Galatasaray Şampiyon Kaynak : 27.05.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray futbolda son üç yılda üçüncü kez şampiyonluğu yakaladı. Önemli bir başarı. Bu başarıda en büyük pay, başta Fatih Terim olmak üzere teknik kadronun..

Her zaman, bir takımın başarısının yönetimin başarısına bağlı olduğunu savunmuşumdur. Bu kez, yönetim kurulunun görevini Fatih Terim üstlendi ve -hiç de doğal olmamasına karşın- yönetim kurulunu aşarak, yönetimle futbolcular arasında bir tampon oluşturdu. Böylece, futbolcuları bunalımdan uzak tutmayı başardı. Bu, ancak dirayetli bir yerli antrenörün üstesinden gelebileceği bir durumdu. Hiçbir yabancı antrenör böylesine meslek dışı bir sorumluluğu üstlenemezdi.

“Galatasaray’ın bu yılki başarısında çok istikrarsız bir sezon geçiren şampiyonluk adayı kulüplerin payını da unutmayın” diyenler var. Ancak o kulüplerin bu durumu Galatasaray’ın başarısını azaltmıyor, aksine artırıyor. İstikrar başarının en önemli anahtarıdır.

Başta Fatih Terim olmak üzere teknik kadroyu, yine başta G. Hagi olmak üzere futbolcuları ve bütün Galatasaray camiasını kutluyorum.

Yüzyılın Son Şampiyonu mu ?

Burada konumuzla dolaylı olarak ilgili başka bir noktaya değinelim. Milliyet gazetesi Galatasaray’ı “Yüzyılın Son Şampiyonu” ilân eden bir yazı dizisine başladı. Oysa yüzyılın son şampiyonu daha belli değil. Ancak gelecek yıl belli olacak, çünkü yirminci yüzyıl 2000 yılının sonunda bitiyor.

Galli Gitti, Kalli Geldi

Renkli bir kişiliği vardı Galli Toshack’ın. Beşiktaş’tan sonra İspanya’ya Real Madrid’i çalıştırmaya gitti. Beşiktaş’a beklenen huzuru bir türlü getirememişti. Şimdi sivri diliyle basın yoluyla oradan bile Türkiye’ye yetişiyor. Yerine gelen Kalli, en azından Türkiye’yi ve Türk futbolcusunu daha iyi tanıyor; onların yerel ortamdan kaynaklanan

psikolojik durumlarını daha iyi değerlendirebiliyor. Kalli Beşiktaş’ta barışı sağladı, ligde takımı ikinci sıraya oturttu. Aynı malzemeyle Kalli’nin aldığı sonuçlar şimdilik Galli’ninkinden daha iyi.

25 Milyonun Gözyaşları

Sabah gazetesindeki bir yazı dizisinin başlığı bu.. Dizide Fenerbahçe anlatılıyor. Bu 25 milyon rakamını Ali Şen çıkardı, Fenerbahçe’li spor yazarları inanmasalar da sahiplendiler. Taraftar hesabını daha önce Cumhuriyet’te yapmıştık. Bu kez, sonuçları geçenlerde yayınlanan A&G Araştırma şirketinin verilerinden yararlanarak hesaplayalım.

Türkiye nüfusu 65 milyon.. Araştırmaya göre, hiç kulüp tutmayanların oranı yüzde 30.9 yani 20 milyon kişi. Kalan 45 milyonun yüzde 22.9’u Fenerbahçe’li.. Hesaplarsak, çoluk çocuk dahil 10 milyon 350 bin kişi eder. İşte hesap.. 25 milyon nereden çıkıyor.

Bir Düzeltme

Hataları hep başka gazeteler yapacak değil ya..
Geçen haftaki yazımda Montreal Olimpiyat stadını anlattığım bölümde bir dizgi atlaması olmuş. Stadyumun, önceden hazırlanmış 12 bin betonarme elemanın gece-gündüz çalışan 10 bin işçi tarafından yerlerine konmasıyla olimpiyatlara yetiştirildiğini yazmıştım. 12 bin eleman 12 olarak çıkmış. Bu hatayı düzeltirken aklıma eski bir anekdot geldi.

Vaktiyle Meclis’te Memurin Kanunu görüşülürken, bir milletvekili, konuşması sırasında “memureyn” kanunu” diyecek olmuş. Başka bir milletvekili atılarak taşı gediğine koymuş : “Memureyn olsaydı kuş sütüyle beslerdik..” Genç kuşak için, memurin’in “memurlar”, memureyn’in de “iki memur” anlamına geldiğini anımsatalım.

Stadyum 12 elemanla yapılabilseydi 10 bin işçinin gece-gündüz çalışmasına gerek kalmazdı herhalde.