Türkiye’ye Ceza Kaynak : 15.02.2006 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Beklenen oldu : Milli Takıma 6 maç yurt dışında ve seyircisiz oynama cezası geldi. Oysa kamuoyu ne de güzel avutulmuştu, hafif ceza gelecek diye… Yetkililer neredeyse maçta olanları olağan sayıyorlardı. İsviçrelilere havalimanında, yolda ve sahada yapılanlar unutulmuştu. Conrad’da yapılan toplantı da, maç sonundaki olaylara ilişkin filmlerin gizlenmesi olayı da unutuluvermişti.

Cezanın açıklanmasını izleyen iki gün medya ve kamuoyu yalnızca cezanın ağırlığına kilitlendi. Oysa, “biz ne yaptık, bunları nasıl yaptık ?” diye düşünmemiz gerekirdi.

Türkiye – İsviçre maçının oynandığı gün çıkan yazımda İsviçreliler’e önce Atatürk Havalimanında, sonra da yolda yapılanları eleştirmiştim. Konuk takım, İstanbul’a ayak bastığı andan otele varıncaya kadar geçen 3,5 saatlik sürede yaşadığı tatsız maceradan sonra, akşam yapması gereken antrenmanı iptal etmek zorunda kalmıştı.

O günkü yazımda, bir önceki maçta “yenilmiş olmanın tesellisini ya da mazeretini sportmenlik dışı davranışlarla gözlerden kaçırmaya yeltenmek hoş karşılanamaz. Ayrıca, densizliğe verilecek yanıt, “daha çok densizlik” olamaz” diye yazmıştım.

Maç akşamı ise Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda tam bir rezalet yaşandı. Maçta bizim teknik kadro, hiç gereği yokken gergin ve öfkeliydi; koşullandırılmış futbolcularımızın da aynı duyguların baskısı altında çok hırçın oldukları görülüyordu. Maç sonunda kıyamet koptu… Koşullandırılmış futbolcularımızdan birkaçı spora sığmayacak davranışlarda bulundular… Kovalamaca, tekmeleme… Teknik kadrodan bile onlara katılanlar oldu.

Olayların ardından bizim asıl sorumlular, İsviçrelileri ve maçtan sonraki demeci nedeniyle FİFA Başkanı İsviçreli Sepp Blatter’i suçlayarak, yaptıklarımızı gözlerden kaçırmaya çalıştılar. Bir ölçüde bunu becerdiler de; ancak sonuç ortada… Hiç değilse kararın açıklanmasından sonra, dünya kamuoyu önünde Türkiye’yi küçük düşüren sözde yöneticileri sorgulamamız gerekmez miydi ? Vaktiyle dünya üçüncüsü ülke olmuştuk, şimdi bu gidişle üçüncü dünya ülkesi olma yolundayız.

Nobre ve Kerem

İnternet’te dolaşan yorumlara göre, Başbakan’ın Mersin’de söyledikleri, bir yurttaşa değilmiş de Nobre içinmiş : “Terbiyesizlik yapma lan, artizlik yapma lan”.

Evet, Nobre Samsunspor – Fenerbahçe maçının başlarında ceza sahası içinde “artizlik yapıp” kendisini yere attı; olan, kaleci Kerem ile Samsun’a oldu. Bir penaltı, bir kırmızı kart… Hakem Serdar Tatlı pozisyonu iyi görmemiş. Olabilir… Yardımcı hakem o sırada neyle meşgulmüş acaba ? Tatlı sonradan, pozisyonu televizyonda görmüş, hatasını kabul ederek üzgün olduğunu söylemiş.

Merkez Hakem Komitesi Başkanı pazar akşamı hemen bütün TV programlarına katılarak açıklamalar yaptı : “Hakem kötü niyetli değil, kendisine ceza vermeyiz.” Bu mantığa göre, daha önce cezalandırılmış olan hakemlerin tümü kötü niyetli oluyor.

Son zamanlarda hakem hataları sıkça görülür oldu. Özellikle de Fenerbahçe maçlarında… Bir TV kanalında bunlara ilişkin 7 örnek gösterildi; tümünde de Fenerbahçe hep şanslı olmuş. Aslında bu durumdan Fenerbahçe’nin de yakınır olması gerekiyor, çünkü şampiyon olsa bile çok kimse bunu hakem hatalarıyla ilişkilendirerek yorumlayacak.

Gelelim işin öteki yüzüne… Hakemin hatasıyla Samsunspor cezalandırılmış oldu. Takım 10 kişiye indi; kalecisi Kerem ve golcü oyuncusu Celil oyun dışı kaldı. Bu durumun, Samsunspor’un oyun düzenini etkilemediği söylenebilir mi ? Öte yandan, Kerem haksız yere kırmızı kart gördü. Kurallara göre bu hafta sonu oynayamayacak. Bence, Kerem cezalandırılmamalı; Federasyon Kerem’in cezasını kaldırmalı. “Bu, kurallara uymuyor” denebilir; Kerem’in kusursuzken cezalandırılması kurallara çok mu uyuyor ?

Bir başka soru : Nobre hiç değilse, meslektaşı Kerem’den özür diledi mi acaba ?