| Galatasaray’a Ne Oldu ? |
Kaynak :
18.12.2003 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Herkes soruyor : Galatasaray’a ne oldu ? Soru haklı… Galatasaray’da işler iyi gitmiyor. Bu, yalnız futbolda değil, kulübün öteki etkinlik alanlarında da böyle… Öteki spor dallarında, voleybolda, basketbolda, su sporlarında, sosyal tesislerde… Ne var ki medya yalnızca futbolla ilgilendiği için futboldaki durum ötekilerden daha açık seçik olarak gün ışığına çıkıyor, daha çok konuşuluyor. Galatasaray gerçekten, çok zor bir dönemden geçiyor. Durumu, satır başlarıyla ortaya koymaya çalışalım. 1996’dan bu yana sürdürülen dengesiz finansman politikalarının sıkıntıları artık iyice su yüzüne çıktı. O tarihten bu yana savurgan uygulamalarla, gelirlerin çok üstünde harcamalar yapıldı. Aradaki açık borçla kapatılmaya çalışıldı; üstelik bankalardan sağlanan, çoğu yüksek faizli kredilerle… Böylece, faizlerle her an sürekli olarak artan bir borç stoğu oluştu. Şirketleşme olgusuna, bir yandan gelirlerin artırılması, bir yandan da pay satışı için bir kurtarıcı olarak bakılıyordu. Şirketler kuruldu… Ancak gelirler istenilen düzeyde artırılamazken, bir yabancı ortağa Kulüp çıkarlarına ters koşullarla pay satıldı. Şimdi Kulüp bu yanlış ortaklıktan kurtulmanın yollarını arıyor, ama bunu sağlamak çok zor. Ali Sami Yen Stadı’nın yeniden yapımı gerçekleştirilemedi. Anlaşmalar, projeler, yapılabilirlik etütleri türünden pek çok hazırlığa karşın, yapımın finansmanı için kredi bir türlü sağlanamadı. Sonuç : çaresizlik içinde Atatürk Olimpiyat Stadı’na zorunlu gidiş… Olumlu gelişmelerden yeterince yararlanılmadı. Örneğin, futbolda sağlanan büyük başarılar paraya dönüştürülemedi; sağlanan olanaklar da yine büyük bir savurganlıkla harcandı. Olumsuzluklar yeni olumsuzlukları getirdi. Sosyal tesislerden Galatasaray Adası yeniden yapılandırılıp işletilmek üzere kiraya verildi. Ancak imar mevzuatına ilişkin gerekli izinler alınamadığı için yapım gerçekleşmedi. Şu anda |
Ada kapalı… Öte yandan Kalamış tesisleri de yeniden yapılmak üzere yerle bir edildi. Orası da şu anda boş bir arsa… Tesis zengini sayılan Galatasaray’ın üyelerini buluşturabileceği bir tesisi kalmadı.
Gelelim spora… Futboldaki durum ortada : Başkan’ın seçim kampanyasında sık kullandığı deyişle, “gönüllerdeki teknik direktör” Avrupa serüveninin ardından kulübe döndü, ama bu kez başarılı olamadı. Başarılı antrenör Lucescu’nun kurmuş olduğu takım dağıtıldı, çok sayıda yeni transfer yapıldı. Yapılan transferler borçları artırmaktan öteye geçmedi. Futbolcular geldi, futbolcular gitti; beklenen “Galatasaray” takımı bir türlü kurulamadı. Şampiyonlar Ligi’nde ve Süper ligde alınan sonuçlar yalnızca düş kırıklığı… Yönetimin benimsediği, “futbolun parası futbola harcanacak” ilkesi nedeniyle voleybol ve basketbolun yanısıra amatör dallara da yaşamlarını sürdürecek ödenek ayrılmadı. Giderlerini, sağlayacakları kaynaklarla karşılamaları istendi. Ayrıca, Kalamış tesislerinin yıkılması nedeniyle su sporları barınaksız kaldı. Bütün dallarda başarı ibresi giderek düşmekte… İşte, 1996’dan bu yana sürdürülen yönetim tarzıyla Galatasaray’ın geldiği nokta… Kamuoyuna yansıyan yalnızca futbolun yüzü, yalnızca buzdağının görünen bölümü. Keşke tek sıkıntı futbolda olsa… Sorun çok daha derinlerde. Galatasaray bir kısırdöngüde tarihinin en zor dönemini yaşıyor. Gelinen noktada, kusurlu olan yalnızca yönetimler değil; genel kurulların yönetimlere sözümona destek olmak uğruna, önlerine getirilen her öneriye gözü kapalı, yeşil ışık yakmalarının da kulübün bugünkü açmazında önemli payı var. Üyelerin, genel kurula hazırlık süresi sayılabilecek şu dönemde gerçekleri bilerek sorumluluk bilinciyle davranmak ve bunalımı aşmak üzere Kulübün geleceğini planlamak gibi yaşamsal bir yükümlülükleri olmalı. |

