| Olmadı, Yakışmadı |
Kaynak :
25.12.2003 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçenlerde Hürriyet gazetesi Galatasaray’ın eski başkanlarından Faruk Süren ve Mehmet Cansun’la yaptığı bir ortak röportaja yer verdi. Bu röportajda eski başkanlar bugünkü başkan Özhan Canaydın’ı ve antrenör Fatih Terim’i yerden yere vuruyorlardı. Başka bir neden yoksa, gazete bu röportajı çok önemsemiş olmalı ki tam iki buçuk sayfasını ayırmıştı. Üstelik takımın deplasmanda Elazığspor’la oynayacağı gün çıkmıştı röportaj. Hayretler içinde okudum ve çok yadırgadım. Söylenenlerde doğruluk payı olsa da söyleniş biçimi haksız, zamanlama yanlış, röportaj Galatasaray’a yarar değil, zarar getirecek nitelikte. Kulübün eski başkanları bütün bunları ölçüp biçemezler mi ? Demek ki bazen bilinçaltı, bilincin önüne geçebiliyor ya da başkanlar bile tuzağa düşebiliyorlar. Evet, Galatasaray kötü durumda… Bu yalnızca futbolda olsa sorunun çözümü çok kolay olurdu. Daha önce de yazdığım gibi, Kulüp bu duruma bir günde gelmedi. 1996’dan sonra Faruk Süren’le başlayan yönetim tarzı, savurganlıklar, borçlanma politikaları, yüksek faizlerle bankalara borçlanmalar, kredi-faiz sarmalı, futbolda sağlanan büyük başarıların paraya dönüştürülememesi Galatasaray’ı çıkmaza sürükledi. 1996’ya değin, borç faizleri ve cezalar kulübe yüklenmez, yönetim kurullarınca karşılanırdı. Bu nedenle de borçtan, savurganlıktan kaçınılırdı. Bütün bunları sürekli olarak yazdık, söyledik, ama kimseye dinletemedik. Şimdi o yönetim biçiminin sonuçları yaşanıyor. Hem de çok acı örneklerle… Durumun biraz kavranır gibi olabilmesi için futbolda birkaç yenilgi alınması gerekiyormuş. Ancak ne var ki gerçekler hâlâ tam olarak kavranabilmiş değil. Herkes sorunun sistemde değil de yalnızca futbolda ve kişilerde olduğunu sanıyor. Sanılıyor ki Terim giderse, birkaç transfer yapılırsa durum düzelecek. İşin kötüsü, eski başkanlar |
bile kendi sorumluluklarını unutmuş görünüp, sorunu kişiselleştirerek bugünkü başkan ve antrenöre bağlamak gibi bir kolaycılığın içindeler.
Mehmet Cansun yönetimi sekiz aylık döneminde borçların azaltılmasına çaba gösterdi; bunda biraz başarılı da oldu. Faruk Süren ise, futboldaki üstün başarılara karşın, dönemini tamamlayamadan başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldığını unutmuş görünüyor. Kendisine baskı, yönetimindeki arkadaşlarından gelmişti. Nedenleri unutuldu mu ? Başarılar nasıl anımsanıyorsa, başarısızlıklar da öyle unutulmuyor. Bakın 22.02.2001 günü Cumhuriyet’te çıkan yazımda neler yazmışım : “Süren yönetimi beşinci yılını doldurdu; bir yıl daha yola devam. Geçen sürede futbolda büyük başarılar kazanıldı; ancak malî yapı çok bozuldu. Süren, Kulübün gelirlerini artırmayı tasarlıyordu; gelirler arttı ama, öylesine savurganca davranıldı ki, gelirler giderleri karşılamaktan sürekli uzak kaldı. Gelir-gider makası açıldı. Aradaki fark, borçlanma yoluyla kapatılmaya çalışıldı. Borçlanma için genel kurullardan yetkiler alındı; yetkiler aşıldı. Borçlar bankalara, hem de döviz bazında olduğu için kur farklarıyla, yüksek faizlerle çığ gibi büyüdü. Yalnızca 2000 yılı banka faiz ve komisyonları yaklaşık 10 trilyon lira oldu.” İşte böyle… Konuyu özetleyelim… Canaydın başarılı mı ? Hayır… Terim başarılı mı ? Hayır… Ama sorun yalnızca kişi sorunu değil ki… Sorun çok daha derinlerde… Özellikle de kulübün bozulan mali yapısında… Doğru, sağlıklı tanı konulamazsa iyileşme daha zor olur. Kulübe bir an önce çok ivedi büyük parasal kaynaklar bulunması, olanaklar yaratılması gerekiyor. Çabalar dayanışma ve özveriyle bu noktaya yoğunlaştırılmalı. Çözüm için önce doğru tanı gerekiyor. |

