| Galatasaray’ın 100. Yılı |
Kaynak :
21.10.2004 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray Spor Kulübü yüzüncü yılına ulaştı. Yüz yıl… Dile kolay. Kurumlaşmanın az görüldüğü bir ülkede bu süre daha da çok anlam kazanıyor. Kulübün temellerinin Galatasaray Lisesi’ndeki bir edebiyat dersi sırasında birkaç kafadar öğrencinin girişimiyle atıldığı biliniyor. 1905 yılı, ekim ayı… “1” numaralı kurucu Ali Sami Yen o zaman daha 19 yaşında. Hiç kuşku yok, attığı taşın nerelere kadar gideceğinin farkında bile değil. Kulübün yaşama geçtiği yer Galatasaray Lisesi… Bugün, arkasında yüzyıllara dayalı bir tarih rüzgârı var. Galata Sarayı’nda ilkin 1481’de Enderun mektebi kurulmuş, 1868’de de Fransızların desteğiyle çağdaş bir lise : Mekteb-i Sultani… Türkiye’nin, Batı eğitim sistemine uygun ilk eğitim kurumu, ilk lisesi, “Batı’ya açılan pencere”si. Okul, başlangıçta, imparatorluk sınırları içinde yaşayan her din ve topluluktan öğrencileri olan bir imparatorluk lisesi. Cumhuriyet sonrasında ise toplumun her kesiminden öğrencilere kapısını açık tutmuş; laik eğitimin, özgürlük, eşitlik ve kardeşliğin sıcak yuvası olma niteliğini hep sürdürmüş. Galatasaray Spor Kulübü, işte bu kültür ortamında kurulup yeşermiş. Okul yönetimi kulübü benimseyip bağrına basmış, korumuş. Uzun zaman okul ve kulüp iç içe olmuş. İlişkiler yalnızca öğrenci-sporcu bütünleşmesi düzeyini aşmış, okul yöneticileri kulübün yönetiminde görev bile almışlar. Böylece okul, bir zamanlar kulübün katkılarıyla bir bakıma Türkiye’de sporun da merkezi haline gelmiş. Kulübün kuruluştaki hedefi, “İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak, Türk olmayan takımları yenmek”tir. Bu hedef irdelendiğinde, Batı’ya öykünme, kimlik kanıtlanması isteği ve çokuluslu imparatorluk kimliğine karşın ulusalcılık sezinlenmiyor mu ? İşte, 1899’dan beri avlusunda futbol oynanan okulda Türkiye’nin ilk futbol kulübü böyle kurulmuştu. Kuruluşun erken yıllarında bile yalnızca futbolla yetinilmeyecek, sutopu, atletizm, basketbol, izcilik, halat çekme, patenli hokey de içinde |
olmak üzere pek çok spor dalında etkinlikler gösterilecektir. Zamanla spor dalları çeşitlenmiş, pek çoğunda başarılar kazanılmıştır. Ancak en büyük başarıların 1990 sonrasında, günün gözde sporu futbolda olduğunu söylemek gerekir. Bu dönemde içte lig şampiyonlukları, Avrupa Şampiyonlar liginde çeyrek finale yükselme, UEFA Kupası şampiyonluğu, Avrupa Süper Kupası… Bu başarılar Kulübün ününü ülke sınırlarının çok ötesine taşımıştır.
Spordaki bütün bu başarıların sonucu olarak bugün Galatasaray denince akla ilk gelen, kuşkusuz, spor kulübüdür. Başarılarıyla Galatasaray bir dünya kulübü olmuş, adını bir dünya markası haline getirmiştir. Doğrusu istenirse, Galatasaray, yalnızca bir okul, bir kulüp değil, yukarıda çok kısaca değindiğim gibi, kökü çok daha derinlerde olan, gücünü ve yetkinliğini, tarihsel geçmişinden, aydınlanmacı ve atılımcı yapılanmasından alan, geleceğe dönük büyük bir topluluktur. Tümü devlet okulu konumundaki ilköğretim okulu, lisesi, üniversitesiyle oluşturduğu entegre eğitim kurumlarıyla, spor kulübüyle, yurt içi ve dışındaki dernekleri, vakıfları ve bunların uyum örgütü İşbirliği Kurulu ile de yaygın ve büyük bir topluluktur. Dilerseniz bu kurumlara ülkenin ve dünyanın çeşitli yörelerindeki taraftar derneklerini ve milyonlarca yandaşı da ekleyebilirsiniz. Yüzüncü yılın Galatasaray’a yaraşır kutlama etkinlikleriyle dolu dolu geçeceği kuşkusuz. O kapsamda olmasa da Cumartesi günü Lise’de bir forum var. İşbirliği Kurulu’nun düzenlediği forumda “21. yüzyılda Galatasaray”ı tartışacağız. Bana verilen ödev : “Galatasaray Kimliği ve Galatasaray Külübü’nün Türkiye’deki ve Dünyadaki Perspektifi ve Beklentiler…” Forumun öteki konuşmacıları Vahdettin Engin, Ali Sirmen, Reha Bilge, Umur Talu, Hülya Tanrıöver, Aziz Üstel ve Ahmet Yolalan. Sıra artık, ikinci yüzyıla hazırlanmaya gelmiş gibi görünüyor. 100. yılın bütün Galatasaraylılar için mutlulukla dolu geçmesini dilerim. |

