Galatasaraylılar Başarı Bekliyor Kaynak : 09.10.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray Futbol Takımı iyi gitmiyor. Üst üste kaybedilen maçlardan sonra ligde 7. ci sıraya düştü. Bu durum uzun yıllardan beri ilk kez görülüyor. Ayrıca Avrupa Şampiyonlar Liginde oynadığı iki maçı da kaybettiği için grubunda sonuncu.. Son haftalarda ortaya konan oyuna ve alınan sonuçlara bakılınca, Galatasaray’da bir hastalık olduğu açık.

Sezon başında, yine şampiyonluğa oynayacak güçlü bir takım kurulduğu herkesçe kabul ediliyordu. Hatta Galatasaray, sezonun ilk maçlarından sonra şampiyonluğun en yakın adayı olarak ilan edilmişti bile.. Daha sonra kaybedilen maçlar birbirini kovalamaya başladı; kötüye gidiş sürüyor.

Sorun nereden kaynaklanıyor ?

“Galatasaray’ın sezon başındaki hızlı çıkışı herkesin başını döndürdü. Galatasaraylılar kendilerini o kadar beğendiler ki, kendi nazarları değdi” diye yazmıştım geçenlerde.. Ancak bu görüş, sürüp giden çöküş karşısında tam bir tanı olamaz. Öyleyse hastalık nerede ? Oyuncularda mı, teknik kadroda mı, yönetimde mi ya da bunların arasındaki işbirliği ve karşılıklı anlayışın zedelenmiş olmasında mı ? Spekülasyonlar çok çeşitli.. Kimilerine göre takımda savunma yetersizdir. Başka bir görüşe göre, yabancı oyuncuların aynı ülkeden hatta aynı kulüpten transferi ve bunlara ödenen büyük paralar klikleşmeyi getirmişti. Kimilerine göre, uzun süren kamp uygulaması hatalıydı, baskıya dönüşmüştü ve oyuncuların psikolojik dengesini etkilemişti. Kimilerine göre de antrenör Fatih Terim kusurluydu.. Başka görüşler de var kuşkusuz..

Bir ekip çalışmasında başarısızlığın tek sorumlusu olamaz. Bu nedenle Terim’in tek başına sorumlu tutulması ya da kendisinin sorumluluğu üstlenmesi çok anlamlı değil. Terim’in,

görevden ayrılma konusunu gündeme getirmesi, bunalımı tırmandırmaktan öteye gitmez. Galatasaray’ın çıkarları açısından bakınca, dayanışmaya en çok gereksinme duyulan bir dönemde yersiz bir çıkış oldu bu. Terim’in istifa yerine, daha yararlı ödevleri olmalı Galatasaray için. Sezon ortasında antrenör değiştirmenin hiçbir işe yaramadığını Galatasaraylılar daha önce yaşanan Sigi Held ve Reinhard Saftig’in taraftar baskısıyla kurban edilmeleri olaylarıyla çok iyi biliyorlar.

Bu nedenle, sorumluluğun tek tek kişilerde aranması, “kurban arama” yöntemlerine başvurulması derde çare olamaz. Başarı ya da başarısızlık, başta yönetim kurulu olmak üzere geniş bir ekibe aittir. Bir yere kadar taraftar da bu ekibin içindedir. Öncelikli görev ve sorumluluk kuşkusuz, yönetim kurulunundur.

Bir grubun “takım” olabilmesi için birbirini seven, sayan, aralarındaki uyumu sürdürebilen kişilerden oluşması gerekir. Bu, sporcular için olduğu kadar, teknik kadro ve yöneticiler için de böyledir. Başta, yönetimin kendi içindeki uyumu olmak üzere çeşitli kademelerdeki uyum, performansı yükseltir. Yönetimde bulunduğum dönemlerde çok iyi gözlemlediğim bir olgudur bu. Yönetimin uyumlu çalıştığı dönemlerde başarılar birbirini kovalamıştır; uyumlu olmadığı dönemleri anımsamak bile istemiyorum.

Bulunduğumuz noktada Galatasaray için herşey yitirilmiş değildir. Yönetim Kurulu öncelikle kendi iç uyumunu mihenk taşına vurmalıdır. Kendisi bir “takım” olup takım ruhuyla çalışabiliyor mu? Yönetim kendi takım ruhuyla, teknik kadronun ve futbol takımının sorunlarını daha kolay çözebilecektir. Galatasaraylılar başarı bekliyorlar.

Çözüm için top yönetim kurulunda.