiye’nin katılma kararını eleştirmiş ve yazımı şöyle bitirmiştim : “Ey Togay Bayatlı… Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı… Bu oyunlara katılıp katılmama kararı politikayla değil, yalnızca sporla ilgilidir. Karar senin başkanı olduğun komitenin sorumluluğundadır. Uluslararası Olimpiyat Komitesi de spora politika bulaştırılmasını hoş karşılamaz.”

Yazdıklarıma ilişkin olarak önce Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) yöneticilerinden, gazetedeki sütun komşum Altan Ayanoğlu beni aradı. Kısaca özetlersem, “Olimpiyat statüsünde olmadığı için bu iş bizim işimiz değil. Bu katılımı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü organize ediyor. Biz bu işe karşı olsak bile yetkimiz yok; olay bizim dışımızda…” dedi.

Daha sonra TMOK Başkanı Togay Bayatlı telefon etti; uzun uzun konuştuk. O konuşmayı da özetleyelim : “İslam Oyunlarına katılıp katılmama konusu bizim dışımızda gelişiyor. Bu konuda karar organı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM), çünkü Türkiye’de federasyonlar GSGM’ne bağlı. Oysa, dünyada Çin, Kuzey Kore, Küba ve Türkiye dışındaki bütün ülkelerde federasyonlar devlete değil, o ülkelerin olimpiyat komitelerine bağlı. Kısa bir süre öncesine kadar Rusya’da da spor devlete bağlıydı; ancak yapılan statü değişikliğiyle Rusya’da da federasyonlar devlete bağımlı olmaktan çıkarıldı. Kısacası, statülere göre bizim karar ya da yorum hakkımız yok.”

Ben Kaçgöç Oyunları konusunda yazdığım iki

yazıda da Milli Olimpiyat Komitesi’ni sorumlu tutmuştum. Doğrusu Türkiye’nin, sporu devlete bağımlı kılan, sona kalmış dört dünya ülkesinden biri olduğunu düşünememiştim. Bu nedenle de TMOK’ni eleştirmiş, uyarmaya çalışmıştım.

Şimdi öğreniyoruz ki Kaçgöç Olimpiyatlarına katılma konusunun yetkilisi ve sorumlusu GSGM, yani devletin bir genel müdürlüğü. Devletin bir birimi olarak da bu olayda kararını spora göre değil de siyasete göre veriyor anlaşılan. Bir yerde sporu devlet yönetiyorsa, spora siyasetin bulaşmasının kaçınılmaz olacağı açıktır. Bunun ötesinde bir olgu daha var : İslam Oyunları organizasyonunun dinsel karakteri… Zaten bu durum, oyunların adıyla da açıkça ortaya konuyor; ayrıntılarıyla, kadın erkek ayrımcılığıyla, kaçgöçle sürüp gidiyor.

Çağımızda, sporun, siyasete ya da dine alet edilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Amaç sporsa kimi ülkelere şirin görünmek adına da olsa hiçbir şeye alet edilmemeli, hele siyasete ve dine hiç… Bir an için Batılı ülkelerin “Hıristiyan Oyunları” düzenlemeye kalkıştıklarını düşünelim. Böyle bir ayrımcılık ne kadar hoşumuza gider acaba ? Spor, insanları, toplumları ayırıcı değil, birleştirici, yaklaştırıcı olmalıdır.

Haksız yere eleştirdiğim için Togay Bayatlı’dan ve Milli Olimpiyat Komitesi’nden özür dilerim. Ancak yine de sormaktan kendimi alamıyorum : “Politikacılara ve kamuoyuna sporun doğrularını anlatmak ve sapmaları önlemek başta TMOK olmak üzere, ilgili sivil toplum kuruluşlarına düşmez mi ?”