Galatasaray’ın Ödülüne Ne Oldu? Kaynak : 17.01.2001 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Sahi ne oldu Devletin Galatasaray’a vereceği ödüle? Önce UEFA Kupasını, sonra da Süper Kupayı kazanmasıyla yaşanan coşkunun ardından Devletin Galatasaray’ı ödüllendirmesi gündeme gelmişti. Galatasaray çok güç başarılara imza atarken ülkede büyük bir sevinç ve özgüven yaratmış, bir yandan da Türkiye’nin uluslararası tanıtımına yeni boyutlar, büyük katkılar getirmişti.

Katkıları hâlâ devam ediyor. Süper Kupadan sonra Avrupa Şampiyonlar Liginde de başarılarını sürdürürken, dünya futbol takımları sıralamasında doruğa yerleşti. Galatasaray adı bir dünya markası oldu.

Daha önce de yazmıştım: ” Asıl başarı dünya çapında sağlanan başarıdır ” diye. İşte Galatasaray bunu yaptı. Avustralya’dan Amerika’ya, bütün ülkelerdeki spor kamuoyu Galatasaray’ı biliyor ve doğal olarak, ” Galatasaray adı Türkiye ile birlikte anılıyor.

Bu saptamalardan sonra, gelelim hak edilmiş ödülün öyküsüne.. Galatasaray’a verilecek ödül için önce bir yasa çıkarılması düşünüldü. TBMM prosedürü içinde uzun zaman alacağı kaygısıyla bu yöntemden vazgeçildi. Çözüm, Bakanlar Kurulu’nun inisiyatifine bırakıldı. Bakanlar Kurulu ödülü onayladı. Ödeneğin Türk Tanıtma Fonu’ndan karşılanması öngörülüyordu, ancak Fonda para kalmadığı anlaşıldı. Fonun bağlı olduğu Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, ” yetki verin, başka bir fondan Türk Tanıtma Fonu’na para aktaralım” derken, Başbakanlık bu kez Maliye Bakanlığı’na bir yazı göndererek sorunu çözmesini istedi. Ne var ki sorun hâlâ ortada, çünkü Hazine, Maliye Bakanlığı’na bağlı değil, ayrıca, sorunu çözebilecek yasal olarak Maliye Bakanlığı’nın elinde yok. Hükümet kendi kararnamesini bile uygulamakta çaresiz.

Kararname Ağustos ayında çıkmıştı. Top, yukarıda anlattığım şekilde oradan oraya atılırken aradan altı ay geçti. Eh! İyi iş altı ayda çıkarmış.. Hiç değilse bu özdeyişe sığınıp umutlanabiliriz. Geçen zaman, ödülün heyecanını söndürdü, parıltısını azalttı.

Galatasaray’a Devletçe ödül olarak, UEFA Kupası için 80 bin, Süper Kupa için de 30 bin adet olmak üzere toplam 110 bin Cumhuriyet altını verilecekti. Kulübün yalnızca bu iki kupa için futbolculara verdiği primler bu ödülün parasal değerine yakın. Kısacası, başarının da bir bedeli var; hiç de ucuz değil.

Yılbaşı öncesinde bir gazete, 2000 – 2001 yıllarını ekonomik bakımdan değerlendirmek üzere çeşitli meslek kuruluşlarından temsilcileri bir araya getirmişti. Benim de katıldığım bu toplantıda, turizm kesiminin temsilcisi, Türkiye’nin dış dünyaya tanıtılması için Tanıtım Fonu kaynaklarının artırılarak sonuna kadar harcanması gerektiğini söylüyordu. Toplantıda bulunanlar buna karşı çıktılar. Üzerinde birleşilen görüş şuydu: Her akşam ulusal TV kanallarında ekrana getirilen ve dış ülkelere de anında yansıyan kanlı, vurdulu kırdılı haber görüntüleri, cezaevi isyanları, polis yürüyüşleri, çeşitli tatsız eylemler karşısında, Türkiye’nin yaratılan bu imajını düzeltmeye ülke bütçesinin tümünü harcamak bile yetmezdi.

Türkiye’nin Batıya açılan penceresi Galatasaray, ülkesinin en güzel tanıtımını tek başına yaptı. Türk Tanıtma Fonu’nda para kalmamış.. Nasıl bir tanıtım yapılmış, paralar nereye harcanmış kimbilir. Başarı sahiplerinin teri kurumadan verilen ödül daha değerlidir. Bu yapılamadı. Daha ne bekleniyor acaba?