Galatasaray’da Tüzük Sıkıntısı Kaynak : 04.11.2009 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray Divanı hazırladığı yeni tüzüğün görüşülmesi için genel kurul toplanması konusunda bir tavsiye kararı aldı. Karara göre 10 Ocak 2010’da Tüzük Genel Kurulu yapılması Yönetim Kurulu’na öneriliyor.

Galatasaray için yeni bir tüzük artık kaçınılmaz, “olmazsa olmaz” hale geldi. Tüzük eskidi ve kulübe çok dar gelmeye başladı. Kısacası, tüzük var ama yok!

Yıllar önce sıradan bir derneğe göre hazırlanmış tüzük kulübün büyümesi karşısında yetersiz kaldı. Kulüp artık yalnızca bir spor kulübü olmanın çok ötesinde… Gayrimenkulleri, şirketleri var. Şirketlerin sayısı 6; bunlardan biri de halka açık. Var olan tüzüğe göre, bu şirketler denetlenemiyor; hesapları kulüp hesaplarıyla bütünleştirilmiyor. Genel kurullara yalnızca kulübün hesapları, bütçeleri sunuluyor. Oysa, yıllık mali hareketin yüzde 80’i şirketler bünyesinde, ancak yüzde 20’si kulüpte. Kısacası şirketlerin gidişatı ve kulübün genel mali yapısı üyelerin bilgi ve denetimi dışında…

Divan’ın hazırladığı tüzük tasarısı Mayıs 2007’de Yönetim Kurulu’na teslim edilmişti. Yeni tüzüğün görüşülmesi için Haziran 2008’de bir genel kurul toplandı. O gün, Divan ve görevlendirilmiş kimi üyelerce hazırlanmış olan 4 ayrı tüzük taslağını inceleyip tek bir metin haline getirmek üzere bir komisyon kurulması bekleniyordu. Olmadı…

Toplantı açıldı; ancak, hazırlanmakta olduğu söylenen spor yasasının, tüzüğü etkileyeceği ileri sürülerek konunun görüşülmemesi, kısaca, “dondurulması” istendi ve kongre tatil edildi. İşin şaşılacak yanı, görüşmeme önergesinin genç üyelerden gelmesiydi.

Gelelim sonuçlarına… Spor Yasası hâlâ çıkmadı. Ve Galatasaray’ın tutarlı yeni bir tüzüğe gereksinmesi, dayanılmaz duruma geldi.

Tüzük yetmiyor… Genel Kurul hattâ kulüp denetçileri şirketleri denetleyemiyor… Sicil, Disiplin ve Denetleme kurulları, Yönetim Kurulu ile aynı ortak listeyle seçiliyor. Üye alım sistemi bozuk… Ortak listeyle seçim, bu kurulların başkanın ve yönetimin dümen suyunda çalışması sakıncasını taşıyor ve özgür çalışma ortamını yok ediyor. Çağdaş anlayışa göre kurulların bağımsız olmaları gerektiği açıktır.

Örneğin, yeni üye alımı Sicil Kurulu’nun işidir. Üye alımında, mevcut tüzüğün hükümlerine bile uyulmuyor. Tüzüğün 6. maddesine göre, “kulübe her yıl alınacak asli üye sayısı, kaydı açık asli üye sayısı toplamının yüzde 3’ünü aşamaz. Yönetim Kurulu her yıl 31 Aralık gününe kadar saptayacağı alınacak üye sayısını Sicil Kurulu’na bildirir.”

2007 sonunda kaydı açık üye sayısı 6704 idi. Bunun yüzde 3’ü 201 kişi eder. Buna karşılık 2008’de alınan üye sayısı 522 yani alınabilecek sayının iki buçuk katından fazla… İşlem tüzüğe açıkça aykırı… Üye alımında bir sıkıntı varsa bu, tüzüğün delinmesiyle değil, tüzük değişikliğiyle çözülmeli.

Bütün bu çarpıklıkların yeni bir tüzükle düzeltilmesi, ayrıca her durumda, kulübün anayasası konumundaki tüzüğe saygılı olunması gerekiyor. Spordaki başarının öncelikle yönetimin sağlıklı çalışmasından kaynaklandığı unutulmamalı.