Galatasaray ve Beşiktaş’ta Şirketleşme Kaynak : 13.12.2000 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray’dan sonra Beşiktaş da şirket kurarak halka açılma yolunu seçti. Yinelemekte yarar var : kulüpler şirkete dönüşmüyor; söz konusu olan, kulüplerce kurulmuş şirketlerin geliştirilmesi. Bilindiği gibi spor kulüpleri büyük yarışta artık dernek statüsüyle giderlerini karşılayacak gelirleri sağlayamıyorlar. Spor, özellikle de futbol, gösteri işine dönüşünce, bir yandan giderleri, öte yandan potansiyel gelir olanakları çok arttı. Amaç, potansiyel gelir olanaklarını paraya dönüştürmek.

Galatasaray ve Beşiktaş’ın izledikleri yol temelde aynı, ayrıntıda farklı. Galatasaray, kurduğu şirketin hisselerinin yaklaşık yüzde 21’lik bölümünü 20 milyon dolar karşılığında bir yabancı şirkete, AIG firmasına sattı; yüzde 15’lik bölümü de borsa yoluyla halka açacak. Böylece yaklaşık yüzde 36’lık satış karşılığında kulübün eline geçecek para 42,5 milyon dolar. Yüzde 21’lik bölüm 20 milyon dolara satıldığına göre şirketin değeri 100 milyon doların biraz altında oluyor.

Beşiktaş ise blok satış yerine doğrudan halka açılma yolunu seçti. Kurduğu ve futbolu bağladığı şirketin hisselerinin yüzde 40’lık bölümünü İş Bankası kuruluşu olan İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş. aracılığıyla halka satacak. Bu satıştan borsanın o günkü koşullarına göre kulübe 80-100 milyon dolar gelmesi bekleniyor. Buna göre Beşiktaş Futbol A.Ş.’nin değeri 200-220 milyon dolar, yani Galatasaray’ınkinin en az iki katı. Her iki Kulüp de isim haklarını, TV yayın haklarını, pazarlama haklarını, yani en sağlam gelirlerini, kurdukları şirkete devrediyorlar.

Hesaplar gösteriyor ki, Galatasaray çok ucuza gitmiş. Oysa, bugün futboldaki başarısıyla dünya kulüpleri arasında 2. sıraya yerleşen Galatasaray,

marka olarak Beşiktaş’ın hayli ilerisinde.. Hisselerin değeri de öyle olmalı. İşte, konuya eğilen Galatasaray üyelerinin rahatsızlıkları, işin başından beri AIG operasyonuna karşı çıkmaları buradan kaynaklanıyor. İşte bundan dolayı son olağanüstü genel kurulda, Yönetim Kurulu önerisine 452 kabul, 356 ret oyu verilmişti, 108 üye de oy kullanmayarak çekinser kalmıştı. Beşiktaş’ta ise Yönetim Kurulu önerisine 2031 üyeden yalnızca üçü “hayır” dedi.

İşin bir başka püf noktası da şu : Şirket kurmak ve hisselerinin bir bölümünü satmakla iş bitmiyor. Şirketin verimli çalıştırılarak Kulübe ve -hiç kuşku yok- hisse senedi almış ortaklarına kâr sağlaması gerekiyor. Şirketin çalışabilmesi için de işletme sermayesi kaçınılmaz. Galatasaray, gelecek paranın tümünü 2000 yılı bütçesine aktarıp tüketiyor; borçlarını bile ödeyemediği gibi ortada işletme sermayesi de kalmıyor. Galatasaray’ın yıllık 100 milyon dolarlık bütçesi karşısında şirket hisselerinin satışından gelen para neredeyse devede kulak.. Beşiktaş’ta ise durum farklı.. Kulübün kasasına girecek 100 milyon dolar bir bölümüyle kulübü ferahlatırken, bir bölümü de işletme sermayesini oluşturacak.

Şimdi sıra her iki kulüpte de hisselerin halka sunulmasına geldi. Sonra, şirketler ticari bakımdan verimli olmaya, hem kulübe hem de pay sahiplerine kâr sağlamaya çalışacaklar. Kâr edemezlerse ne olur ? Kulüpler sağlam gelirlerini şirkete devretmiş oldukları için mütevazı dernek gelirleriyle başbaşa kalıp çok daha güç koşullar altında yaşam savaşımını sürdürürler; hisse sahiplerinin hisse senetleri de bir anı olarak duvarlarını süsler.