Galatasaray ve Temel Değerleri Kaynak : 01.06.2014 - Sultani Dergisi | Yazdır

On yıl kadar geriye gidelim. 24 Haziran 2004 günü, Galatasaray Üniversitesi’nin rıhtımında hiç beklenmedik bir konuk vardı:  ABD Başkanı George W. Bush. Başkanın o gün Galatasaray’da konuşması, izleyen günlerde çeşitli yorumlarla âdeta küçük bir kıyamete neden olmuştu. Yer seçimi, Bush’un konuşmasından daha önemli hale gelmişti. Onaylayanlar… Eleştirenler… Aslında Başkan okulun davetlisi değildi; yer seçimini Amerikalılar yapmışlardı. Seçimde manzara mı, yoksa çeşitli yorumlarda ileri sürüldüğü gibi Galatasaray üzerinden Fransa’ya bir ABD çalımı mı ağır basmıştı bilemiyoruz. Belki biri, belki ikisi birden… Hangisi olursa olsun pek de önemli değildi. Bizim açımızdan dikkate değer başka bir yorum söz konusu olabilir. Şöyle: Kürsünün arkasındaki şahane manzarayı Boğaz’ın güzelliği içinde, tarihsel Ortaköy Camisi ile çağdaş Boğaziçi Köprüsü oluşturuyordu. Kürsünün önünde de, ABD geleneklerine göre alışılagelmişin aksine, ABD başkanlık arması değil, GS amblemi vardı. O gün TV’lerin hemen hepsinin aktardığı, eski ile yeninin, tarihsel ile çağdaşın aynı karede çok güzel bağdaştığı bu görünümle, “Galatasaray” arasında ilginç bir paralellik yok muydu? Galatasaray da geçmişle bugünü, tarihsel ve gelenekselle çağdaşı aynı potada kaynaştırmıyor mu?

Galatasaray Mekteb-i Sultanisi 1868 yılında Fransa’nın desteğiyle bir Osmanlı imparatorluk okulu olarak açılmıştı. Sultani’de yalnızca Müslüman öğrenciler yoktu; imparatorluğun çeşitli köşelerinden gelen, her din ve etnik kimlikten öğrenciler vardı. Hepsi, laik eğitimin barışçı ortamında bir arada okudular.

Aydınlanmanın ve 1789 Fransız devriminin yeşerttiği düşünceler Galatasaray’a gelmekte gecikmemiştir. Liberté-Egalité-Fraternité, yani Özgürlük-Eşitlik-Kardeşlik (yani dayanışma)… 17. yüzyıl sonlarında Fransız düşünür Français Fénelon‘un bir araya getirdiği bu kavramlar Aydınlanma Çağında yaygınlaşmış, İhtilalin imbiğinden geçmiş, hattâ Fransa’nın 1848, 1946 ve 1958 anayasalarına girmiştir. Euro öncesinde Fransız paralarının üzerinde bile bu sözcükler yer almaktaydı.

Galatasaray’ı Galatasaray yapan ilkelerin mayasında da, “Özgürlük-Eşitlik-Kardeşlik” vardır. Bu üçlüye son yıllarda Fransa’da eklenmesi normal hale gelen laikliği biz de ekleyebiliriz. Galatasaray, ülkenin en erken aydınlanmış kurumudur. Osmanlı’da, Batıya açılan ilk pencere olması söylemi bu ayrıcalıktan kaynaklanır. Galatasaray topluluğundaki “dayanışma”nın kökleri, okuldaki yatılılığa bağlandığı kadar biraz da bu ilkelerde aranmalıdır.

Kuruluşundan beri yüzü çağdaş uygarlığa dönük olan okulun o nedenle, gerici 31 Mart ayaklanmasının hedeflerinden biri olması şaşırtıcı değildir. Lise’nin o zamanki müdürü Tevfik Fikret‘in, okulun kapısına dikilerek, “Benim cesedimi çiğnemeden okula giremezler…” dediği bilinir. Galatasaray’ın “Doğu’nun Batı ufkuna açılan ilk penceresi” olduğunu söyleyen de yine Tevfik Fikret‘tir. Fikret, 1888′de, yani Sultani’nin kuruluşundan 20 yıl sonra okuldan birincilikle mezun olmuştur. Doğal ki, özgür düşünceden yana, hümanist düşüncelerle dolu olarak… Okulda öğrenciyken edindiği ilkeleri okul müdürü olduğunda da koruması doğaldır. Kuşkusuz, şiirlerine yansıtması da. O tarihlerde Fikret aynı zamanda Kulübün de Hami (koruyucu) Başkanı’dır.

Bilindiği gibi “Galatasaray” adını taşıyan bütün kurum ve kuruluşlar Galatasaraylılık bağıyla birbirlerine bağlıdır. Galatasaray Lisesi, Kulüp, Üniversite, vakıflar, dernekler… Ve Galatasaray’a gönül vermiş bilinçli milyonlar… Hepsi, “Galatasaray”ın bölünmez bütünlüğünü, zenginliğini ve gururunu oluştururlar.

