| Galatasaray’ı Düşünmek |
Kaynak :
23.02.2006 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçen cumartesi günü Galatasaray Divan üyelerinden Hayri Kozak kendi inisiyatifiyle bir toplantı düzenledi. Kozak, Kulübün konularını yakından izleyip, irdeleyen, çözümler arayan bir üyedir. Nedense yönetimlere girmekten hep kaçınır. İlk kez Canaydın yönetiminin ilk aylarında gönüllü olarak başkanlık danışmanlığı yaptı; bir süre sonra o görevden de ayrıldı. Toplantıya katılanların sayısı yaklaşık 700’dü. Bu sayının, kimi zaman mali genel kurullarda bile sağlanamadığı düşünülürse katılımın önemi daha iyi anlaşılır. Artık herkes, Galatasaray’da bir şeyler yapmanın, çözümler üretmenin zorunlu olduğuna inanıyor. Kozak’ın saatler süren, rakamlara dayalı sunuşu dikkatle izlendi. Böyle bir sunuşu, on yıl önce, benim de içinde bulunduğum Alp Yalman yönetiminin bitişinden bir ay kadar önce yine yapmıştı. Bu kez, özellikle son on yıla ilişkin rakamlar, yapılan hataları, gelinen noktayı açık seçik ortaya koyuyordu. Kulübün artılarına ve eksilerine değiniyordu Kozak. Artılar arasında Galatasaray’ın tapulu taşınmazları, güçlü üye profili, imajı ve taraftarı, iyi işleyen futbol altyapısı vardı. Bunları rakip kulüplerle de karşılaştırıyordu. Örneğin Fenerbahçe ve Trabzonspor’un hiçbir tapulu taşınmazı yoktu. Taraftar oranında da Galatasaray bütün sıkıntılara karşın yine en büyüktü. Kulübün gereksiz yere tartışma konusu edilen üye profili ise sanılanın aksine, yüzde 46 liseli, yüzde 54 lisesiz şeklindeydi. Kozak, “Bu artılar dikkate alındığında kulübün çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Galatasaray on yıl önce uyuyan devdi; hâlâ uyumaya devam ediyor. Uyandıracağız bu devi … Galatasaray’ın büyüklüğü topun bir çizgiyi geçmesiyle ölçülemez; büyüklük liderlikten gelir” diyordu. Darboğaz |
ise başta, yanlış sporcu transferleri olmak üzere tutarsız yönetim tarzları ile, düzensiz nakit akışından kaynaklanıyordu. Son on yılda Kulüp 46 yabancı, 56 yerli futbolcu transfer etmiş, altyapıdan yalnızca 3 futbolcuya profesyonel takıma girme şansı verilmişti. Sonuçta on yılda sağlanan gelirler 468 milyon dolarda kalırken, giderlerin toplamı 537 milyon dolardı. Eksi fark 69 milyondu. Ancak nakit akışının dengelenemeyişi nedeniyle on yıldaki finansman gideri 95 milyon doları bulmuştu; bunun 50 milyon dolarlık bölümü 1999-2000 ve 2001 yıllarına, yani yalnızca 3 yıla ilişkindi.
Öte yandan Kulüp, AIG’ye yapılan hisse satışı ile onun yanısıra halka arzdan da büyük oranda zararlı çıkmıştı; sağlam gelirlerinin büyük bir bölümünü her yıl kâr paylaşımı yoluyla yitirmekteydi. Bu arada üyelerin dayanışma, fikir üretme, Galatasaray kültürünü genç kuşaklara aktarma ocakları olan sosyal tesisler de elden çıkmıştı. Kozak’ın geçmişe dönük verileri rakamlarla açıkça ortaya koyduğu bölüm, işin tahlil bölümüydü. Teşhis ve yorumları tartışmaya açıktı; ancak “tedavi”ye gelince, ortaya konulan öneriler tahliller kadar somut değildi. Özellikle Kulübü sıkıştıran borçlardan arınmak için herhangi bir çözüm yolu önerilmiyordu. Ödeme zorunlulukları olmasa belki önerilen program, tüzük, seçim prosedürü vb. türden çözüm yolları çare olabilirdi, ama ne var ki …. Cephede Atatürk Sahada Fenerbahçe |

