| Hoşgörüsüzlük |
Kaynak :
20.12.2000 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Futbolda yaşanan büyük başarılara karşın Galatasaray camiası bir türlü mutlu olamıyor. Mutsuzluğun kaynağı, Galatasaray’ın malî yapısından duyulan kaygı ve daha çok da gelenekleriyle bağdaşmayan iç çekişmeler. Başta Başkan Faruk Süren olmak üzere Yönetime yakın bazı kişiler, üyeleri, “bizden olanlar, olmayanlar” diye ayırmaya başladılar. Eleştirilere karşı hoşgörüsüzlük ve direniş var. Eleştirenlere hemen “muhalif” damgası vuruluyor. Kısacası, Galatasaray’da öteden beri var olan birlik, beraberlik, kardeşlik, dayanışma ruhuyla hiç bağdaşmayan bu tutumlar mutluluğu engelliyor. İyi duyguların yerini alan sevgisizlik, Disiplin Kurulu’nu kulübün en çok çalışan organlarından biri haline getirdi. Hoşgörüsüzlüğün örnekleri, kıdemli üyelerden oluşan Divan’ın toplantılarında bile görülüyor. Konuşmalar sırasında homurdanmalar, laf atmalar, söz kesmeler.. Genel kurullarda da toplantı açılır açılmaz önerge geliveriyor : “Konuşmalar 5 dakikayla sınırlansın”. Beş dakikada kim, hangi konuyu anlatacak ? Divan’da, Genel Kurulda konuşulmayacaksa nerede konuşulacak kulübün işleri ? Bu durum, Kulübün konularını medya ortamına, televizyon tartışmalarına, gazete sayfalarına taşıyan eğilimlere – ne yazık ki – haklılık kazandırıyor. Üyeleri Kulübün platformlarında konuşturmayanlar bu kez yine söyleniyorlar : “Kulübün konuları kulübün kendi platformlarında tartışılmalı”. Doğru da, bu nasıl olacak ? Beş dakikalık kısıtlamalarla mı, homurdanmalarla mı ? Bir başka nokta.. Başkan Süren, PSG şampiyonlar ligi maçı öncesinde futbolcuların kampa girmeme yolundaki başkaldırısını dış etkilere bağladı, TV ve gazetelerdeki beyanlarıyla, adlarını vermeksizin kimi üyeleri suçladı. Başkanın belirttiğine |
göre, kimi (herhalde sanal) üyeler, “100 milyon dolarla yönetime geliyoruz” diyerek futbolcuları isyana kışkırtmışlar.
Hemen sormak gerekiyor : Futbolcular bu kadar saf mı ? Ya da Başkanın, adlarını açıklamayıp medyanın yorumuna ve hırpalamasına terk ettiği üyeler böyle bir girişimde bulunacak kadar salak mı ? Birileri “100 milyon dolarla yönetime geliyoruz” diyecekler, safyürekli futbolcular da kampa girmeyi reddedecekler, hattâ PSG maçı gibi yaşamsal önemde bir maça çıkmamayı bile düşünecekler. Mantık bunun neresinde ? Hayri Kozak, Divan toplantısında, Başkan’dan bu iddiasını ve suçladığı kişilerin adlarını açıklamasını istedi. Başkanın yanıtı, “açıklamayacağım” şeklinde oldu. Nasıl olur Sayın Süren ? Açıklamayacaksanız suçlamayın. Kimseyi zan altında bırakmaya hakkınız yok. Buna hiç kimsenin hakkı olamaz zaten. İddialarınızı kanıtlamak, biliyorsanız açıklamak zorundasınız. Süren’in, şirketleriyle ilgili iddialar içeren yayınlara karşı üyelere gönderdiği açıklama mektubunda da benzer bir tutum, anonim hakaretler vardı. Mektupta da , “bazı kendini bilmez Galatasaraylılar”dan “sığ, vizyonsuz ve acz içindeki insanların camiamızda, eser miktarda da olsa, bulunmasından” söz ediyordu. Süren yönetimi döneminde futbolda büyük başarılar sağlandı. Aynı başarı, mali durumda, şirketleşme ve stadın yeniden yapımı işlerinde gösterilemedi. Mali durum berbat; şirketleşmede AIG’den gelen para bir anda tükendi, şimdilik dağ fare doğurdu; stat işinde vaatler defalarca çiğnendi. Evet, başarılar takdir edilmeli, ama başarısızlıklar da söylenebilmeli. Söylenebilmeli ki bunlardan ders çıkarılsın. |