Özetlersek, genlerine işlemiş olan aydınlık düşüncelerin ve Galatasaraylılık ruhunu oluşturan temel değerlerin, Galatasaray Topluluğu’nu bir arada ve dimdik tutmadaki en önemli etken olduğunu söyleyebiliriz.

Nedir bu temel değerler?..

Fransa Galatasaraylılar Derneği (Amicale de Galatasaray), Galatasaray’ın temel değerlerini derleyen bir bildiri hazırlamıştı. O bildiri Eylül 2009’da Galatasaray Topluluğu İşbirliği Kurulu’nca Türkçe ve Fransızca bir kitapçık halinde yayımlandı.

Sunuşun başında, “Bu bildiri, yaşam ve eylem çizgisinde ortak bir kaynaktan yola çıkan ve kısacaGalatasaraylılar” denen bir grup insanın kişisel ve kolektif yolculuğunu, kuramsallaştırma denemesidir” deniyordu.

Bildiride, değerler sisteminin birbiriyle etkileşim içinde olan ve birbirini tamamlayan on temel direği özetlenmeye çalışılmış. Burada o ilkeleri kısa alıntılarla aktarmaya çalışalım:

1. Etik: Galatasaraylı, dürüst ve güvenilir insandır; Entelektüel dürüstlük, başarma çabası, mesleki ödünsüzlük, kişisel çizgi tutarlılığı ve Galatasaray ruhunu yüceltmek esastır.

2. Dayanışma: Galatasaray’ın birleştirici harcıdır. Dayanışma, ilişkileri düzenleyen, içten gelen, gerektiği an derhal devreye giren, somut, mesleki, duygusal ve ahlaki bir reflekstir. Galatasaraylı için dayanışma, bir hayat tarzıdır.

3. Açık Fikirlilik: Dünyaya ve başkalarına merakla ilgi duymak; insani düşüncelere açık olmak; bölmek yerine ikna etmek; kendi özelliklerinden vazgeçmeden farklılıklara saygı göstermek hedeftir.

4. Laiklik: Bütün özgürlüklerin özgürlüğüdür. Farklılıklara ve inançlara saygı; bağnazlıkla mücadele… Galatasaraylı, dışlamadan anlamaya çalışır, yasak koymaz, başkalarının özgürlüklerine saygı duyar.

5. Özveri: Özveri, fedakârlık değil, kendinden veriştir; insana olan inancın elle tutulur en güçlü kanıtıdır. Galatasaray bu erdemi öğretmekle kalmaz, refleks haline dönüştürür.

6. Misyon Yüklenme: Bir misyon insanı olmak, Galatasaraylı olmanın getirdiği bir zorunluluktur. Galatasaray’ın bize öğrettiklerini yalnızca kendimize saklamak bağışlanmaz bir hata olur. Katlanmak yerine eyleme geçmek; zorlamak yerine ilham vermek önemlidir.

7. Mizah Duygusu: Kendi kendisiyle alay edebilmek… Kendisini fazla ciddiye almadan ciddi işler yapabilmek. Kendisi dahil her şey hakkında şaka yapma yeteneğine ve cesaretine sahip olmak.

8. Büyüklere Saygı: Saygı, bilinç ve sürdürülebilir diyalog ortamı yaratır. Her Galatasaraylı bir gün, o saygı gören “büyükler”den biri olacağını bilir.

9. Küçükleri Koruma: Galatasaraylı küçükler Galatasaraylı’nın kardeşleridir; bir Galatasaraylı onlara her fırsatta ulaşıp Galatasaray’dan edindiği değerleri aktarmakla yükümlüdür. Küçüğü eşiti gibi görmek, kişiliğe saygı duymak esastır.

10. Kurumları Destekleme: Aldıklarını Galatasaray’a geri vermek, kendisinin nasıl oluştuğunu unutmamaktır. Galatasaray, bir etik sistem, bir değerler ve bilgiler düzeni olduğu gibi, bir kurumlar bütünüdür de. Galatasaraylı için Galatasaray kurumları canlı birer varlık gibidir. Ruhunu onlar besler; onlarla sevinir, heyecanlanır, duygulanır. Galatasaray kurumlarının en büyük şansı Galatasaraylılardır.

Sonuç bölümünden de birkaç cümle: “Bütün bu ilkeler kelimelere dökülmeksizin de yaşanan, zaman ötesi, kalıcı değerlerdir. Dile getirilişi değişse de, söylemi değişmeyen bir paylaşılmış kavramlar dizisidir. Zamanın ve mekânın sınırlarını aşıp gider, onları en değerli hazinesi olarak benimsemiş olan Galatasaraylıların damarlarına, hattâ hücrelerine işler.

“Galatasaray Temel Değerler Bildirisi”ni, Galatasaraylıların genlerine işlemiş olan değerleri bu yazıya sıkıştıracak şekilde özetlemeye çalıştım. Ne kadar başarılı olabildiğimi bilmiyorum. İşin doğrusu, bildirinin tam metnini okumak olmalı kuşkusuz.